"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Stresle mücadele için 4 basit tüyo

Stres, pek çok sağlık ve sosyal soruna davetiye çıkarıyor. Bu nedenle de hepimizin stres konusunda az çok bilgilenmesi, stres yönetimi konusunda bazı temel bilgileri öğrenmesi lazım. Gelin, bazı stres savar stratejileri yeniden hatırlayalım.

Stres meselesi çok mühim bir konu. Sadece sağlık adına değil, sosyal ilişkiler, iyi ve başarılı bir iş yaşamı, aile bütünlüğü, huzur, keyif, haz bakımından da dozunda stres mühim bir belirleyici. Anlaşılan o ki önümüzdeki dönemde stresin önemi daha da artacak. Zira pek çok sağlık ve sosyal soruna davetiyeyi çıkaran ya da tetiği çeken o!
Bu nedenle de hepimizin stres konusunda az çok bilgilenmesi, stres yönetimi konusunda bazı temel bilgileri öğrenmesi lazım. Gelin, bugün her zaman ve her yerde hepimizin kolayca uygulayabileceğimiz bazı stres savar stratejileri yeniden hatırlayalım. Buyurun...
◊ Kısa ve hızlı gezintiler: Bunun için ille de parklara, bahçelere gitmeniz, göl veya deniz kenarı arayışları içine girmeniz gerekmiyor. Dahası kısa gezintiler için sokağa çıkmanız bile şart değil. Ofis içindeki kısa ama hızlı dolaşmalar da işe yarıyor. Kısacası yürüme en etkili stres savarlardan biri.
◊ Müzik dinleyin: Yavaş ritimli, dinlendirici bir müziğin de etkili bir stres savar olduğu kesin. Çalıştığınız ortamda ve evinizde, buna herhangi bir engel yoksa düzenli müzik dinleyebileceğiniz bir yapılanma oluşturun.
Bizim klinikte durum böyle, hemen her odada kendinizi başlangıçta pek de dikkatinizi çekmeyen, sakinleştirici bir klasik müzik dinlerken bulabilirsiniz.
Daha önce de yazdım, hatırlatayım: Stres savar müziklerin başında klasik Batı müziği var. En çok tercih edilenlerse Bach ve Beethoven’ın besteleri. Ben tasavvuf müziğinin, hatta klasik Türk müziğinin bazı makamlarının da ciddi birer stres savar olabilecekleri kanısındayım. Denedik, oluyor...
◊ Kitap okuyun: Kitap okumanın da etkili bir stres savar olduğu uzun süredir biliniyor. Kendinizi stresli hissettiğiniz dönemlerde koltuğunuza uzanıp herhangi bir edebiyat klasiğine dalmak, örneğin Kafka, Tolstoy, Dostoyevski, Orhan Kemal, Yaşar Kemal okumak mükemmel bir anti stres stratejisi olabilir. Eğer bunu keyifli bir müziğin eşliğinde yapabiliyorsanız, alacağınız sonuç daha da garantili olacaktır.
◊ Nefes almayı öğrenin: Her gün her dakika nefes alıp veriyoruz ama çoğumuz hâlâ doğru dürüst nefes almayı bilmiyoruz. Özellikle stresli dönemlerde “karından” derin derin nefes almayı bırakıp “göğüsten” sık ve yüzeysel nefesler alıp veriyoruz. Çözüm mü? Nefes terapistlerinde ya da okuyup öğrenmekte...

MUTSUZLUK BECERİKSİZLİKTİR

Bir arkadaşımdan gelen harika bir WhatsApp notunu sizinle de paylaşmak istedim. Not şu: “Mutsuzluk insanın yaşama beceriksizliğidir. Kendini gerçekleştiremeyen, düş kuramayan, görüşlerini açık açık dile getiremeyenler mutlu olamaz.”
Muslow’un deyimiyle “kendini gerçekleştiremeyen, kendine üreterek ve severek yeni dünyalar yaratamayan insan mutsuzdur”...
Yukarıdaki cümleler ODTÜ Felfese Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet İnam’ın Üsküdar Üniversitesi’nde yaptığı “Mutsuz insan ahlaksızdır” başlıklı konuşmasından alınmış.
Bir değil birçok kez okunması, hatta ezberlenip sık sık tekrarlanması gereken bilgiler bunlar...

