"Oya Armutçu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Oya Armutçu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Oya Armutçu

Nafaka isyanı

S. çalışmıyor; eğitimi, mesleği  yok. Biri 2, diğeri 5 yaşında iki çocukla aylık 300 liralık  yoksulluk nafakasını şiddet gördüğü için boşandığı eski eşi ödemiyor. “Nafakayı almak için mahkemeye gidersen seni öldürürüm” diye tehdit ediyor. Bir yanda S. gibi nafaka mağduru kadınlar var. 

Diğer yanda ise kısa süreyle evli kaldıkları eski eşlerine ortak çocukları da olmadığı halde yıllarca maaş gibi “yoksulluk nafakası” ödeyen ve isyan eden erkekler...

DERNEK KURUP ÖRGÜTLENDİLER

Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu adı altında örgütlenen bu erkeklerden bazıları,  eski eşlerinin ‘Nafakam kesilmesin’ diye sigortasız işte çalıştıklarını, mal kaçırdıklarını, başka erkeklerle imam nikâhıyla evlenip kendilerini sömürdüklerini bile iddia ediyor.

ÇOCUKSUZ KADINA  NAFAKA VERİLMESİN

Süresiz nafaka konusu geçen yıl TBMM Aile Bütünlüğünü Koruma ve Boşanmaları Araştırma Komisyonu’nun da tartıştığı en önemli başlıktı. Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu Başkanı İlknur Birsel bu komisyonda yaptığı sunumda, 1988’den beri erkeğin ömür boyu nafakaya mahkûm edildiğini savundu. “Erkektir, kesinlikle kötüdür” mantığıyla hareketle işsiz olsa dahi erkeğe süresiz nafaka ödettirildiğini iddia eden Birsel’in şu önerileri Meclis kayıtlarına geçti: “Boşanmalarda eşit kusur varsa nafaka bağlanmamalıdır. Çocuksuz kadına nafaka bağlanması insanlık suçudur. Ömür boyu nafaka yönteminin değiştirilmesiyle birçok sorun çözüme kavuşturulur. Nafakanın süresine karar verilirken evlilik süresi ve çocuk olup olmadığına bakılması gerekir.”

BAKANLIK SOSYAL YARDIM ÖNERDİ

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Mağdur Hakları Daire Başkanlığı’nca Komisyon’da yapılan sunumda ise nafaka yerine sosyal yardım yapılması da önerildi. Bu tartışma, önerilerin üzerinden bir yıl geçti. Komisyon raporu ise Meclis raflarında kaldı.

BOŞANMA DAİRE BAŞKANI GENÇCAN: SÜRESİZ NAFAKA KALKSIN

- Peki uygulamacılar ne diyor?

Boşanma davalarının temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan, Medeni Kanun’un 175. maddesindeki, “süresiz” yoksulluk nafakasının kaldırılarak sınır konulmasını savunuyor.

Gençcan’ın, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya hitaben sosyal medyadan da paylaştığı ve savunduğu önerisi bakın şöyle:

İŞTE O ÖNERİ

- “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun madde 175 hükmünün hakkaniyete ve boşanma hukukuna uygun olacağı için acil olarak aşağıdaki şekilde değiştirilmesini dilerim.

MEVCUT METİN: Yoksulluk nafakası

Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

DEĞİŞTİRİLMİŞ METİN: Yoksulluk nafakası

Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusursuz veya daha az kusurlu olmak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında beş yıl süreli olarak nafaka isteyebilir”

SORUN NASIL ÇÖZÜLEBİLİR

 Kadınlar mağdur, erkekler isyan ediyor. Yasa değişikliği teklifleri ve raporlar ise Meclis’te kaldı. Yargıtay’ın temyiz incelemesini yapan dairesi de kanunda değişiklik istiyor. Görünen o ki, sorun hem Medeni Kanun hem de uygulamada düğümleniyor.  Medeni Kanun’da süresiz nafaka yerine adalete uygun, erkeği hele çalışmayan ve çocuğu ile ortada kalan kadını koruyan bir nafaka sistemi getirilebilir.

Başkan Gençcan’ın önerdiği gibi beş yıl şeklinde bir süre konulması tartışılabilir. Nafaka bağlamanın kriterleri çocuksuz olma da düşünülerek yeniden belirlenebilir.

Devlette sosyal devlet olmanın gereği olarak bakanlığın önerisinde olduğu gibi bu kadınlara ve küçük çocuklarına sosyal yardımda bulunabilir.

Boşanma sonunda çocuklarıyla ortada kaldığı gibi toplum baskısına uğrayan çalışmayan kadınları artık mağdur etmeyecek, sosyal devlet anlayışına ve hakkaniyete uygun bir düzenleme yapılamaz m?

