"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Neden yoğurt?

Yoğurt, son 10 yılın gözde besinlerinden biri. Dünya mutfağına bizim hediye ettiğimiz bu çok önemli lezzet, hemen her ülkede popüler bir gıda olma yolunda. Daha sık yoğurt yemenizi, sofralarınızı üzerine zeytinyağı gezdirilip nane-kekik-fesleğen eklenmiş nefis bir cacıkla süslemenizi ben de bilerek, hatta biraz da ısrar ederek tavsiye ediyorum. Nedeni şu...

Yoğurdun lezzeti ve doyuruculuğu kadar sağlığa yararları da saymakla bitmez. Yoğurttaki sağlık mucizeleri özellikle son 20-30 yılda daha iyi anlaşıldı.
Yoğurdun sağlıklı bir besin olması yalnızca güçlü bir protein, vitamin ve mineral deposu olmasından da kaynaklanmıyor. Yoğurdun içerdiği proteinlerin son derece değerli oldukları doğrudur.
Neredeyse tamamı sindirilip emilir, doku ve organların yenilenmesi sürecinde önemli görevler üstlenir. Çocuklarınızın büyümesini garanti altına almak, gençlik ve erişkinlik dönemlerinizi sağlık içinde yaşamak veya yaşlanmanın hızlandırdığı doku yıkımını azaltıp tamir süreçlerini hızlandırmak istiyorsanız bu işin etkin çözümlerinden biri yoğurt proteinidir.
Yoğurdun B vitaminlerinden de zengin olduğu biliniyor. Güçlü bir kalsiyum deposu olduğu da kesin. Bir su bardağı kadar yoğurtta ortalama 300 mg civarında kalsiyum var. Bu miktar erişkin bir kişinin günlük kalsiyum ihtiyacının neredeyse üçte birini tek başına karşılayabiliyor.
Çocukların diş, kemik gelişimini desteklemede ve yaşlıların kemik kırılganlığı sorunu ile mücadelede yoğurt mükemmel bir besindir. Yoğurdun magnezyum, çinko ve potasyumdan da zengin olduğu biliniyor. Özellikle uyku sorunu olanlara “anneanne öğünü” olarak yatmadan iki saat önce yarım su bardağı kadar yoğurt tavsiye ediliyor.
Yoğurt için daha pek çok şey yazmak mümkün ama sadece saydıklarım bile onun ne kadar değerli bir besin olduğunu anlatmaya yetiyor.
Sırası gelmişken yoğurdun cilt güzelliğini desteklediğini, kilo kontrolünü kolaylaştırdığını, saç, tırnak sorunlarına karşı iyi bir bariyer oluşturduğunu da bir kenara not edin.
Yoğurtta bulunan bir proteinin kan basıncını dengelemeye destek olduğu, yarım yağlı veya yağsız yoğurt tüketiminin kolesterol sorununun çözümünü kolaylaştırdığı da aklınızda olsun. Zaro Ağa hikâyesi doğru mu, Zaro Ağa 100 yıldan uzun yaşadı mı emin olmasam da yoğurdun özelliklerini dikkate alınca hikâyenin doğruluğundan ben de kuşku duymuyorum.
(YAŞASIN HAYAT 2/ABM YAYINLARI/İSTANBUL/2014)


Probiyotik gücü de yüksek

Yoğurdun çok önemli bir özelliği daha var: PROBİYOTİK GÜÇ! Yoğurtta bulunan probiyotik bakteriler, sindirim sisteminde akla hayale gelmez başarılara imza atıyor. Probiyotik bakteriler olarak adlandırılan, hastalık yapmayan ve bedenle işbirliği içinde çalışarak onu güçlendiren mikroorganizmaların yararları saymakla bitmiyor. Mesela probiyotik bakterilerin gastrit, ülser, reflü gibi problemlerle mücadeleyi kolaylaştırdığı bilimsel olarak da gösterilmiş. Çünkü probiyotik bakteriler midede Helikobakter isimli mikrobun -ki ülser nedeni olarak gösteriliyor, reflü ve gastritten mide kanserine kadar pek çok soruna sebep olabiliyor- çoğalmasına engel oluyor.
Probiyotikler ishal sorununun çözümünde de işe yarıyor. Özellikle kısa süreli seyahat ishalleri ve yaz ishalleri için yoğurt tercih edilen bir besin olmalıdır.

