"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Sorularınızı yanıtlıyoruz

Bu haftaya da “sizden gelen sorulara yanıtlar” ile başlıyoruz. Özellikle “ozonterapi” ve “evening primrose oil” ile ilgili bölümleri dikkatle okumanızda fayda var.

OZON TERAPİ DAMAR PLAKLARINI ERİTİR Mİ?
Ozon, üç oksijen atomundan oluşan (O3) bir maddedir. Bu maddenin tedavi amacıyla kullanılması çok eski tarihlere dayanır. 1920’li yıllarda Avrupa’da, özellikle Almanya’da tedavide ozon oldukça yaygın bir biçimde kullanılmıştır.
Üzerinde yapılmış araştırmaların, elde edilmiş olumlu verilerin az oluşu kanıta dayalı modern tıp tarafından şüphe ile karşılanmasına yol açmıştır. Uygulayıcıları bu yöntemin virüs çoğalmasını önlediğini, bakteri ve mantarları öldürdüğünü, bağışıklık sistemini aktive ettiğini, kan dolaşımını iyileştirdiğini, kanser tedavisinde tamamlayıcı ve destekleyici etki yaptığını ve hatta uygulayanları gençleştirdiğini ileri sürüyorlar.
Son yıllarda laboratuvar ve görüntüleme teknikleri ilerledikçe deneysel çalışmaların içerikleri de yorumları da gelişmeye başladı. Ozon tedavisi hakkında yapılan hayvan deneyleri, klinik çalışmalar arttı.
Örneğin laboratuvar tavşanları ile yapılan bir çalışmada, ateroskleroz yapan lipofundin maddesi verilip ozon tedavisi uygulanan deney hayvanlarının aort damarlarında aterom plağı oluşumunun engellendiği gözlenmiştir. Bir başka klinik araştırmada 81 kişinin farklı atardamarları incelendiğinde ozon tedavisinden sonra ateroskleroz belirtilerinde gerileme saptanmıştır.
Bu sonucun, ozonun antioksidan olarak koruyucu etkisine, pıhtılaşmayı azaltıcı gücüne ve yangı giderici özelliğine bağlı olduğu belirtilmiştir.
Elbette sayı ve içerik olarak “emekleyen” bu araştırmaların çoğalması ve çeşitlenmesiyle ozon tedavisi tıbbın etkin alanlarından biri haline gelebilir.

EPO CİLDİ NEMLENDİRİR Mİ
EPO yani evening primrose oil, yalnızca cildi nemlendirmekle kalmaz aynı zamanda zengin yağ asidi içeriği sayesinde güçlü bir yangı giderici olarak görev yapar. EPO (çuha çiçeği yağı)’nun içerdiği “gamma linolenik asit (GLA)” başka bitki türlerinde de bulunur ama çuha çiçeği yağındaki GLA’nin emilimi ve yararlılığı daha yüksektir.
EPO’nun GLA içeriği, bir yangı giderici olan prostaglandin türüne dönüşür. Prostaglandinler, ilk olarak menide daha sonra rahim, beyin ve böbrekler gibi faklı birçok dokuda saptanmış bir tür yağ asididir. Farklı kimyasal yapıları, özelliklerinin değişkenliğini sağlamıştır: Darbe almış dokuda ağrı ve yangı oluşumu, mide ve on iki parmak bağırsağı çeperini ülsere karşı koruma, kan basıncını düşürme ve rahim kasılmalarını uyarma gibi...
EPO, regl öncesi göğüslerdeki şişkinlik ve duyarlılık artışı, karın ağrısı, menopozdaki kramplar gibi sıkıntıların yanı sıra kısırlık ve fibrokistik meme hastalığında da kullanılır. Egzema, akne, rozase, sedef gibi cilt yangısıyla seyreden tabloların alevlenme şiddetini azaltır, bu dönemleri seyrekleştirir. Bir diabet komplikasyonu olan diabetik nöropatinin (sinir hasarı) tedavisine destek olur. Mültipl skleroz tedavisinde yer alır.
Romatoid artrit gibi eklemlerde yangı ile kendini gösteren durumlarda etkili olduğu ve Raynaud Fenomeni’nde soğuk nedeniyle dolaşımı bozulan parmaklara doğrudan sürülmesinin yararlı olduğu bildirilmiştir. Hiperaktif çocuklarda etkili olduğunu gösteren yayınlar vardır. Alkolizm tedavisinde eksiklik belirtilerini azaltarak katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Depresyon tedavi planında da yer alır. Kilo yönetimi programları sırasında kullanıldığında kahverengi yağ dokuyu daha fazla kalori yakması için uyardığı bildirilmiştir.
Günlük EPO dozu en fazla 3000 mg olarak önerilmiştir. Bu miktar yaklaşık 250 mg GLA içerir. Daha yüksek yararlanım açısından yemek sırasında alınması önerilmiştir. Kan sulandırıcılar, epilepsi ve bazı psikiyatrik ilaçlarla birlikte kullanırken dikkat edilmelidir.

ZERDEÇAL KANSERDEN KORUR MU
Zerdeçal doğadaki “ilaç bitkiler”den biridir. Zerdeçalın güçlü bir antioksidan olduğu, yapısındaki “curcuminoid” adı verilen renkli maddelerle özellikle yağların oksidasyonunu engelleyebildiği gösterilmiştir. Belki de bu özellikleriyle yaşlanmaya yol açan iltihabi reaksiyonları azaltıyor, yangısal süreçleri baskılıyor ya da hafifletiyor. En etkin antioksidanlardan bir olan zerdeçalın, günde 200-500 mg (2-4 silme çay kaşığı) tüketilmesiyle yangı giderici, damar sertliğini önleyici özelliklerinin gözlendiğini bildiren yayınlar vardır. Alzheimer Hastalığı’nda, kalp ve beyin enfarktüsü gibi ciddi sonuçlara yol açabilecek damar hastalıklarının önlenmesinde katkısı saptanmıştır.
Lökotirien, prostaglandin, tümör nekroze edici faktör ve interlökin–1, 2 gibi yangı oluşumundan sorumlu maddelerin ortaya çıkışını geciktirdiği bilinmektedir. Özellikle solunum ve idrar yolları enfeksiyonlarında, zerdeçalın bu özelliği etkindir.
Zerdeçalın ciddi bir anti-kanser gücü olduğunu gösteren bulgular da var. Özellikle sindirim sistemi kanserlerinden korunmada (kalın bağırsak, makat ve karaciğer kanserleri) etkili olabilir. Diğer taraftan yiyeceklerle aldığımız kanserojenlerin de etkisini azalttığı anlaşılıyor. Antiseptik, dezenfektan, doku onarıcı ve cildi gerginleştirici yönleri sayesinde güzellik maskelerinin yapımında kullanılmıştır.
İster taze zerdeçal, isterseniz kurutulmuş köklerinden elde edilen zerdeçal tozunu kullanın, zerdeçaldan faydalanın.
“Köri” (curry) adlı baharat karışımında da bulunan bu bitkinin, gıdaların tazeliğini, lezzetini ve besin değerini de koruduğu uzun zamandır bilinmektedir Damak zevkinize göre fasulye yemeklerinize, mercimekli yiyeceklerinize ekleyebilir, çorbalarınızda, et yemeklerinizde kullanabilirsiniz.
Kısacası ne yapın edin zerdeçaldan daha sık faydalanma fırsatları yaratın. Sebze, et, tavuk, balık ve baklagil yemeklerinizde, omletlerinizde “daha fazla köri tüketmenin” yollarını arayın.

X