"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Üzüm çekirdeği mi zerdeçal mı?

Üzüm çekirdeği de, zerdeçal da mükemmel birer doğal ilaç. Ancak ikisini mukayese ediyorsak, zerdeçalı bir adım öne çıkarabiliriz.

Üzüm çekirdeği çok güçlü bir antioksidan. Yapısındaki resveratrol ve antosiyaninler sayesinde damar yaşlanması ve erken bunamanın en etkili frenlerinden biri.
Kalp krizi ve felç olasılığını azaltıyor.
Ayrıca mükemmel bir cilt dostu.
Kolajen üretimini destekliyor, cilt yaşlanmasına karşı da bir el freni işlevi üstleniyor.
Zerdeçala gelince...
İltihap baskılayıcı gücü, yapısındaki kurkumin ve turmeronlar nedeniyle çok yüksek. İltihap baskılayıcı besinlerin bana göre en güçlüsü.
Damar dostu, bellek destekleyici ve eklem yaşlanmasını engelleyici, hatta ağrı kesici güçleri de var.
Zerdeçalın romatizma ağrılarını azalttığı, bağışıklık fonksiyonlarını güçlendirdiği, kanserlere karşı ciddi bir koruma kalkanı oluşturduğunu biliyoruz. Bu nedenle ikisini mukayese ediyorsak zerdeçalı bir tık daha öne çıkarabiliriz.
Bana göre ikisinden de vazgeçmemekte, ikisinden de düzenli olarak aynı anda istifade etmekte
fayda var.
Metot şu: 1 kase yoğurda 1 çay kaşığı kadar zerdeçal (toz) ve aynı miktarda üzüm çekirdeği (toz) ekleyin. Üzerine çeyrek çay kaşığı karabiber ve 1 çay kaşığı kadar sızma zeytinyağı ilave edip afiyetle yiyin!

Huzurlarınızda antioksidan orkestrası

Antioksidanlar, serbest radikal saldırılarına engel olarak bizi kötü ve hızlı yaşlanmaktan, kronik hastalıklar ve kanserlerden koruyan doğal besin mucizeleri.
Sebze ve meyvelerde bulunan bu doğal maddelerden faydalanmayı bilmek lazım.
Antioksidan sistem adeta bir “senfoni orkestrası” gibi çalışıyor. Bu nedenle hep aynı antioksidanları kazanmamak, farklı antioksidan kazanımını hedeflemek gerekiyor.
Kısacası onlar adeta birer orkestra elemanı! “Peki, o orkestrada kimler var?” diyorsanız, buyurun...

◊ Şefler: Glutatyon ve katalaz
◊ Yaylı çalgılar: C vitamini (portakal, biber), E vitamini (fındık), beta karoten (semizotu)
◊ Üflemeli çalgılar: Magnezyum (ceviz), çinko (kabak çekirdeği), selenyum (tahıl)
◊ Vurmalı çalgılar: Likopen (domates), lutein (bal kabağı), antosiyaninler (siyah erik), resveratrol (üzüm), kateşinler (çay), elajik asit (yaban mersini), kuversetin (elma)
◊ Solistler: Alfa lipoik asit (ıspanak), koenzim Q10 (ıspanak)

Domates meme ve prostat dostu

Domates, prostat bezini ve memeyi korur. Sadece korumakla da kalmaz, düzenli domates ürünü tüketmek (salça) veya domates çorbasına biraz daha yüklenmek hasta bir prostatı tedavi bile eder! Bilimsel olarak da kanıtlanmış bir gerçek bu.
Domates, prostatın en büyük dostlarından biri. Meme kanserinden korumada, mevcut bir kanseri daha kolay defetmede ve tekrarı önlemede de işe yarıyor.
Domates bu gücü içindeki kırmızı mucizeye yani likopene borçlu.
Kırmızı mucize likopen bir flavonoid. Yağda eriyen müthiş bir madde. Prostat ve meme bol yağlı dokular. Bu nedenle likopen, prostatta ve memede çok kolay birikir.
Pişmiş ve hatta biraz da örselenmiş olursa, üzerine yağ da eklenirse domatesin etkisi daha da artar. Domates çorbasını daha sık tüketmek, içine zerdeçal ve karabiber eklemek, yemeklere ev yapımı salça eklemeyi ihmal etmemek bu nedenle çok önemli ayrıntılar.

Haşimato kalıtımsal mıdır?

Haşimato tiroiditi hastalığında genetik eğilimin rol oynadığını hatırlatalım. Eğer sizde ya da ailenizden birinde Haşimoto tiroiditi varsa, özellikle anneniz, kız kardeşiniz ve teyzelerinizin de incelemeden geçirilmesi yararlı olabilir.
Aslında bu araştırmayı ailenizde veya sizde otoimmün bir hastalık, yani bağışıklık sapkınlığı sorunuyla ilişkili bir hastalık varsa mutlaka yapmak gerekiyor.
Cinsiyet, Haşimato hastalığına yakalanmada önemli bir belirleyicidir ve kadınların bu hastalığa yakalanma riskleri 5-10 kat daha yüksektir.
Bu olasılık orta yaşlı kadınlarda daha fazladır. Bununla birlikte Haşimato hastalığının, erkekleri de yakalayabileceğini unutmamak gerekiyor.

Haşimatolulara bazı tavsiyeler

Haşimato tiroiditiniz varsa sigara içmeyin, çünkü sigara içenlerde hastalığın kontrolü zorlaşıyor. Ayrıca anneniz, ablanız ya da teyzenizde Haşimato hastalığı varsa sigara kullanmanız Haşimato’ya sizin de yakalanma olasılığınızı yükseltiyor.
Haşimato hastalarının iyotlu yiyeceklerden uzak durmalarında da fayda var. İyotlu ilaçlardan, iyot içeren radyolojik kontrast maddelerinden, iyotlu tuzdan uzak kalmaları gerekir.
Bu hastalığa yakalananların tiroid papiler kanserine yakalanma olasılığı arttığı için belirli aralıklarla -özellikle nodül varsa- ultrasonografik kontrollerden geçmeleri gerekiyor.
Selenyum desteği kullanmak, Haşimoto tiroiditinin kontrolünü kolaylaştırıyor. Bu nedenle günde 50 mikrogram kadar selenyum kullanmak yeterli oluyor.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI