"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Konsantrasyonunuz bozuk mu

Çağımızın bilişim ve iletişim olanakları yaşantımızı kolaylaştırıp işlerimizin sonuca ulaşmasını hızlandırırken, konsantrasyonumuza engel oluyor. Ama konsantrasyon düşmanları yalnızca bununla da sınırlı değil, pek çok başka nedeni de var. İşte onlar ve mücadele önerilerimiz...

Son zamanlarda dikkatinizin çabuk dağıldığından, unutkanlıktan ve sık sık “neydi, neydi” gibi bir hatırlama güçlüğü çektiğinizden yakınıyor musunuz? “Bunuyor muyum, yoksa Alzheimer mı oluyorum?” diye kaygılandığınız filan oluyor mu?
“Belleğiniz eski gücünü gerçekten de yitiriyor olabilir mi, yoksa tüm bunların altında basit, sıradan konsantrasyon sorunları mı yatıyor?” Muhtemelen doğru cevap sonuncusu, yani “dikkat dağınıklığı/konsantrasyon zorluğu” olmalı.
Yaşadığımız bellek sorunlarının çoğu aslında “çakma” ve “sıradan” bellek oyunlarıdır ve önemli bir bölümünün ardında “dikkat dağınıklığı sorunu” vardır.
Temel sorunsalımız da bence şudur: Çağımızın bilişim ve iletişim olanakları yaşantımızı kolaylaştırıp işlerimizin sonuca ulaşmasını hızlandırırken dikkat toplama, konsantre olma, odaklanma becerilerimize engel olmayı da ihmal etmiyor.
Sosyal medya ağlarına takıldığınızda bırakınız “takılıp kalmamayı”, “paçayı kurtarmak” bile hayli bir zaman alıyor. İletilerinize bakmanız, bazılarına hemen cevap yazmanız, SMS yollamanız, Facebook hesabınızı kontrol etmeniz ya da “Acaba Instagram’da en son neler paylaşılmış” merakını gidermeniz size epey pahalıya patlayabiliyor.
Kısacası işin bir sorumlusu da adına “sosyal medya” dediğimiz dikkat dağıtma canavarıdır.
Konsantrasyon düşmanları yalnızca iletişim ağları da değil elbette. Uykusuzluktan açlığa, kullandığınız ilaçlardan iş yükünüze, kansızlıktan vitamin mineral eksikliğinize kadar pek çok başka nedeni de olabilir.
İşte onlar ve mücadele önerilerimiz... Buyurun...


Bu listeye dikkat

Önemli konsantrasyon bozukluklarından biri yorgunluktur. Uykusuzluk, kan şekeri düşüklüğü, demir, D veya B12 vitamini, Omega-3 (DHA) eksikliği beyin-sinir sistemi işlevlerini olumsuz yönde etkiler. Bir erişkin için 6-8 saatlik verimli uyku güne enerji dolu başlaması için yeterlidir.
Dengeli ve düzenli beslenmek, vitamin ve mineralleri yeterince almak beyin başta olmak üzere tüm vücudun ahenkle çalışması açısından çok önemlidir.
Mutlaka kahvaltı edin, öğün atlamayın, karbonhidratların kompleks olanlarını (tam tahıl, bulgur gibi) seçin. Demirinize, B12’nize, D vitamininize ve DHA’nıza sahip çıkın.
Konsantrasyonun bir başka belalısı da strestir. Gerginlik baş ve boyun ağrılarına, çarpıntıya, titremelere neden olur.
Birkaç dakika mola verip nefes teknikleri ile rahatlamayı deneyebilirsiniz.
Susmayan telefon, yanıp sönmesi bitmeyen ekran, aramalar, iletiler, WhatsApp uyarıları dikkatinizi dağıtmak için birebirdir.
Yakınlarınıza iş saatlerinde ancak acil aramaları yanıtladığınızı söyleyebilirsiniz. Elektronik postanızı belirli saatlerde kontrol edebilirsiniz.
Aynı anda birden fazla işe yönelmek “konsantrenizi bozar!” İşlerinizi önem sırasına koyup teker teker halletmeye bakın.
Sürekli aynı işler, monoton-laşan toplantılar bir süre sonra dikkatinizin dağılmasına neden olabilir.
İşlerinizin tekdüzeleştiğini hissettiğinizde kafanızı dağıtacak bir şey bulun: Bir kahve için, çıkıp 10 dakika yürüyün.
Tazelenip yeniden kendinizi işe verebilecek enerjiyi toplayın.
Depresyonun ilk belirtilerinden biri de konsantrasyon bozukluğudur. Bir türlü odaklanamadığını söyleyen mutsuz biri uykusuzluk veya iştahsızlık çekmese de çoktan depresyona girmiş olabilir. Bu sorunları doktorunuzla paylaşmalısınız.
Ne yazık ki ruhsal sorunlar için doktorların önerdiği depresyon ilaçlarının bir bölümü de konsantrasyon eksikliğine neden olabiliyor.
Hiperaktif olmak, dikkat eksikliği yaşamak çocuklara özgü değildir. Erişkinlerin de başına gelebilir. Sorumlulukları sürdürmede güçlük çekiyor, dikkat eksikliği yaşıyorsanız bir uzmana danışmanızda yarar var demektir.