Gözler yeni yasama döneminde ve Meclis’te.

Nafaka isyanı

20 SAAT KÖPEK HAVLAMASI DİNLİYORUZ

Önce Ayhan Adıyaman’ın mail’i ve sorusu, sonra yanıtı:

“Kuşadası’nda ikiz ve müstakil 110 evden oluşan bir sitede yaşıyorum. Sitemizin yönetim planının 2. bölümünün 9. maddesinde ‘Kendi bağımsız bölüm ve eklentisiyle ortak yerlerde kat malikleri kurulunca müsaade edilmedikçe kedi, köpek ve tavuk gibi diğer hayvanlar beslenemez’ hükmü yer alıyor. Bu zamana kadar da kat malikleri kurulunca bu hükmün aksine bir karar alınmış değil. Buna rağmen çoğu kiracı olan komşularımızın önemli bir kısmı köpek, kedi ve tavuk beslemekte. Hatta kimi evlerde 4-5 köpekle birlikte 30-40 kedi besleyen komşularımız var. Bu durum öyle aşırı bir hal aldı ki günün neredeyse 20 saati köpek havlaması dinliyoruz. Yan komşunun bahçesinde gece havlayan bir köpek kendi yatak odamızda havlıyor gibi hissediyoruz. Yazın sıcaklarında bile bu durum nedeniyle kapı pencere açamıyoruz.

Zabıta, kaymakamlık, tarım il müdürlüğü gibi birimlere defalarca dilekçeyle başvurduğum halde kalıcı bir çözüm gösteren olmadı. Yönetime yeni seçilen arkadaşlarımız son derece iyi niyetli ancak bu sorunun nasıl çözülmesi gerektiği hakkında profesyonelce bilgi sahibi değiller. Ayrıca bu konuda kat sahiplerine mi yoksa kiracılara mı mektup gönderilmesi konusunda da bilgi verirseniz seviniriz.”

 

YÖNETİM PLANINDA YASAKSA  BESLENEMEZ

 

Apartman ve sitelerde ev ve süs hayvanı beslenmesine dönük kanuni bir yasak yok. Ancak, Türk Medeni Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu ve Hayvanları Koruma Kanunu’ndan kaynaklanan sınırlamalar var. Ev ve süs hayvanı besleyen kişi, hayvanının çıkardığı gürültü, koku ve benzeri davranışları; “hoşgörü” sınırını aşıyorsa bundan sorumlu tutuluyor.

Şuradan başlamak gerekiyor:

O kedi ve köpekler, sahipleri olan o ailenin birer ferdi gibi. Nasıl insanlar çocuklarının davranışlarından sorumlu iseler evcil hayvanlarının da bakımı ve hareketlerinden sorumlular. Öncelikle bu konuyu mahkemeye gitmeden komşuluk hukuku içinde çözmeye çalışmanızı öneririm.

Ancak Ayhan Adıyaman’ın mail’inden bu sınırın aşıldığı anlaşılıyor.

Bu noktada ise en kritik nokta yönetim planındaki düzenleme. Yönetim planında, bağımsız bölümlerde ev ve süs hayvanı beslenmesi yasak mı, değil mi ona bakmak gerekiyor. Kedi köpek beslemek yönetim planında yasaklandıysa, mahkeme o kedi ve köpeklerin tahliyesine karar veriyor. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da böyle. Sadece yönetim planına dayanılarak, tahliye kararı veriliyor.

İŞTE O KARAR

- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.02.1982 tarih 5-780 esas ve 131 karar sayılı kararında ‘Bağımsız bölümlerde (kedi, köpek, tavuk) gibi hayvanların beslenmesini açıkça yasaklamış olan yönetim planı hükmüne tüm kat malikleri uymak zorundadır’ deniliyor. Hatta, yönetim planında hayvan beslenmesine dair yasak var ise sitedeki şikâyetçi dışındaki tüm sakinler hayvanlardan şikâyetçi olmadıklarını söylese bile mahkemeler hayvanların tahliyesine karar verebiliyor.

Sizin de yönetim planındaki bu yasağı anımsatarak, öncelikle komşularınızın rahatsızlık veren konularda değişiklik yapmalarını istemenizi ve site yönetimi tarafından ev sahibi, kiracı tüm sakinlere yazıyla uyarı yapılmasını öneririm.  Ama sorun devam ederse komşularınız aleyhine bir avukata da danışarak kedi, köpek ve tavukların tahliyesi için dava açmanız gerekiyor.

Tüm okurlarımın Ramazan Bayramı kutlu olsun.

Şeker tadında bir bayram diliyorum.

X