"Oya Armutçu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Oya Armutçu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Oya Armutçu

Kadın, komşu yumruğundan nasıl korunur

GEÇEN hafta yazdığım, İzmir’de bir kadına komşusu erkeğin yumruk atıp dudağını patlatmasının, 6284 Sayılı Kadını Şiddetten Koruma Yasası kapsamına girmediğine ilişkin karar büyük tartışma yarattı.

Birçok kadın okurum karara tepki mail’i attı. Bazıları da “Hâkim niye böyle karar verdi?” diye sordular. Önce kısaca o kararı anımsatayım:

İzmir’de hâkim, 6284 Sayılı Kanun’un “kadın oldukları” ya da “cinsiyete dayalı ayrımcılık” niteliğindeki eylemlere karşı koruma sağladığı, “kedi besleme ve komşuluktan kaynaklanan husumete yönelik ihtilaf nedeniyle tedbir kararı verilemeyeceği” ve “konunun genel mahkemelerde halli gerektiği” gerekçeleriyle mağdur kadınların tedbir ve erkek komşunun silahına el konulması talebini reddetmişti. Mağdur kadınların avukatı, Avukatlar Sendikası Başkanı Sedef Ünal, ret kararlarına önümüzdeki günlerde itiraz edeceğini belirterek, kararın yanlış olduğunu savundu.

KARINCA: KARAR DOĞRU

Şiddet gören, tacize uğrayan kadınlar lehine verdiği örnek kararlarla Türkiye’de bir dönem gündem yaratan, eski Ankara 8. Aile Mahkemesi Hâkimi Eray Karınca ise hâkimin kararını “doğru” bulduğunu belirterek destek verdi. Karınca, 6284 Sayılı Yasa’nın komşu kavgasında, erkek komşuya karşı uygulanamayacağını, bunun yasanın çıkarılış amacına aykırı, “sakıncalı” ve “yanlış” olacağını savundu. Karınca, dava dosyasının içeriği bilinmediği gibi görülmekte olan bir dava hakkında görüş bildirmeyi sakıncalı bulduğunu, ancak kamuoyunun doğru bilgilenmesi açısından 6284 Sayılı Kanun’a ilişkin uygulamanın açıklanması gerektiğini söyledi. Karınca, avukat Ünal’ın “Yasanın tüm şiddet mağdurlarını kapsayacağı” itirazına ise katılmadı. Karınca, 6284 Sayılı Yasa ve karara ilişkin özetle şu değerlendirmeleri yaptı:

SAKINCALI VE YANLIŞ

“6284 Sayılı Yasa’nın 1. ve 2. maddelerinden yola çıkılarak, tüm şiddet mağdurlarının bu korumadan yararlanacağı, cinsiyete yönelik ayrımcılık kıstasının, komşuluk hukuku, ceza hukuku vb tüm ilişkilere uygulanmasını engellemeyeceği savunulmuştur. Nitekim yasadaki 2/1-ç bendinde kadının cinsiyeti nedeniyle uğradığı şiddetin dile getirilmiş olmasına karşın 1. maddedeki tüm şiddet mağdurlarının koruma kapsamında olduğunun ifade edilmesi kafa karıştıracak gibidir. Bu bakış açısına göre 2/1-ç bendindeki cinsiyete dayalı ayrımcılık kıstası diğer bentler gibi bir örneksemedir. O halde 1. maddedeki tüm şiddet mağdurları ifadesinden yola çıkılarak ‘koruma tedbirlerinden tüm şiddet mağdurları yararlanmalıdır’ demek olanaklıysa da bu sonuç hem sakıncalı hem de yanlıştır.

HAKKIN KÖTÜYE KULLANIMI OLACAK

Yanlıştır çünkü, her somut olayda hukuki ilişkinin niteliğine ve kadının cinsiyeti nedeniyle şiddete uğrayıp uğramadığına bakmak gereklidir. Her ne kadar yasadaki tedbirlerden tüm aile bireylerinin yararlanması olanaklıysa da amaç, esas olarak kadının cinsiyeti nedeniyle uğradığı ayrımcılığın tezahürü olan şiddetin önlenmesidir. Bunun dışındaki kullanımlara olanak vermek hakkın kötüye kullanımı olacaktır. Kaldı ki, 6284 Sayılı Kanun’un 1/2. bendi, bu kanunun uygulanmasında İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne uyulmasını emretmektedir. Bu sözleşmenin 3. maddesinde ise sözleşmenin amacı, ‘Toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem’ olarak belirlenmiştir.

YASANIN AMACI DIŞINA ÇIKMAK OLUR

Yasanın tarihsel geçmişi ve ruhu da dayanağı olan sözleşmedeki gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan adaletsizliğin bir parça da olsa telafisini amaçlamaktadır. O halde hukuki niteliğine bakılmaksızın her şiddet eylemine bu özel yasada yer alan tedbirleri uygulamaya kalkışmak yasanın amacı dışına çıkmak olacak ve ceza kanunu, medeni kanun gibi temel yasaların alanına da tecavüz oluşturacaktır. Oysa hayat deneyimleri bize bir hakkın amacı dışında kullanılmasının uzun vadede o haktan gerçekten yararlanması gerekenlere zarar vereceğini göstermektedir.

Kanun, kadının cinsiyeti nedeniyle uğradığı şiddetin önlenmesi amacıyla kadınların 1950’li yıllardan itibaren verdikleri bir savaşın ürünüdür. Amaç, kadının cinsiyeti nedeniyle uğradığı olumsuz ayrımcılığın bir sonucu olan şiddetin bu niteliği gözetilerek önlenmesidir ve bu şiddet daha çok aile içinde eş, baba, erkek kardeş ya da partner tarafından uygulanmaktadır.

DEVLET, ‘DÖVERSEN O ELİ TUTARIM’ DİYOR

Binlerce yıl kör noktada kalan ve özel alan sayılan bu şiddet olgusu, anılan 6284 sayılı Yasa ve onun halefi olan 4320 sayılı Yasa’yla nihayet görünür olduğu gibi devlet, bu tedbirlerle artık erkek eşe adeta ‘Seversin karışmam, ama döversen o eli tutarım’ demektedir.

SORUN YASANIN ETKİN UYGULANMAMASINDA

Türkiye’de sorun, bu elin bu bilinçten yoksun olarak titrek tutulması, yasayı içselleştirmemiş kamu görevlilerince etkin uygulanmamasıdır. Yasadaki  silaha el koyma dahil tedbirler bu amaçla öngörülmüştür. O halde yasadaki tedbirlerin komşu kavgasında kullanımı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanmıyorsa hatalı olması bir yana, kadınların şiddetten korunma mücadelesini sulandıracağı ve tetikte bekleyen ataerkil zihniyet yanlılarına malzeme vereceği için de sakıncalıdır.”

Karınca’nın değerlendirmesi böyle. Ben itiraz üzerine verilecek karar sonrası değerlendirme yapmak istiyorum. Tüm okurlarımın Kurban Bayramı kutlu olsun.

X