"Pucca Günlük" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Pucca Günlük" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Pucca Günlük

Hayat iştahı açık olana zor arkadaş!

Bir başarı öyküsü: 2 yılda 15 kilo verdim. Sanmayın kolay oldu. İskenderi düşman belledim, mantıyı görünce içli içli ağladım. Ama iş kilo vermekle de bitmiyormuş ki!

2 sene önce başlamış olduğum kilo verme serüvenimi eksi 15 kiloyla tamamlamış bulunmaktayım. Keşke biri bana kiloyu korumanın vermekten daha zor olduğunu anlatsaymış! Zannettim ki onca ay aç kaldım, kepek ekmeği yemekten pul pul döküldüm sonunda ama mutluluk beni bekliyor. Mutluluktan kastım elbette 36 beden bir pantolonun içine girmek. Ama diyetim bittiği gün havuzu mantıyla doldurup, bir yandan yüzüp, bir yandan hepsini yeme hayalleri kuruyordum.
Aslında bakma öyle kilo vermek için ekstra özel bir işkenceye tabii tutmadım kendimi. Sadece yemek yeme düzenimi değiştirdim. İnanılmaz sağlıksız besleniyordum, düzeltmeler yaptım. Dışardan yemek yemeyi kestim. Kendi yemeklerimi kendim yapmaya başladım. Pilatese gittim, yürüyüşler tabii bir de. Eskiden İsveç diyetinden tut, o iğrenç lahana çorbasına kadar denemediğim kalmamıştı. Başta işe yarıyor gibi duruyordu, sonrasında olduğum kilonun da üstüne çıktığımı görüyordum. Pamuk mu yemedim, kusmadım mı, bir hafta boyunca sadece kaşarlı tost yiyerek bile kilo vermeyi denedim. Hele Dukan, en son yemyeşil olmuştum fazla proteinden gözlerim kan çanağıydı. Diyetisyene gittim, o listeye sadece 2 gün sadık kalabildim.
Sanki böyle ne yapsam daha fazla kilo almam için yapıyormuşum gibi duruyordu.


Siyah en zayıf gösteren renktir


Ardından vazgeçiş evresine girdim. Yani artık sığmadığım elbiselerin farkına vardığım durum. Bir süre ‘ya regl olacağım diye böyle şişkinim ondan olmuyor bunlar’ diye kendi kendimi kandırıyordum. Aylarca mı sürermiş o şişkinlik. Sonrasında daha rahat şeyler giymek istiyorsun, ardından tek renkler aaa bi bakmışsın dolabın sadece, ‘zayıf gösteren’ kıyafetlerle dolu. Moda senin için, ‘hangisi daha ince gösterir’ anlamını taşımaya başlamış. Kafam zaten kocaman, istersem 40 kilo kalayım 20’si yanak olacak. O yüzden ‘ye gitsin’ dediğim evreler de oldu. Sonra bir gün göbeğinin boğum boğum katlarını mıncırırken, sanırım artık durmam lazım diye düşündüm.


Sana mı kalmış popomun çapı!


Ayy bir de 2 kilo verir vermez hemen, ‘daha fazla verme!’ diye sana ahkam kesenler oluyor. Sana ne yani, sen misin yetkili merci? Ben de bu insanlardaki hadsizliği anlamıyorum. Ciddiyim bak bu konuda. Başkasının bedenine dair olan şeyleri, kural koyar gibi söylüyorlar. Kilo vermen gerektiğini de, almanı da, yeterli demeyi de kendilerinde hak buluyorlar. Koynuma bile girmeyeceksin de sana mı kalmış popomun çapı. Manyağa bak!
Tabii bir de işin diğer tarafından bakmak gerekli. Çok memnun olduğum söylenemez, sistemin bize dayattığı güzellik anlayışına teslim olmaya ama kiloluyken de mutlu değildim ki. Kilo vermek zaten bence uyuşturucu gibi. Biraz tadını aldın mı hep daha fazlasını istiyorsun. Kafan sadece onunla dolu oluyor.


Evet, kilo vermeye çalışırken ‘hedefe az kaldı, ha gayret en zorlu yolları aştın bundan sonra vız gelir!’ ara sırada kilonun kitlendiği dönemler oluyordu. Özellikle yazın, gerekli ya oramı buramı açacağım için en işe yarar zamanında tak duruyordu. O zamanlar bile vazgeçmedim. Şimdi ise açıkçası biraz sıkıldım.Depresyonum bile değişti. Eskiden yemek kaşığıyla nutella yerdim. Varlığımı pastaya böreğe kurban verirdim. Şimdi ise yağsız meyveli yoğurtlarla acımı bastırmaya çalışıyorum.
Kendimi bitmiş bir ilişkinin uzatmalarını oynuyormuş gibi hissediyorum. Durumdan çok sıkıldım. Boğazımı tutamayışımın cezası bu denli yüksek olmamalı. Ne var sürekli açsam, ne var makarnaya zaafım varsa. Ekmeği sevgilimden çok sevmişsem ne var yani? Hani kilo moda oluyordu, hani artık kalın bacak popülerdi. Hayat iştahı açık olana zor arkadaş!

X