"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Mesele Madonna ile bitmiyor

Anladığım kadarıyla Ertuğrul Özkök sayesinde bu yazın ana sağlık konularından biri yine yeni orta yaş kavramı olacak. Yani yaşlanma meselesi, sadece Madonna’nın meselesi değildir.

Mesele Madonna ile bitmiyor

Konunun asıl sahiplerinden ya da sahiplenenlerinden biri de kesinlikle Ertuğrul Özkök’tür. Özkök haksız mı? Hayır! Bana göre en az Madonna kadar haklıdır. Çünkü o da en az Madonna kadar iddialı bir perennial, yani “yaşsız”dır! Aklınıza hemen “Hocam, bu perenniallik meselesi de neyin nesidir” sorusunun geleceğini bilsem de konunun detaylarını önümüzdeki yazılara bırakmaya kararlıyım. Tam da bu noktada aklıma rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in ünlü bir cümlesi takılıverdi: “Meseleleri mesele yapmazsanız ortada mesele olacak bir mesele kalmaz!” Özeti şudur: Özkök “yeni orta yaş” kavramında ısrarlıdır ve o da “meseleyi mesele yapmakta” en az Madonna kadar haklıdır.

ANTİDEPRESAN ŞAMPİYONUYUZ

BİLİNÇSİZ, dikkatsiz ve gereksiz bir antidepresan ilaç kullanma eğilimimiz var. Bu mühim yanlışın tek sorumlusu olarak “birbirimize ilaç tavsiye etme yanlışı”mızı göstermek de pek doğru değil. Biz hekimlerin de payı ve sorumluluğu olduğu kesin. Kolesterol haplarında yaptığımız yanlışı depresyon ilaçlarını reçete ederken de tekrarlıyor, “azıcık yorgunluk, birazcık halsizlik, bir tutam isteksizlik, can sıkıntısı, uyku bozukluğu” şikâyeti olan hemen herkese bir depresyon hapı reçete edebiliyor; basit, sıradan hüzünleri, ufak tefek gönül kırgınlıkları, keyifsizlik ve mutsuzlukları “klinik depresyon” diye damgalayabiliyoruz. Başka nedenler de var: Antidepresan hapların eczanelerden reçetesiz ve kolayca satın alınabiliyor olmaları mühim bir sorun. Ayrıca depresyonda tek tedavi yönteminin ilaç yutmak olmadığını bilmiyoruz, oysa sadece psikoterapi uygulamaları ile ilaçsız iyileşebilenler var. Hatta bazı doğal şifa yaklaşımları (meditasyon, yoga) ya da tabii desteklerle (SAM-e, omega-3, B12, magnezyum) de basit ve sıradan ruhsal çökkünlüklerle baş etmemiz mümkün. Bana göre saydığım bu hatalar ve dikkatsizlikler sebebiyle nerede ise “dünya antidepresan ilaç kullanma şampiyonu” olduk.
Not: Dünya şampiyonluğunun benim tahminim olduğunu ama bu tahminde pek de yanılmadığımı bir kenara not düşebilirsiniz.

Mesele Madonna ile bitmiyor

1) VİTAMİN NOKSANLIĞI DEPRESYONU TETİKLER Mİ?

D ve B12 vitamini noksanlıklarında depresyona yakalanma ihtimali artıyor. B6 noksanlığının da depresyonu tetiklemesi mümkün. Bu nedenle depresyonun sık görüldüğü bir ülke olduk. Belirtileri hissedenlerin ölçüm yaptırmasında fayda var. Demir ve magnezyum noksanlığının da depresyonu tetiklemesi mümkün.

2) OMEGA-3 EKSİKLİĞİ DEPRESYONU TETİKLER Mİ?

Omega-3 fakirleşmesi ile depresyon arasındaki bağlantı bilinen bir ilişkidir. Beynin yüzde 60’ının yağdan oluştuğu, bu yağların büyükçe bir bölümünü de omega-3 yağlarının, özellikle DHA’nın meydana getirdiği dikkate alınırsa, bu ilişki şaşırtıcı değil. Depresyon tedavisinde omega-3’ten istifade edilmeye başlandı.

3) HORMON DENGESİZLİĞİ DEPRESYON YAPAR MI?

TİROİT hormonu eksikliği (hipotiroidi) ile depresyon arasında net ve açık bir bağlantı var. Ayrıca metabolik sendromlular, yani insülin direncine paçasını kaptıranlar az da olsa depresyon tehdidi altında. Bunlarda da tekrarlayan reaktif hipoglisemi ataklarının depresyonu tetikleyen bir sorun olduğu kabul ediliyor. 

4) UYKUSUZLUK DEPRESYONA YOL AÇAR MI?

Burada da bir çeşit “tavuk-yumurta” ilişkisi var. Uykusuzluğun depresyona yol açabileceğini de depresyonun uyku bozukluklarının nedeni olabileceğini de çok iyi biliyoruz. Özellikle gecenin ortasında ya da sabahın çok erken bir saatinde “pat” diye ve de “cin gibi” uyanıveriyorsanız dikkat.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI