"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Ramazanda şu 4 şeye dikkat

Ramazanla birlikte “iftar-sahur” ritmine odaklanan yeni hayatımız, değişen beslenme planı ve uyku düzenimiz kronobiyolojimizde de bazı farklılaşmalara yol açar.

Ama üzülmeyin, mükemmel bir metabolik organizasyonunuz var, yeni ritme intibakınız bir haftayı geçmez. Dolayısıyla orucun ilk günlerinde yaşayabileceğiniz bazı sorunlar kısa bir süre sonra ortadan kalkar. Sonrası mı? Su gibi akıp gider. Ama yine de siz şu dört ayrıntıya dikkat edin…

KAN ŞEKERİ AYARINIZ: Orucunuzun ilk günlerinde sahur-iftar arasındaki uzun açlık döneminde kan şekeriniz düşebilir. Baş ağrıları, yorgunluk, halsizlik, sinirlilik, uyku hali gibi belirtiler bu düşüşün işaretleridir. Şeker hastasıysanız bu konuda daha da dikkatli olunuz. Sahur beslenme planınızı gözden geçirmeniz ve ilaçlarınızda gerekli ayarlamaları yapmanız yetecektir.

KABIZLIK PROBLEMİNİZ: İlk günlerde yaşayabileceğiniz değişimlerden biri de kabızlık sorunudur. Eğer kabızlık kapınızı çalarsa iftar mönülerinize kuru kayısı, siyah erik ve bir çay kaşığı kadar toz keten tohumu eklemeyi, iftar ve/veya sahurda kefirden faydalanmayı düşünebilirsiniz.

UYKU DÜZENİNİZ: İlk haftadan en çok etkilenen süreçlerden biri de muhtemelen uykunuz olacak. Her akşam alıştığınız saatte yatıp sonra sabaha karşı sahur için uyanmak ve bir şeyler yedikten sonra yeniden uykuya geçebilmek başlangıç için pek kolay olmayabilir. Telaşlanmanıza gerek yok. Uyku adaptasyonu da en geç bir hafta içinde sağlanıyor.

KAZA YAPMA EĞİLİMİNİZ: Kan şekerinin düşmesi, bu duruma susuzluk, tansiyon seviyelerinin azalması da eklendiğinde dikkat dağınıklığı, kafa karışıklığı ve yorgunluk ilk haftada iş ve trafik kazalarına zemin hazırlayabiliyor. Bu gibi problemlere özellikle sahuru atlayanlarda sık rastlanıyor. Unutmayın, sahursuz ramazan olmaz, oruç hakkıyla tutulmaz.

BANA GÖRE

HARVARD’LI DOKTORA KULAK VERİN

Dr. Herbert Benson ünlü Harvard Tıp Okulunun mühim hocalarından biridir. Mesleki çalışmalarını daha ziyade “sağlıklı yaşam” alanında yoğunlaştırmış, “beden ve ruh ilişkisi” üzerine yaptığı araştırmalarla tanınmıştır. Dr. Benson’un uzun yıllar önce kanıtladığı mühim bir ayrıntı var: “İnanç dünyası zengin, manevi bağları güçlü, farkındalıkları sağlam, kendisi, ailesi ve çevresi ile aidiyet ilişkileri mükemmel, duygu durumu barışık, olumlu düşünmeyi otomatiğe bağlamış, endişesi, korkusu az, umudu, keyfi, huzuru bol insanlar diğerlerinden daha şanslılar. Zira daha az hastalanıyor, hastalandıklarında diğerlerinden daha hızlı iyileşiyorlar. Ayrıca iyi bir yaşlılık geçirme şanslarını da arttırıyorlar.”

Kısacası “ruhu beslemek” Dr. Benson’a göre “bedeni beslemek” kadar mühim bir konu. Bize sadece sağlıklı şeyler yiyip içmek, her gün düzenli egzersiz yapmak, her gece bebekler gibi mışıl mışıl uyumak yetmiyor. Ruhumuzu da iyi ve güzel duygularla besleyip büyütmemiz, ona da duygusal egzersizler yaptırmamız, onu da dinlendirmemiz gerekiyor. Kısacası bedensel arınma ve bakıma ruhsal arınma ve bakımı da eklememiz şart.
Ramazan ayı bu iş için en mükemmel bir fırsat.

BİR UYARI

SİZ BU HATALARI YAPMAYIN

- Ramazan bedensel değil, ruhsal “detoks” zamanıdır.

- Bedeni değil, ruhu önceler.

- Bedenden çok ruhu “temizler”, ayrıca ruha daha fazla “iyi ve güzel şey” ekler.

