"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Sağlık dosyamız yaşlandıkça neden kabarır?

Sağlık durumumuzu belirleyen pek çok şey var.

Üçü çok önemli: Bir; yaşam tarzı seçimlerimiz (yani ne yiyip içtiğimiz, ne oranda hareketli olduğumuz, ne düşündüğümüz, hayata nasıl baktığımız, dünü, bugünü, yarını nasıl değerlendirdiğimiz, stres durumunu yönetmede ne ölçüde ustalaştığımız ve nasıl uyuduğumuz gibi şeyler), iki; genetik mirasımız (yani genlerimizde taşıdığımız olumlu veya olumsuz vasıflar, ailemizin genetik geçişli hastalıklarla ilişki durumu), üç; yaşadığımız çevre (nerede, nasıl bir ortamda, kimlerle yaşadığımız).

Genetik bakımdan şanslı biriyseniz (yani kötü bir gen mirasıyla dünyaya gelmediyseniz) özellikle yaşlılıkta başınıza gelebilecek pek çok sağlık sorunundan (örneğin tansiyondan, şekerden, kanserden) uzak bir hayat sürme ihtimaliniz daha fazladır.
Yok, eğer kötü bir genetik yükle doğmuşsanız yaşadığınız çevre ve yaşam tarzı seçimlerinize de bağlı olarak o miras siz yaşlandıkça dosyanızın daha da kabarmasına yol açacaktır.
Nedeni basitçe şudur: Çocukluk ve gençlik döneminizde güçlü bir biyolojik potansiyeliniz var ve bu genç ve dinç güç/potansiyel sizi genetiğinizdeki sorunlardan uzak tutmakta, oluşabilecek küçük arızaları anında toparlamakta, kısacası eksiklerinizi bir şekilde kapatmaktadır.

Probiyotikler kabızlığa çözüm olabilir mi?

Son yıllarda ardı ardına yayınlanan araştırma sonuçlarına bakılırsa öyle gibi görünüyor.
Sağlığımızın dostu bu yararlı bakterilerin sindirim sistemine etkileri hakkında yapılmış en kapsamlı araştırmalardan biri geçenlerde British Journal of Nutrition’da yer aldı.
Beş yıl önce, 2010’da başlatılan randomize, çift kör, plasebo gruplu araştırmada İngiliz, Alman ve Fransız denekler yer aldı.
Sadece kabızlık ve bağırsaklarında gaz ve şişkinlik sorunu yaşayan, başka herhangi bir sağlık problemi olmayan 18-70 yaş arası erişkinlerden Bifidobacterium animalis içeren probiyotik kullananların kabızlık yakınmalarında düzelme, tuvalete çıkma sayılarında belirgin artış ve gaz şikâyetlerinde azalma gözlendi.
Dünya nüfusunun neredeyse yüzde 25’ini etkileyen kabızlık sorununa çözüm üretmek açısından bu çalışmanın sonuçları çok önemli. Araştırmacılar, katılım kriterlerinin çok sıkı tutulmasının, plasebo etkisi ve psikolojik eğilimlerin en aza indirgenmeye çalışılmasının süreyi bu kadar uzattığını ama güvenilirliği artırdığını belirtiyorlar.
Probiyotikler ve prebiyotikler henüz sağlık konusundaki taleplerde hak ettikleri yere gelebilmiş değiller. Bu tür araştırmaların sonuçları probiyotik kullanım alanlarını genişletip yaygınlaştıracak olumlu verilerdir.

Zaman bedeni törpüler

Zaman (yaşlılık, yaş almak) genetiğin lehine, biyolojik gücün aleyhine çalışır.
Yaş ilerledikçe genetik mirasınız güçlenirken biyolojik güç azalır.
Yaptığınız yanlış seçimlerin (sigara, alkol, uykusuzluk, gece hayatı, stres, hareketsizlik, kötü beslenme) ve yaşadığınız çevredeki olumsuz koşulların (kirli hava, gürültü, kirli ve yapısı bozuk yiyecek içecekler) etkileri de genlerin lehine, biyolojik potansiyelin aleyhine çalışır.
Netice şudur: Yaşlanmak zaten yapımdan çok yıkımın ön planda olduğu, kırılan dökülenin eskisi kadar yenilenip yerine konamadığı, daha da önemlisi eskiyenin iyi onarılamadığı bir dönem gibidir.
Sevapların azaldığı, günahların çoğaldığı, önümüze konulan sağlık faturalarının kabardığı bu “zor” dönemde sağlık dosyamızın kabarmasından ve sağlık sicilimizin kirlenmesinden daha doğal bir şey olamaz.

Okullar neden sağlıksız?

Okul kantinlerinde hâlâ sağlıksız yiyecek ve içecekler satılıyor.
Okullarda yenilen öğle yemekleri hâlâ çok sağlıksız.
Okullarımızda hâlâ aktivite için ne yeterli alan ne de kâfi zaman dilimi yok.
Çocuklarımız hâlâ tıkış tıkış sınıflarda havasız sağlıksız ortamlarda ders yapıyor.
Ders takvimlerinde bu yıl da “iyi hayat!” dersi yok.

Genetiğe teslim olmayın!

Genetik mirasınız nasıl olursa olsun o mirasa teslim olma enayiliği göstermeyin. Genetik mirasımız iyiyse eğer, o mirası çar çur etmek de yok, geliştirip güçlendireceğiz.
Kabul ediyorum, “genler uyumaz!” Ben de iyi biliyorum “genler unutmaz!”
Ama genetik mirasa teslim de olunmaz, olunamaz. Peki, bu nasıl başarılacak?
Mümkün olduğu ölçüde –hatta şartları zorlayarak- daha güvenli, temiz, bakımlı, şartları daha olumlu bir çevrede yaşamaya gayret göstereceğiz.
Hayatımıza ilişkin seçimlere dikkat edeceğiz. Bence onlar da çok önemli şeyler. Beslenmemiz, hareket yoğunluğumuz, uyku kalitemiz, stres yönetme becerilerimiz, iyi ya da kötü alışkanlıklarımız, hayata bakış açımız, diğer insanlarla kurduğumuz ilişkiler, aidiyet meselesindeki gücümüz, inanç/manevi zenginliğimiz çok ama çok mühim ayrıntılar. Bunlardan sadece birini dikkate alıp diğerlerini pas geçerek (mesela doğru beslenip az hareket ederek, iyi uyuyup kötü beslenerek) iyi bir sonuç alabileceğinizi de düşünmeyin.
Bunların hepsi ayrılmaz, bölünmez bir bütündür. Biri olmadan diğeri olmaz. Olsa da sonuç vermez zaten. Unutmayın, yaşlılığa daha hafif bir sağlık dosyasıyla girmek, kısacası “sağlıklı olmak” genlerinizin değil, sizin elinizdedir.

X