"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

“Ben dili” yerine, ne kullanılmalı?

Geçen hafta söylediğim gibi “ben dili” çocuğun duygusunu önemsizleştirir ve çocuğu aileye bağımlı kılar.

Onun yerine “benim duygularım benim davranışlarıma bağlı” mesajı vermek gerekir.

(O yazıyı buradan okuyabilirsiniz: http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ozgur-bolat_313/-ben-dili-cocuklara-nasil-zarar-verir_30202573)

Peki, “ben dili” kullanmak yerine, başka ne yapmalı?

SENİN DUYGUN NE?

“Ödevini yap. Üzülüyorum.” diyen bir annenin amacı nedir?

Çocuğun ödev yapmasını sağlamak. O zaman amacımız çocuğa bir şey yaptırmaksa, ilk önce daha önemli soruları yanıtlamamız gerekiyor.

İlk olarak; anne varsayıyor ki ödev yapmak çocuk açısından iyi bir şey. Bu gerçekten doğru mu?

Örneğin, yaşlı amca ilacını almıyor. Çocukları da kızıyor. Ancak bilmiyorlar ki yaşlı amca iyileşmek istemiyor. Çünkü çocukları onunla sadece hasta olduğunda ilgileniyor.

İyileşmemek, yaşlı amca için iyi bir şey.

AİLEDE BEN DİLİ

Aynı şekilde çocuk ödevini yapmıyor. Anne, “Ödevini yapmazsan üzülürüm.” diyor.

Anne bilmiyor ki belki çocuğun ödevi yapacak becerisi ve bilgisi yok.

Çocuk ödevi yanlış veya eksik yaparsa, okulda rezil olacak.

Çocuk için denememek ve ceza almak, başarısız olmaktan daha iyi.

Yani, ödev yapmamak çocuk için iyi bir şey.

ÇOCUĞU ANLAMAK

Bu durumda çocuğa “Ödevini yapmazsan, üzülürüm.” demek, yardımcı olmaz.

Amacımız ödevi yaptırtmak değil, çocuğun bakış açısını ve duygusunu anlamak olmalı.

Anne şöyle diyebilir:

- Ödevini yapmadığını gördüm (Yargısız gözlem). Yapmama sebebin nedir? (Ya da ödev yapmayınca, ne hissediyorsun?) (Çocuğu anlama)

- Sıkıcı/Zor/Kolay/Saçma. (Gerçekler)

- Peki, kendini bu durumdan nasıl kurtarabilirsin? (Beraber çözüm arama)

Böyle bir diyalog çocuğu ödev yapmaya zorlamaz. Asıl soruna çözüm bulur.

Zaten amaç hiçbir zaman zorlama ile bir iş yaptırmak değil; çocuğa sorumluluk kazandırmak, sorun çözmeyi ve duygusunu yönetmeyi öğretmek olmalıdır.

Sorumluluk kazandırmadıktan sonra, çocuk ödevini yapsa ne olacak ki?

DOĞAL SONUCU PAYLAŞMA

Diyelim ki çocuğun bakış açısını dinlediniz ve gerekçelerinin yersiz olduğuna kanaat getirdiniz.

Bu durumda bile “ben dili” yerine, sadece davranışlarının “doğal sonuçlarını” paylaşmak gerekir.

Örneğin, “Yemeğini yemezsen, üzülürüm.” demektense; “Yemeğini yemediğin zaman, okulda enerjin düşmez mi?” sorusunu sorarak, davranışının doğal sonucunu paylaşabilirsiniz.

(Ancak sonuç paylaşmanın da şöyle bir sıkıntısı var. Çocuklar çoğu zaman davranışın sonucunu biliyordur. Zaten ona rağmen yapmıyordur.

Bu cümle sadece çocuğun sonucu bilmediği durumlarda kullanılmalıdır ve koşul olarak sunulmamalıdır.)

BEDEL ÖDETME

Diyelim ki çocuğu anladık. Zaten çoğu zaman çocuğu anlayınca, anne çocuğu zorlamaktan vazgeçer. Çocuğun kararına güvenir.

Davranışın sonucunu da paylaştık.

Çocuk ona rağmen hala yapmıyorsa, anne duygusunu empoze etmektense, davranışının bedelini söylemeli.

“Yemeğini yemezsen, üzülürüm.” demektense “Yemeğini yemezsen, aç kalırsın. Başka zaman yemek yapamam.” ya da “Kendi yemeğini kendi yaparsın.” demek gerekir.

(Bedel hassas bir konu. Cezadan da farklı. Onu daha önce yazmıştım. Buradan okuyabilirsiniz. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25226080.asp)

ÇOCUĞU ANLAMAK

Sonuç olarak, “ben dili” çocukları kontrol eder ama sorumluluk kazandırmaz ve duyguları yönetmeyi öğretmez.

Onun yerine, çocuğun duygusunu anlamak, problem çözmede yardımcı olmak, onun kararlarına güvenmek, davranışın sonucunu paylaşmak veya bedel sunmalıyız.

O zaman çocuk bir birey olarak mutlu ve sorumlu bir yaşam sürer.

NOT: Anne-baba eğitimine katılmak için Instagram’da dr.ozgurbolat hesabını takip edebilirsiniz.

X