- Ramazan “diyet” değil, “niyet” zamanıdır.

- İftar sofraları ifrat sofraları olmamalıdır. Ölçü kaçırılmamalı, aşırıdan sakınılmalıdır.

- Bu ay basitleşme, hafifleme, arınma, kabuğu soyup öze ulaşma, fazlalıklardan kurtulup “kendi olma” ve yoksullarla paylaşma zamanıdır.

ÜÇ SORU/ÜÇ YANIT

SORU 1: ÇOCUKLAR ORUÇ TUTABİLİR Mİ?

Ergenlik çağı öncesinde çocuklara oruç önerilmez. Bu dönem onlar için bir inşa, gelişme, büyüme, kısacası “yapılanma” zamanı, “verme” değil, “alma” dönemidir.

SORU 2: HAMİLELER ORUÇ TUTABİLİR Mİ?

Anne adayı bir hanımın da oruç tutmamasında fayda var. Düzenli beslenmek, düzenli sıvı/su içmek bu dönemde her zamankinden daha önemli. Ayrıca anne adaylarının hipoglisemiye girmeleri bebek için de sorun yaratabilecek bir durum.

SORU 3: EMZİREN ANNELER ORUÇ TUTABİLİR Mİ?

Emziren annelerin de oruç tutmaları uygun olmaz. Sadece kendilerinin değil, sütleriyle besledikleri bebeklerinin sağlığı için de beslenme düzenlerini bozmamaları gerekir.

BİR TAVSİYE

BU AYI DEĞİŞİM AYI YAPIN

Elinize beyaz bir kâğıt, bir de kalem alın. O beyaz kâğıdın tam ortasından geçen yukarıdan aşağı düz bir çizgi çizin. Çizginin sağ tarafına güzel yanlarınızı (mesela hoş görme, affetme, iltifat etme, yardımseverlik, şefkat, iyimserlik, ilişki kurma ve sürdürme özellikleriniz), sol tarafına da eksik ve yanlışlarınızı (mesela aşırı yargılama eğiliminiz, çabuk küsmeleriniz, köpürmeleriniz, sinirlenmeleriniz, abartılı alınganlıklarınız, ölçüsüz kıskançlıklarınız, gereksiz endişe ve korkularınız, olan bitenlere genelde olumsuz yaklaşımlarınız, kötümser yanlarınız) yazın. Sağ taraftakileri çoğaltmanın, sol tarafındakileri ise azaltmanın yollarını arayın: Hemen bugünden itibaren bu güzel ayı daha sık özür dileme, daha sık ve çok affetme, yardım etme, hoş görme, barışma, olumlu bakma zamanı yapın. Daha çok ve sık “merhaba, günaydın, iyi akşamlar, seni seviyorum, çok başarılısın, harikasın” deyin.

RAMAZANDA NASIL BESLENELİM?

- Hızlı yemeyin. Lokmaları uzun uzun çiğnemeye özen gösterin.

- İftara yağı, tuzu fazla olmayan proteinden zengin (mercimek, fasulye taneleri, tavuk parçaları) güçlü bir çorba ile başlamayı tercih edin.

- Hazır değil ev yapımı çorbalar için.

- Çorbadan sonraki seçeneğiniz bir sebze yemeği ve/veya salata olsun.

- Salatanıza bol bol protein yüklemeyi (peynir parçaları, haşlanmış fasulye, bezelye veya mercimek taneleri, ton balığı) ihmal etmeyin.

- İlk virajı döndünüz. Kısa bir ara verip 3-5 dakika dinlenin, sohbet edin.

- Proteinden zengin bir ana yemeği hak ettiniz. Tavuk, balık, kırmızı et ya da yoğurtla hazırlanmış geleneksel yemeklerinizden biri olabilir. 

- Kızartma ve hamurdan  uzak durun.

- “İlle de tatlı!” diyorsanız “gelenekselden vazgeçmeme” prensibini devreye sokup makul miktarda güllaç, sütlaç, muhallebi  ile yetinin.

- Meyve keyfini iki saat sonraya saklayıp bir, bilemediniz iki porsiyon meyve ile yetinin.

- Mutlaka sahura kalkın. Sahurda da proteini güçlü (yumurta, peynir, yoğurt, haşlanmış tavuk vs), hazmı kolay şeyler yemeye çalışın.

- Sahurda hoşaf, puding, reçel, pekmez (bunlar sizi erken acıktırır) ve aşırı tuzlu şeyler (bunlar da sizi çok susatır) olmaz.

- İftar-sahur arasında bol su, çay, ayran, madensuyu içmeyi ihmal etmeyin.

X