"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

Prof. Sancar’dan sonra Nobel ödülü sayımız artar mı?

Bir ülke, olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yaparsa, bir sonraki olimpiyat oyunlarında o ülkenin olimpiyat başarısı artıyor.

Neden? Çünkü ülkede bir spor kültürü oluşuyor.

 

Obama’nın başkan olduğu yıl, siyahi öğrencilerin notlarında artış oluyor. Neden? Çünkü bir rol model ortaya çıkıyor.

 

Prof. Dr. Aziz Sancar, Nobel Ödülünü alarak göğsümüzü kabarttı.

 

Peki, bu ödül Türkiye’de bilimin önünü açar mı? Bir daha Nobel ödülü kazanma ihtimalimiz artar mı?

 

DAHİLERİN HAYATI

 

California Üniversitesi’nden Prof. Dean Simonton hayatını dâhileri anlamaya adamış bir bilim insanı.

 

Son 2300 yılı 20’li yıllara bölüyor ve dönem dönem dâhileri inceliyor.

 

Araştırma sonrasında ilginç bir şey keşfediyor.

 

Yirmi yıllık bir dönemdeki dâhi sayısını, bir önceki dönemdeki dâhi sayısı belirliyor.

 

Çünkü bir önceki dönem, ülkede bir gelişim kültürü oluşturuyor. Dâhiler genç yeteneklere mentorlük ve rol modellik yapıyor.

 

ALTIN ÇAĞLAR

 

Yunan çağını düşünün: Sokrates, Plato, Aristo, Hipokrat birbirini takip ediyor.

 

Newton, “Başarılı oldum çünkü devlerin omuzunda oturuyordum.” diyor.

 

Nobel ödüllü bir bilim insanı ile çalışma, Nobel kazanma ihtimalini %20 civarında artırıyor.

 

İki kez Nobel kazanan Marie Curie’yü düşünün. Bir tanesini kocasıyla beraber kazanıyor. Yıllar sonra kızı da Nobel kazanıyor.

 

Nobel kazanan yedi bilim insanının çocukları da Nobel kazanıyor. Gelişim kültürü içinde ve mentor olmadan Nobel kazanmak çok zor.

 

Prof. Sancar’ın Nobel alması bizim yolumuzu açar mı?

 

Çok zor. Çünkü şu anda ülkemizde ne gelişim kültürü var ne de gençlere mentorlük yapan bir yapı.

 

İLİŞKİ AĞI

 

Simonton bir şey daha fark ediyor. Dâhilerin ve Nobel Ödülü almış bilim insanlarının fikir alışverişinde bulunabileceği çok geniş bir ilişki ağı var.

 

Newton’un 33 tane kendi seviyesindeki bilim insanı ile ilişkisi var.

 

Michelangelo’yu düşünün. İlişki ağında Leonardo ve Raphael var.

 

İnsanlar sadece kendisi gibi olan insanların ortamında gelişebiliyor.

 

Sizce, Prof. Sancar, Türkiye’de olsaydı, kendisini güçlü bir bilimsel ilişki ağında bulabilir miydi?

 

Zaten sistemden dolayı akademisyenler ders vermekten araştırma yapamıyor.

 

Fikir alışverişinde bulunabilecek ilişki ağını kuramıyor.

 

 

BARIŞÇIL ORTAM

 

Simonton, bir şey daha keşfediyor.

 

Dâhiler çoğunlukla politik olarak barışçıl ortamlarda ortaya çıkıyor.

 

Helenistik dönemden tutun da Rönesans’a ve Aydınlanma Çağı’na kadar barışçıl ortamlar dâhi üretiyor.

 

Hatta Roma İmparatorluğu döneminde barış zamanı dâhiler ortaya çıkıyor, savaş döneminde azalıyor.

 

İSLAM DÜNYASI

 

Buna İslam Dünyası da dahil. 8. yüzyılla 13. yüzyıl arası İslam dünyası altın çağını yaşıyor.

 

Abbasi Devleti, o zamanlar bile araştırmaya, şu anda çoğu gelişmiş devletin ayırdığı paradan daha fazla para ayırıyor.

 

O dönemde en fazla parayı bilim insanları kazanıyor.

 

İbn-i Sina ve İbn-i Rüşd hep bu dönemin bilim insanları.

 

Bilimsel yöntemin kurucusu kabul edilen İbn-i Heysem o dönemin bilim insanı.

 

O zamanın devletleri bilimin en büyük sponsorları.

 

TÜRKİYE VE BİLİM

 

Şimdi Türkiye’yi düşünün. Sizce ülkemiz dâhi yetiştirecek barışçıl ortama sahip mi?

 

Devletimiz bir bilim devleti mi? Partilerin seçim beyannameleri ortada.

 

Kısacası, Prof. Sancar Nobel kazandı. Türkiye’de Nobel kazanabilecek kapasiteye sahip sayısız bilim insanımız var.

 

Ancak dâhi çıkartacak ne gelişim kültürü, ne kültürel yapı, ne ilişki ağı ne de barış ortamı var.

 

Bu çevresel ve kültürel etkenler düzeltilmedikçe, tüm insan kapasitemiz çöpe gidecektir.

 

Bu da bir ülke için çok acı bir durumdur.

 

NOT: instagram.com/dr.ozgurbolat adresinden anne/baba eğitimine ve tartışmalara katılabilirsiniz

 

 

X