"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Neye niyet neye kısmet

Cinsel gücü artıran ilaçlardan birinin etkin maddesi sildenafil, ‘tuhaf’ bir etkiye sahip. Zararlı ve şişmanlatan beyaz yağ hücrelerini, yararlı ve zayıflatan kahverengi yağ hücrelerine çeviriyor...

Yazacaklarımın cinsellikle ilgisi yok. Tamamen farklı bir konu ile, ‘kilo’ ile ilgili. Bonn Üniversitesi’nde (Almanya) şişman fareler üzerinde yapılan araştırmaların ilk sonuçlarına bakılırsa, SILDENAFIL, (cinsel gücü artırıcı ilaçlardan en bilineninin etkin maddesi) bir miktar yağ kaybına da neden oluyor. Bir buçuk yıl kadar önce tamamlanan bu ilk araştırmanın sonuçlarına göre, sildenafil, ‘beyaz yağ hücrelerinin kahverengi yağ hücrelerine dönüşümünü’ kolaylaştırıyor. Ayrıca beyaz yağ hücrelerinin ‘iltihap yapıcı’ etkilerini de sınırlıyor.


KAHVERENGİ İYİDİR

Araştırma Bonn Üniversitesi farmakoloji ve toksikoloji bölümünde yapılmış. Yedi gün süre ile sildenafil verilen şişman farelerin dikkati çekecek oranda kilo kaybettiği, bu arada beyaz yağ hücrelerinin kahverengi yağ hücrelerine dönüştüğü tespit edilmiş. Bu kilo kaybı yönünden çok önemli bir avantaj, çünkü beyaz yağ hücrelerinin kahverengi yağ hücrelerine dönüşmesi kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Kahverengi yağ hücreleri daha çok mitokondriye sahip ve bu nedenle de metabolizma tarafından depolanan yağ daha kolay yakılıp enerjiye çevrilebiliyor. Bu bilgiyi, “Her gün bir tablet sildenafil yutarsam ben de kilo verebilirim” şeklinde yorumlamayın. Şimdilik sadece farelerde yapılan tek bir çalışma var. Konunun daha fazla araştırılması gerekiyor. Ayrıca sildenafilin bilinçsiz kullanılması halinde önemli yan etkileri olabiliyor. Cinsel performansı artırmak için kullanıldığında bile üroloji uzmanları ile görüşmeden kullanmamalısınız.


ALZHEIMER ÖNLENEBİLİR

İstersenİz sorunun yanıtını hemen verip, içini sonra dolduralım: Tıpkı diyabet, hipertansiyon, kalp krizi gibi ‘Alzheimer’ hastalığının da koruyucu tedbirlerle önlenebileceğini gösteren veriler var. Yanlış beslenme, hareketsiz bir hayat, depresyona karşı duyarlı davranmayıp zamanında tedavi olmamak, sigara kullanmak, diyabetten korunmamak gibi bazı sorunları çözebilirseniz muhtemelen her üç Alzheimer vakasından birini önlemek mümkün.


DİYABET RİSKİ

Yeni bir çalışma diyabet hastalarında Alzheimer’in daha sık görüldüğü ve kan şekeri yüksekliği ile hastalığa yakalanma arasında sıkı bir bağlantı olduğunu göstermiş. Birçok çalışmayla da depresyonluların Alzheimer’e yakalanma bakımından da ciddi risk taşıdıkları kanıtlanmış. Hareketsiz bir yaşam tarzı ile doğrudan bağlantılı iyi kolesterol HDL düşüklüğü ile Alzheimer arasında bir bağlantının olduğu anlaşılıyor. Yüksek HDL kolesterol düzeyi olanlarda Alzheimer ihtimali azalıyor. Bana göre kanda hs-CRP düzeyi artışı, insülin yüksekliği, D vitamini ve omega-3 azlığı ile de Alzheimer hastalığının az ya da çok ilişkisi var. Genetik mirasta yazılı da olsa yaşam tarzımıza dikkat etmemiz işe yarayabiliyor.

Genetik testler güvenli mi

Doğru yapılıp dikkatle değerlendirildiklerinde genetik testler de diğer laboratuvar testleri kadar güvenlidir. İster kan, ister tükürük, ister amnios sıvısında yapılsınlar, genlerinizdeki gizli sağlık bilgileri sizin ya da çocuğunuzun geleceğine yönelik önemli bilgiler verebilir. Bu bilgiler bir taraftan ileride yakalanabileceğiniz sağlık sorunlarını daha bugünden belirlemeye yardımcı olurken diğer taraftan mevcut sağlık sorunlarınızın çözümüne (hatta tedavisine, kullanılacak ilaçların seçimine) yardımcı olabilir.


Şekerin fazlası kalbe zararlı

Şeker hastalığı bir ‘metabolizma sorunu’ ama bundan en çok etkilenen de damarlarımız. Diyabet, her damar için riskli olsa da en fazla küçük damarları bozuyor. Diyabete bağlı sorunların en çok yoğunlaştığı organlar küçük damar, yoğun organlar; özellikle kalp, beyin, göz ve böbrek. Hastalık damarlarda sertleşme ve daralmaya yol açıp, yoğun kan ihtiyacı içinde olan organlarda özellikle kalbimizde görülüyor. Kalbimizin ihtiyaç duyduğu kan miktarı o kadar çok ve bu kanı temin edecek damarların sayısı o kadar fazla ki; damar düşmanı diyabetin ilk önce kalp damarlarını (koroner arterler) etkilememesi olanaksız.


MÜHİM NOKTA

Kan şekeriniz uzun süre yüksek kalırsa kalp krizi riskinizin artması işte bu nedenle neredeyse bir zorunluluk. Şeker hastasıysanız, kan şekeri ayarlarınızı açlıkta da toklukta kabul edilebilir sınırların içinde tutmalısınız. Çok mühim bir başka nokta da şu: Sigara içen, kilo fazlalığı olan, kolesterol değerleri bozuk, özellikle iyi kolesterolü düşük seyir eden, hareketsiz biriyseniz diyabetin kalbiniz üzerindeki olumsuz etkisi daha da belirginleşiyor.

X