BURUN KANAMASININ 5 MÜHİM NEDENİ

1- Ortam havasının kuruluğu: Kuru hava en çok rastlanan burun kanaması nedenleri arasındadır. Burun içini kaplayan mukoza adlı tabaka kurur, kanamaya ve enfeksiyona yatkın hale gelir. Çok soğuk havalarda da burun mukozasının kuruyup çatlaması sonucunda kişilerde burun kanaması görülebilir.
2- Kan basıncının yükselmesi: Yüksek tansiyonun belirtileri arasında burun kanaması da yer alır. Çoğu kez hiçbir belirti vermeyen yüksek tansiyon, bazı kişilerde (özellikle de aniden yükseldiğinde) ciddi baş ağrısı, bulantı ve kusma hatta burun kanaması ile kendini belli edebilir.
3- İlaçlar: Burun spreyleri burun kanamasına neden olabilir. Kan inceltici, sulandırıcı ilaçlar ve Aspirin de sorun yaratabilir. Endüstriyel ortamlarda kullanılan kimyasalların da burun kanamasına yol açtığı görülmüştür.
Burun kanamanızın nedensiz olduğunu düşünmeden önce sık kullandığınız ilaçları veya kimyasalların yoğun olarak solunduğu bir ortamda bulunup bulunmadığınızı gözden geçirmenizi öneririz.
4- Pıhtılaşma sorunu yaratan hastalıklar: Hemofili gibi kanın pıhtılaşmaması ile ilgili hastalıklarda, durup dururken burnun kanaması sık karşılaşılan bir durumdur. Pıhtılaşma ile ilgili sorunlarda, kanın pıhtılaşmasını sağlayan faktörlerde eksiklik vardır ve vücut kanamayı durduramaz.
Yara kanamasının durmaması, uzun süreli kanamalar, ansızın ortaya çıkan kanamalar, nedensiz morluk oluşumu, iç kanamadan kaynaklanan eklem ağrısı ve şişmesi, akla kanama-pıhtılaşma sorununu getirmeli ve zaman yitirmeden bir uzmanla görüşülmelidir.
Yaşlı kişilerde, kanın pıhtılaşması daha uzun uzun sürebilir. Kan kaybını tolere edebilme kapasiteleri de düşük olduğundan daha dikkatli olmak gerekir.
5- Vitamin eksikliği: K vitamini kanın pıhtılaşmasına katkıda bulunan bir vitamindir. Eksikliğinde kanama-pıhtılaşma sorunları yaşanabilir. K vitamini eksikliği, diş etlerinde kanama, hemoroid (basur) kanamaları gibi sorunların yanı sıra burun kanamasına da neden olabilir.
Yumurta sarısı, süt ürünleri, kırmızı et, marul, bamya, brokoli, kabak, lahana, ıspanak, yeşilbiber, muz, kivi, şeftali, çilek ve pirinç, K vitamini oranı yüksek besinlerdir.

GLÜKOZAMİN KIKIRDAĞI NASIL ONARIYOR?

Eklem ağrıları ve yarattığı hareket kısıtlılığı orta yaşlardan itibaren hayatımızı etkilemeye başlıyor. Aslına bakarsanız yalnızca yılların yol açtığı yıpranmalar değil sık ve zorlayıcı antrenmanlar da başta diz eklemleri olmak üzere bütün taşıyıcı sistemi zorluyor.
Ortaya çıkan ağrıları dindirmenin bir yolu, çeşitli etki mekanizmalarına sahip ağrı kesicileri kullanmaksa diğeri de bazı destek ürünleri denemek oluyor. Bunlar içerisinde en yaygın olarak tüketileni glükozamindir.
Vücudumuzda doğal olarak da bulunan glükozamin, şeker ve glütaminden oluşmuş protein benzeri bir maddedir. Görevi hücreler ve dokular arasında bağ kurmaya yarayan yeni moleküllerin üretimine katkıda bulunmak olan bu madde, sülfür ile birleşerek aktifleşir.
Yaşımız ilerledikçe vücudumuz yeterince glükozamin üretememeye başlar. Bu durum eklemlerimize yansır. Eklem aralıkları daralmaya, eklem yüzeyini kaplayan kıkırdak doku, jele benzeyen kaygan yapısını yitirmeye başlar. Kısacası amortisörlerimiz eskir!
Geçen ay ünlü tıp dergisi Lancet’te yayımlanan bir makalede glükozamin ile ilgili yeni bir araştırmanın sonuçları yer aldı. Şimdiye kadar glükozamini bir tür ağrı kesici gibi düşünerek öneren hekimlerin de kullanıcıların da bilmesinde yarar olan sonuçlara göre glükozamin yıpranan kıkırdak dokusunu onarıyor, kayganlığı koruyor ve tabii ağrıyı da azaltıyor.
Üç yıl süreyle, günde 1500 mg. glükozamin verilen denek grubunun plasebo verilen diğer grupla karşılaştırıldığında dizlerindeki eklem aralığını koruması ise bu desteğin ne denli etkin olduğunun en büyük kanıtı...

GLUTATiON KOLiN VE METiONiN

Başlıktaki üçlünün üçü de çok ama çok önemli moleküller. Glutation’u ve yönettiği süreçleri birkaç gün önce kısaca özetledim. Bilinen en güçlü ve en usta antioksidan o. Metionin ve kolin de en az onun kadar mühim moleküller. İkisi de metabolizmanın pek çok alanında ciddi işlevler üstleniyor.
Kolin ve metionin özellikle beyin ve karaciğerin işlevlerinde çok etkili. Kimi zaman nöronlar arası sinyallerin üretiminde, kimi zaman iltihap davetlisi stokinlerin baskılanmasında, kimi zaman da detoksifikasyon süreçlerinde önemli süreçlerde iş görüyorlar.
Özellikle kolin ile bellek ve konsantrasyon kabiliyeti, metionin ile metilasyon süreçleri arasında ciddi bir bağlantının olduğu kesin. Ve bu üçlü önümüzdeki dönemde daha sık ve daha çok gündemde olacak, bir kenara not edin.

X