"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Tatlı krizlerini azaltabilen 10 tavsiye

Tatlı krizleri, özellikle “insülin direnci” ile başı belada olanlar için ciddi bir problemdir. Ruhsal dalgalanmalar, özellikle depresif hallerde de aynı krizler sık sık tetiklenir.

Krizler kilo yönetimini güçleştirir. Yorgunluk nöbetlerini davet eder.
Tatlı krizleri kilo kazanımı yanında, az ya da çok mutlaka bir yorgunluk atağı ile biter. Ayrıca o krizler depresyon, stres gibi olumsuz duyguları da ön plana çıkarabilir.
Aynı krizler, uyku bölünmelerine, öfke ataklarına, ödem ve şişkinliğe sebep olabilir. Önlemek için öğün atlamayın. Un, şeker ve nişastadan uzaklaşın. Diğer ayrıntılar mı? Buyurun...

İnsülini patlatmayın

1- İşlenmiş karbonhidrat dolu hazır, paketlenmiş atıştırmalıklardan uzak kalın, cipslere, gofretlere dokunmayın.
2- Sadece şeker eklenmiş konsantre meyve sularına değil, gazlı, köpüklü, asidik içeceklerin tamamına mesafeli durun.
3- İhtiyaç olmadıkça ara öğün yemeyin. Yediğinizde de protein ağırlıklı olanları (yoğurt, ayran, peynir) tercih edin.
4- Posadan zengin beslenin. Gıdaların posa içeriği arttıkça şeker oranları düşer, bağırsaktaki mevcut şekerin emilimi azalır ve yavaşlar. Sebzeler, bakliyat grubu en önemli posa kaynaklarımız.
5- Meyvenin suyu yerine püresini, püresi yerine salatasını, salatası yerine kendisini, hatta mümkünse kabuklu doğal halini tercih edin.

Alkole şans tanımayın

6- Sebzeleri az pişirin. Mümkünse pişirmeden yiyin.
7- Pirinç yerine kepekli bulguru tercih edin.
8- Canınız karbonhidrat çektiğinde bir proteinle bir araya getirin. Yani bulguru yoğurtlu yiyin, makarnayı yoğurtlu ya da kıymalı pişirin. Meyveleri bile yoğurtla birlikte tüketin.
9- Aç karnına meyve yemeyin. Yiyorsanız ara öğün niyetine bir porsiyon ile yetinin. Yemek üstü meyveyi tamamen terk edin.
10- Alkole el sürmeyin çünkü alkollü içeceklerin neredeyse tamamı şekerden ya da nişasta zengini karbonhidratlardan üretiliyor.
İçkinin yanında mutlaka bir şey yenilecekse protein tercih edin.

HAŞİMATO SESSİZDİR!

Bağışıklık sapması sonucu gelişen tiroiditlerin en sık görüleni “Haşimato tiroiditi”dir. Yaklaşık 100 yıl kadar önce Japon doktor Hakaru Hashimoto tarafından tanımlanan bu tip kronik tiroiditleri son yıllarda daha çok görüyoruz.
Haşimato tiroiditinin önemli bir özelliği “sessiz ve derinden giden bir hastalık” olması, hastalığa yakalananlarda ciddi bir rahatsızlık yaratmamasıdır. Bu nedenle, hastalığı “sessiz tiroit iltihaplanması” gibi tanımlayanlar da vardır. Haşimato tiroiditi nadiren “hipertiroidi” tablosu ile ortaya çıkar.

Haşimato’nun teşhisi kolaydır

Haşimato tiroiditini muayene ile teşhis etmek kolay değildir. İlk belirtisi elle muayenede saptanan ağrısız bir tiroit bezi büyümesidir. Doktorunuz, Haşimato tiroidi olduğunuzu düşündüğünde, bunu doğrulayıcı bazı kan testleri isteyecektir.
Araştırmalar, Anti-TPO antikorlarının hastaların yüzde 95’inde yükseldiğini ve yüzde 60’ında da Anti-Tg antikoru testinin pozitif çıktığını göstermektedir.

Haşimato kilo kontrolünü bozar

Haşimato tiroiditinde en sık görülen kronik seyir, hastalığın sessiz ve derinden giden “hipotiroidi” formudur. Bu hastalıkta; ilerleyici bir kilo alma sorunu, gösterilen onca çabaya rağmen kilo vermede zorlanma, halsizlik gibi pek de tiroit hastalığını düşündürmeyen belirtiler ön plandadır.
Eğer, tahrip olan tiroit dokusu fazlaysa, hipotiroidi belirtileri daha da şiddetlenir. Bu durumda, hastaların şikayetlerine cilt kuruluğu, ciltte solukluk ve matlaşma, saç kırılma ve dökülmeleri, kabızlık, ses kalınlaşması gibi yakınmalar da eklenir.
Menopoz sürecine yaklaşan ya da bu dönemi yaşamaya yeni başlayan bir kadında kilo almaların, şişme ve yorgunlukların, müphem kas ve eklem ağrılarının Haşimato ile ilgili bir hipotiroididen kaynaklanabileceği başlangıçta pek akla gelmez.
Haşimato’ya bağlı tiroiditinin ilk ve tek belirtisi, sebebi bulunamayan bir “bellek azalması” da olabilmektedir. Bu durum özellikle ileri yaşlarda ağır seyredebildiğinden dikkatli olunmalıdır.

Alkali tercihi ne kadar gerekli?

Alkali besinler sayılan sebze, meyve ve tahıl tüketimini artırıp, asidik gıdalar kabul edilen hayvansal ürünleri kısıtlamanın sağlığa ciddi bir yarar sağlamadığı bilim insanlarının ortak kanaati. Ama alkali ağırlıklı beslenmenin kilo kontrolü, kanserden korunma, daha zinde kalarak daha sağlıklı bir ömür sürme şansını yükselttiğini iddia edenler de var.
Kanaatime göre ciddi bir alkali tutkunu olmanın ciddi bir faydası yok. Ama yine de bedene giren asit yükü azaltmak, asidik gıdalara sınırlamalar koymak faydalı olabilir.

ALKALİ BESİNLER

◊ Sebze ve meyve
◊ Tam tahıllar
◊ Baklagiller
◊ Fındık ve diğer tohumlar
◊ Yeşil çay

ASİDİK BESİNLER

◊ Kızarmış ürünler
◊ Hayvansal protein
◊ Süt ve ürünleri
◊ Alkol
◊ Mayalı ürünler
◊ İşlenmiş ürünler
◊ Yapay tatlandırıcılar
◊ Çikolata
◊ Kafein
◊ Soda

X