BİR BİLGİ

Nerede o eski uykular?
Geceleri çekilen ‘deliksiz ve kaliteli’ bir uyku, sadece vücudun ‘dinlenme’ süreci değil, aynı zamanda ‘tamir’ sürecidir de... Biri bana “Yeni hayat bizden en çok neyi aldı götürdü?” diye sorsa, yanıtım “Uykularımızı!” olur. Bence ‘modern yaşam’ en az ‘beslenme kültürümüz’ kadar uykumuzu da bozdu ve ondan pek çok şeyi eksiltti!
Uyku, bedensel işlevlerimizin en önemlilerinden biri. İyi bir gece uykusunun yerini hiçbir şey tutmaz. Uyku kaliteniz iyi ve uyuduğunuz süre yeterliyse, ertesi güne daha dinç ve keyifli uyanırsınız. Yorgunluğunuz azalır, performansınız artar. İyi bir uykunun kalp hızını düşürdüğü, akciğerlerin, böbreklerin işini kolaylaştırdığı, kas gerilimini azaltıp iç ortam dengesini iyileştirdiği biliniyor.
Zaten bu nedenle de son yıllarda uyku sadece bir ‘dinlenme’ süreci olarak değil, aynı zamanda bir ‘tamir’ süreci gibi düşünülüyor. İyi bir uykunun bedenin gündüz gelişen sorunlarını toparlaması, kırığını, döküğünü, yırtığını, söküğünü tamir edebilmesi için en iyi fırsat olduğu ise artık tartışılmıyor bile.
Bunların tersi de doğru. İyi bir gece uykusu çekmemişseniz ya da vaktinde yatıp vaktinde kalkmadıysanız ertesi gün huzursuz, mutsuz, yorgun, tepkili, unutkan, güç konsantre olan biri olabiliyorsunuz. Uykusuzluk ataklarınız 3-5 günden fazla tekrarladığında da daha kolay hastalanmaya, tansiyonunuzun şekerinizin ayarında zorlanmaya başlıyorsunuz.
Özetle kaliteli ve mis gibi bir uyku çok ama çok önemlidir. Ne yapıp etmeli her gece iyi ve kaliteli bir uyku çekmenin bir yolunu bulmalısınız.

BİR SORU

Bugün ne yemeli?
Bu basit cümle, her sabah milyonlarca ev kadınının aklına gelen ilk sorulardan biridir. Bu soruyu “Akşama nasıl bir sofra kurmalı?” diye de sorabilirsiniz. Nedeni şu...
Çoğumuz kahvaltıları ya “geçiştiriyoruz” ya da “rutine bindirmiş!” durumdayız. Yani kimimiz zamansızlık, dikkatsizlik, özensizlik, bazılarımız da bilgisizlikten kahvaltılara gereken önemi vermiyoruz. Ben dahil pek çoğumuz öğle yemeklerini de iş yeri ya da çevredeki fast food dükkânlarında hafif bir şeyler atıştırarak geçiştiriyoruz. (Benim öğle yemeğim klinikte hazırlanan yoğurt, taze yeşil biber, salatalık ve maydanoz karışımından ibaret basit bir mönüdür.)
Geriye kala kala akşam yemeği kalıyor. Ve arada da önemli bazı sorunlar yaşanıyor. Üzülerek görüyoruz ki bazı aileler akşam yemeklerini de “sorun olmaktan” çıkardılar. Ya hazır bir “paket pizza” sipariş ediyor ya da en yakındaki “kebapçı zincirini” arayıp saçma sapan şeyler ısmarlıyor, bu çok önemli öğünü de “kola, gazoz, meyve suyu” ve fast food yemeklerle geçiştirmeye çalışıyorlar.
Az sayıda aile ise evde “a la minüt” bir şeylerle durumu idare etmeye bakıyor. Eski usul “çorbası, tencere yemeği, zeytinyağlısı, salatası” ile geleneksel sofralar kuran ve hayatı bu güzel sofralarda paylaşan çok az aile kaldı. Bu son derece kötü bir gelişme, üzerinde ısrarla durulması gereken bir hata...

İKİ ÖNEMLİ NOKTA VAR!

Yazının başlığındaki sorunun yanıtı zor. Zor, zira “Ne yemeliyim?” dediğinizde bunun bir sürü alt başlığı var: Yiyeceğin ekonomik olması, çabuk hazırlanması, görüntü ve lezzetinin -damak çatlatan olmasa bile- iyi olması ve tabiî ki besleyici olması da gerekiyor. Son yıllarda ne yiyip içeceğimizi belirlerken kullandığımız “kriterler listesi”ne önemli iki şey daha eklendi:
Bir: Yediklerimizin içinde bize zarar verecek bir şey var mı? (GÜVENLİ BİR GIDA MI?)
İki: Yerel mutfağa ağırlık veriyor muyuz? (BESİNLER GENLERİMİZE UYGUN MU?)

X