"Pucca Günlük" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Pucca Günlük" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Pucca Günlük

Fingirdeşmeyi beceremiyorum

Kendimi yavaş yavaş flörtlerin, tadından yenmeyen ‘olacak mı olmayacak mı’ kıpırtılarının içine atmayı düşündüğüm şu günlerde, flörtün klişe kurallarına bi bakayım dedim. Bakmaz olsaydım, meğer ben hiç flört kızı değilmişim yahu!

-Eski sevgilinizi anlatmayın: Arkadaşlar beni tanıdılar siz kaçın! Eski sevgililerimi anlatma aşamasını geçtim. Gittim bi de onlara kitap yazdım! Kitap yazmamış bile olsam yine kesin anlatırdım. Hayatımda olan her şeyi başka insanlara anlatma gibi iğrenç bir huya sahibim. Beni bakkala yolla, döndüğüm zaman sana bir saat beş dakikalık yolda ne maceralar yaşadım diye bi başlarım. Üstelik ekmek almayı da unuturum.
- Yemekte verdiğiniz siparişe dikkat edin: Yanlış yemek siparişi vermekte üstüme yoktur. O lanet olası spagettiyi yiyemediğimi bildiğim halde, her seferinde bi de salçalı salçalı istiyorum. Çünkü sipariş verirken beynim yanıyor. Bazen çok yemek yediğimi düşünüp benden kaçmasın diye ‘ben bi çorba alayım’ durumuna da girdiğim olmuyor değil. Adam seni yemeğe çıkartmış, sen kaşarlı domates çorbası istiyorsun (?) O kaşar bir uzuyor, yaşarken cehennemi tahmin edebiliyorsun.
-Kız arkadaşlarınıza zaman ayırmayı unutmayın: Sevgili bulunca ben kendi adımı unutuyorum sen ne diyorsun! Kız arkadaşlar başın belada olunca, ayrılınca, ne bileyim borca sıkışınca falan iyi oluyor da bu mutluluk günlerini onlarla paylaşamıyorsun. Mutlaka bir tanesi, ‘Ben demiştimcilik’ oynayacaktır. Bir diğeri senin gözünde Yunan tanrısı olan fanfininin bir açığını bulacaktır. Başka birisiyse hiçbir şey bulamazsa, “Onun yükselen burcu neymiş... Yay mı? Iı ıh hayatta olmaz ama tabii belli de olmaz yine de sen çok kapılma” diye bütün moralini bozacaktır. Bunların hepsini aynı insan da yapabilir tabii.

Maşallah genler iyi

-Dikkat ve ilgiyle onu dinleyin: Başaramıyorum, yapamıyorum. İnsanları dinleyemiyorum! Konuşmaya başladıkları an, sözlerini yarıda kesip hoop ben giriyorum devreye. Ya da onlar konuşurken hayal kuruyorum. Eski sevgilimin boşanmış olduğunu aylar sonra öğrenmiştim. Üstelik bana defalarca hikâyesini anlatmasına rağmen.
- Olmadığınız biri gibi davranmayın: Yukarıda olan maddeye bağlamam lazım bunu. Bir şeyler anlatıyor bla bla bla... O sırada, “Maşallah sağlıklı duruyor, genler iyi. Çocuğumuz olursa babaya benzesin bari. Dişleri sağlam mı açsa biraz ağzını ya.. Düğüne inşallah çok akrabası gelmez. Ya da gelse mi altın altındır. Saçlar da daha dökülmemiş tamam ya ben buna yürürüm” diye düşünürken bana bir soru soruyor. Orada tıkanıp kalıyorum.

Amacım onu alt etmek

-İltifat edin: İşte beceremediğim en büyük olay! Adam kendini övmeye başlamışsa ben bir sinir oluyorum. Var oluş amacım onu alt etmek üzerineymiş gibi oluyor. Her söylediği şeye bir kulp buluyorum, sürekli savaş halindeyim. Dalga geçermiş gibi aşağılamaktan acayip zevk alıyorum. Gerçekten çok beğendiysem de “Oyyy senin köfte dudakların mı var! Uuu adonis mi yaptın sen? Pıt pıt pıt ağırlık mı kaldırdın o kollar için... Allahım kes beni kes, şu yakışıklılığa bakar mısın? Sana terfi vermeyen müdürün evini yakarım be sen ne diyosun” türü şeylerin ağzımdan çıktığı görülmüştür. Bir ortasını bulamadım...
-Gelecek beklentileri hakkında konuşmayın: İstisnasız her gittiğim yerde şöyle bi etrafa bakıp, ‘Burada da ne güzel düğün olurmuş’ diye bir cümle kuruyorum. Kebapçıda bile. İki kere tuvalete gitse, “Yaşlanınca kesin prostat olur bu kaçsam mı?” diye düşünüyorum. Sen bana gelmişsin gelecek beklentisi diyorsun! Öff flörtleşmek atomu parçalarına ayırmaktan daha zormuş. Ben yine de gökten zembille inmiş uzun süreli ilişki; ‘Seni sanki yıllardır tanıyorum’ türünde birini beklemeye devam edeyim.

X