"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

İzniniz olmadan hiç kimse sizi kızdıramaz!

Bir gün dört arkadaş kalabalık bir restoranda hem yemek yiyoruz hem de önemli bir konuyu tartışıyoruz.

Yan masada da bir çift oturuyor. Çiftin birbiriyle çok konuşmadığını fark ediyorum.

Biz hararetli tartışmamıza devam ederken, kadın bize dönüyor ve “Lütfen biraz sessiz olur musunuz? Sizin konuşmalarınızdan dolayı sohbet edemiyoruz.” diyor.

Özür diliyoruz ve sohbete geri dönüyoruz.

Bir saat sonra kadın sinirli bir şekilde bizi tekrar uyarıyor. “Bütün konuşmanızı dinledik. Artık şu sorunu çözün. Biz sohbet edemedik.”

Tekrar özür diliyoruz. Biraz da kadınla sohbet ediyoruz. Kadının da fikirlerini alıyoruz. Sonunda gülerek ayrılıyoruz.

Bu kadını sinirlendiren neydi? Kadını sinirlendiren biz miydik yoksa başka bir şey miydi?

DUYGULARIN KAYNAĞI

İnsanın duygusunun kaynağı kendisidir.

Duygular bizdeki bir yaradan (olumsuz duygular) ya da var olduğumuzu anlamamızdan (olumlu duygular) kaynaklanır.

Bir kişi ya da durum yaramıza dokunursa, bizde öfke oluşur.

Yani, başka birisine kızdığımızda, aslında o kişi bizdeki yarayı oluşturan değil, sadece bizde zaten var olan yarayı dürten kişidir.

Başka bir deyişle o kişi yaranın dolayısıyla öfkenin kaynağı değil, tetikleyicisidir.

Ama biz de çoğu zaman sanki yarayı o oluşturmuş gibi karşıdaki kişiye kızarız.

Kendimizden kaçarız.

Burada yapılması gereken, karşıdakine kızmak değil, kendimizde yaranın ne olduğunu keşfetmek ve onu düzeltmektir.

ONAYLANMA İHTİYACI

Örneğin, onaylanma ihtiyacınız (yara) varsa ve başka birisi sizin fikrinize katılmadığı zaman sinirleniyorsanız, bunu fark etmelisiniz.

Sonra kendinize demelisiniz ki “Sürekli onaylanmayı istemek bendeki bir yaradır. İnsanlar beni onaylanmayınca sinirleniyorum. Bu yaramı iyileştirmem lazım. İnsanlar beni onaylamak zorunda değil. Onların benle hemfikir olma zorunluluğu yok. Onaylamasalar da bana sevgi/saygı duyabilirler.”

(Bu arada saygı kavramı da sorunlu bir kavramdır. Onu başka bir yazıda yazacağım.)

YAN MASADAKİ KADIN

Yan masadaki kadının öfkelenme sebebi aslında biz değildik. Biz sadece onun bir yarasını tetikledik.

Çünkü kendisi zaten eşiyle sohbet etmiyordu. Muhtemelen bir ilişki sorunu var. Zaten masadaki arkadaşlarım da bunu daha önceden fark etmişti. (Tabii bu bizim varsayımımız.)

Eşiyle sohbet edememenin (yara) faturasını bir dış etkene kesti.

Aslında bu kadının yapması gereken diğer insanlara kızmak değil, ilişkisini düzeltmek, yani yarasını iyileştir.

GÜRÜLTÜ

Peki, biz gerçekten gürültülü müydük? Gerçekten gürültümüze kızmış olamaz mı?

Olabilir tabii ki ama elimizde şöyle de veriler var.

Restoran kalabalıktı ve gürültülüydü ama biz hiçbir masada konuşulanı duymadık. Neden? Çünkü masamızdaki sohbet bizi içine almıştı.

Dahası başka masalar bizden rahatsız olmamıştı. Gürültü sadece bazı insanların yarasını dürtmüştü.

SONUÇ

Sonuç olarak bir kişi bizde öfke veya üzüntü oluşturursa, bu duygunun kaynağı onlar değildir.

Suçu onda arayıp ona kızmaktansa, kendimize dönüp yaramızı keşfetmeliyiz.

Kendi duygumuzun sorumluluğunu almalıyız. Bizdeki duygulardan dolayı, başkalarını suçlayarak mutlu olamayız.

Unutmayın ki sizin izniniz olmadan kimse sizde olumsuz bir duygu oluşturamaz.

NOT: Başka insanlar bizdeki yaraların kaynağı değil, tetikleyicisidir dedik. Ama anne ve babalar hariç. Bizdeki yaraların çoğu çocukluğumuzda anne ve babamız (bizi yetiştirenler) tarafından oluşturulur.

https://www.instagram.com/dr.ozgurbolat/

X