"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

Çocuk istismarları nasıl önlenir?

ÇOCUK istismarı kanayan yaramız ve toplum olarak bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Peki, çocuk istismarı sorunu nasıl çözülür?

İlk olarak “Nasıl çözülmez?” sorusunu yanıtlamak gerekir.

NASIL ÇÖZÜLMEZ?

Maalesef çocuk istismarını yapan kişileri cezalandırılarak ‘temel’ sorun çözülemez. Çünkü ceza, kişiye bir şey öğretmez. Ceza sadece yakalanmadan suça devam etmeyi öğretir. Bu insanlar cezaevine konulsa bile aşağıdan başka istismarcılar türeyecektir.

Başka bir deyişle önemli olan sivrisineklerden kurtulmak değil, bataklığı kurutmaktır. Sivrisinekleri cezalandırarak bataklığı kurutamayız.

SUÇUN PSİKOLOJİSİ

O zaman şu soruyu sormamız gerekir. Bir kişi neden çocuk istismarı suçunu işler?

Sadece istismar değil, insanlığa karşı işlenen suçların temelinde, küçükken benlikte oluşan yaraları tamir etme çabası vardır. Suçlu, suç işleyerek bu yarayı iyileştirdiğini zanneder. Onun bakış açısına göre her suç, onun için pansuman görevini görür.

İstismar yapan kişilerin benliklerinde yaralar vardır. Kimlik oluşumu sağlanmamış, birey bütünlüğünü oluşturamamıştır.

Peki hangi çocukların benliklerinde küçükken yara oluşur?

Oslo Üniversitesi’nden araştırmacı psikolog Dr. Aina Sundt, suç işleyen psikopatları inceleyince keşfediyor ki istisnasız, tekrarlıyorum istisnasız, tüm suçlular benzer aile yapılarında büyümüş. Peki nedir bu aile yapıları?

SUÇU OLUŞTURAN AİLE YAPILARI

Aileler çocuklarını yetiştirirken, çocuklarına gösterdiği ilgiyi derecelendirebiliriz. Bazı aileler hiç ilgi göstermezken, bazıları çok ilgi gösterir. Hiç ilgi göstermeyen aileye ‘ihmalkâr’; çok ilgi gösteren aileye de ‘aşırı kontrolcü’ veya ‘aşırı müdahaleci’ aile diyebiliriz.

İhmalkâr aile, çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamıyor. Onu hayatta yapayalnız bırakıyor. Dolayısıyla çocuk empatiyi ve ilişki kurmayı, yani bağlanmayı öğrenemiyor.

Bağlanmayı bilmeyen bir insanın, diğer insanları önemsemesi çok zor.

Aşırı kontrolcü aile de çocuğun hemen hemen her şeyine karışıyor. Çocuk bir kimlik geliştiremiyor. Dolayısıyla kendi duygularının ve davranışlarının sorumluluğunu alan bir birey olamıyor. Düşünen bir askerin elindeki düşünmeyen bir silah olabiliyor.

Dr. Sundt keşfediyor ki bu suçlular ya ihmalkâr ailede ya da aşırı kontrolcü ailede büyümüş.

(Tabii şunu hatırlatmak da çok önemli. Suçlular, sorunlu ailelerden çıkabilir ama her sorunlu aile suçlu üretmez. Sorunlu ailelerden büyüyüp farkındalık, bilinç ve iradeyle bütünlüğünü sağlamaya çalışan çok insan var.)

SAĞLIKLI AİLE MODELİ

O zaman biz istismar veya diğer suçları bitirmek/azaltmak istiyorsak, çocuk yetiştirme modelimizi sorgulamamız gerekir. İl ve ilçelerdeki yetkililer, aileleri analiz edip aile türlerine göre onlara gerekli desteği veya eğitimi vermelidir.

Aynı zamanda çocukların benliklerinde yaralar açan okullardaki otoriter yapı da sorgulanmalı. Kontrol değil, ilişki odaklı bir pedagoji benimsenmeli.

Ailelerdeki ve okullardaki böyle bir çalışma, şu andaki istismar suçlarının azalmasına hemen katkı sağlamayabilir ama geleceği inşa eder. 10 yıllık bir sürede sadece istismar değil, diğer suçlar da azalır. Daha barış dolu bir toplum oluşturmuş oluruz.

 

ÖĞRETMEN PERFORMANS SİSTEMİ ETKİLİ OLUR MU?
ARAŞTIRMALAR gösteriyor ki öğretmen değerlendirme sistemleri, öğrenmenin kalitesini arttırıyor. Ama değerlendirmenin hangi koşullarda yapıldığı çok önemli. Çünkü her değerlendirme aynı etkiyi yaratmıyor. Peki hangi koşullar gerekli?

Eğer değerlendirme, güvenilen bir okul lideri (her müdür lider değildir)
tarafından yapılıyorsa, gözlem yapma eğitimi almış öğretmenler tarafından sınıf gözlemiyle ve veriyle destekleniyorsa, değerlendirme sonunda öğretmene geribildirim veriliyorsa, tek seferlik değil de uzun süreliyse, bireysel değil de paylaşımcı bir okul kültürü varsa, öğrencilere sorulan sorular memnuniyetin yanı sıra sınıftaki pedagojik kültürü sorguluyorsa, değerlendirmenin temel amacı ödül veya ceza değil de gelişimse değerlendirme sistemi işe yarıyor. Peki bizim okullarda bu koşullar var mı?

Maalesef hayır. Okul müdürü olmanın standartları net olmadığı için, okullarda sınıf gözlemi yapma kültürü olmadığı için, öğretmenlere değerlendirme eğitimi verilmeyeceği için, değerlendirme veri odaklı değil öznel olacağı için, değerlendirme gelişim amaçlı değil, kontrol amaçlı olduğu için, okullarımızda geribildirim kültürü olmadığı için, öğretmenler arasında kutuplaşma olduğu için (sendika ve siyasi görüş), bizim test sonuçları anlamayı değil bilgiyi ölçtüğü için öğretmen değerlendirme sistemi çok etkili olmayacaktır.

Dahası veliler öğretmene not verirse birçok veli öğretmenden çocuğunun ihtiyacını değil, isteklerini karşılamasını talep edecektir. Örneğin öğrencilerle sınıfta öğrenmeyi sağlamayan ama eğlenceli ders yapan öğretmen yüksek not alabilir. Tehdit olarak bile kullanabilir. Bu koşullar sağlanmazsa sistem tam tersi etki yaratır. Yani öğretmenler arasında iletişim bozulabilir, rekabet ortamı artabilir, etik davranışlar ortaya çıkabilir ve öğrenme ikinci plana atılıp yüksek not alma ön plana çıkabilir.

Ama şu da unutulmamalıdır ki öğretmen kalitesini arttırmak için mutlaka kapsamlı bir çalışmaya ihtiyaç vardır. İlk olarak yukarıda saydığım koşullar sistematik olarak ele alınmalıdır. Ayrıca öğretmen adaylarının seçimi ve öğretmen yetiştirme politikaları da sorgulanmalıdır. Öğretmenlik gibi özünde adanmışlık olan mesleklerde, kontrol değil ilişki odaklı sistematik çalışmalar daha verimli sonuç verir.

X