BİR UYARI
10 önemli suçlu!

* Sosyal medya
* E-mail yığılması
* Cep telefonu
* Aynı anda çok sayıda iş yapma (ya da yapmaya çalışma)
* Sıkılma
* Kafanızdaki düşünceler
* Stres
* Yorgunluk
* Açlık
* Depresyon

CİLT
DOSTLARI

* Avokado
* Bezelye, karnabahar, brokoli, brüksel lahanası
* Koyu yeşil yapraklı sebzeler (Marul, maydanoz, tere, pırasa, yeşil soğan, pazı)
* Ceviz, böğürtlen
* Soğan
* Zeytin, zeytinyağı
* Tavukgöğsü
* Balık (somon, kalkan, kılıç, dilbalığı, sardalye)
* Karides, ıstakoz, midye gibi deniz ürünleri
* Az yağlı yoğurt
* Patlıcan, kabak, soya filizi
* Domates, domates suyu, kurutulmuş domates
* Greyfurt, tatlı kavun, erik, kivi

DÜŞMANLARI
* Alkollü içecekler
* Tuzlanmış her türlü kırmızı et
* Salam, sosis, sucuk gibi mandıra ürünleri
* Şekerleme, reçel, kek, çikolata, kurabiyeler ve hamur işi, mayonez, patlamış mısır (yağlı), mısır nişastası, mısır ekmeği
* Patates
* Puding
* Tereyağı
* Krem peynir
* Un
* Sert peynirler
* Şerbet


YAZ YANLIŞLARI
Ah o kızartmalar!

Kızartmalar yaz sofralarımızın olmazsa olmaz geleneksel lezzetleridir.
Patlıcan veya biber kızartması olmadan (Yanına da sarımsaklı, soğuk cacık eklemeden) yaz kolay kolay geçmez. (Not: Bol sarımsaklı yoğurt veya cacık, kızartmalardan gelebilecek sorunları azalttığı için de faydalıdır.) Dozunda yapılmazsa ve usulüne uyulmazsa bu kültür sağlığı bozucu bir tehdit haline gelebiliyor.
Yüksek ısıda pişirilen kızartmalar, kızartma yağlarında fazla miktarda trans yağ oluşumuna sebep oluyor.
Kızartmalık yağlar tekrar tekrar kullanılacak olursa içindeki trans yağ miktarı daha da artıyor.
Özellikle pamuk, ayçiçeği, mısırözü yağları ile yapılan kızartmalarda trans yağ oranı diğerlerinden çok yükseliyor. Patates kızartması ve kızartılmış etlerde de aynı sorun var. Benim önerim şu: Kızartmaları hemen her gün yemenizin doğru olmadığını da unutmayın.
Kullandığınız yağları tekrar tekrar kullanmayın.
Etleri kızartarak değil, haşlayarak ya da fırında pişirerek yemeyi tercih edin.

X