"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

Rekabet neden zararlıdır?

Birçok okulda ders gözlemi yapıyorum ve derslerde sürekli yarışmalar görüyorum.

Yarışmalar ve rekabet gerçekten yararlı mı?

AKIŞ ALANI

Chicago Üniversitesinden Prof. Mihaly Csikszentmihalyi bir iş yaparken, o işten son derece keyif alan insanları araştırıyor.

Görüyor ki işin “zorluğu”, “becerinin” bir ya da iki birim üstünde olursa, o kişi işten o kadar keyif alıyor. Çünkü bu durumda zorluk derecesi ulaşılabilir oluyor ve kişi kendini geliştiriyor.

Çocuklar zaten bu yüzden bilgisayar oyunu oynamıyor mu? Sürekli seviye atlıyor ve atladıkça da oyundan keyif alıyor.

Csikszentmihalyi buna “akış alanı” diyor.

Ama işin zorluğu, becerisinin çok üstünde olursa, kişi “Ben ne yaparsam yapayım başaramam.” diyor ve o işle uğraşmayı bırakıyor.

İşin zorluğu becerinin çok altında olursa, kişi sıkılıyor ve yine o işi bırakıyor.

OKULLARDAKİ DURUM

Peki, okullarda çocuklar akış alanına girebiliyor mu?

Çok az. Okullarda öğretmen dersi “ortalamaya” göre işliyor.

Başarılı öğrenciler sıkılıyor, zayıf öğrenciler de öğrenilmiş çaresizlik yaşayıp okulu bırakıyor. Sadece küçük bir azınlık akış alanına girebiliyor.

(Aslında okullar beceri odaklı değil, bilgi odaklı olduğu için akış alanından bahsetmek zor. O ayrı bir sorun.)

REKABET ORTAMI

Yarışma söz konusu olduğunda durum daha da kötüleşiyor.

Sınıfta rekabet ortamı varsa, kazananlar hep aynı öğrenciler olduğu için, seviyeyi onlar belirliyor.

Alt seviye zaten bırakmış oluyor. Seviye yüksekte belirlenince orta seviyedeki çocuklar da “öğrenilmiş çaresizlik” yaşamaya başlıyor.

Bu durumda öğrencilerin neredeyse %90’i akış alanı dışına itiliyor ve çalışmayı bırakıyor.

Peki, bu rekabet ortamı kazananlara yarıyor mu?

REKABET KİME YARAR?

Gerçek yaşamda rekabet ortamında en iyiler daha çok üretebilir. (Gerçek yaşamdaki rekabeti başka yazıda yazacağım.)

Ama bunun o kişi için bir bedeli var.

Rekabet ortamında kazanan çocuk, başarı ile kabul gördüğünü düşünüyor.

Koşullu kabule bağlı bir yaşamı oluyor ve özünde değersizlik duygusu geliştirmeye başlıyor.

Onun için sürekli yerini koruma derdine düşüyor. Stresli ve kaygılı bir yaşam sürüyor.

Rekabetin, başarılı çocuklara bir zararı daha vardır.

REKABET ÇALIŞMAYI ÖLDÜRÜR

Bir anne çocuğunun çalışmadığından şikayet etti. Çocuk demiş ki “Anne zaten çalışmadan birinci oluyorum. Neden çalışayım?”

Rekabet ortamında büyüyen çocuğun başarı algısı başkalarını geçmek olduğu için, diğerlerini geçince çalışmayı bırakıyor.

Oysa çocuk başkalarından daha iyi olmak için değil, kendi yapabileceğinin en iyisini yapmak için çalışmalı.

O çocuğun referans noktası kendisi olsaydı, diğer insanların seviyesi ile ilgilenmez, sürekli kendini geliştirirdi.

Kısacası rekabet, seviyesi yüksek olan için de düşük olan için de zararlıdır.

REKABET YERİNE NE YAPILMALI?

“Rekabetçi” kişiler diğerlerini geçtiğinde; “gelişim odaklı” kişiler kendilerini aştığında mutlu olur.

Başkasını geçmek “dış referanslı”, kendini aşmak “iç referanslı” olmaktır. Bu durumda çocuğun başarısı da huzuru da kendisine bağlıdır. Ne özgür bir yaşam!

O zaman öğretmenler sınıflarda her çocuğun seviyesini belirleyip ona göre etkinlik yapar ve ödev verirse, o zaman her çocuk akış alanına girer ve kendi seviyesine göre gelişim gösterir.

Bu durumda sadece azınlık bir grup değil, her öğrenci hem başarılı hem mutlu olur.

X