"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Kolesterol ilacı yutanlar koenzim Q10 desteği de alsın mı?

Kolesterol seviyelerini azaltmak için kullanılan sitatinler sadece kolesterolünüzü azaltmıyor, bu işi yaparken koenzim stoklarınızın da canına okuyor. Koenzim stoklarınız düşünce de pek çok sorun devreye girmeye başlıyor.

Yüksek kolesterol seviyelerini azaltmak için kullanılan sitatinler sadece kolesterolü değil, koenzim Q10’u yani ubiquinolü de azaltıyor.
Yani sitatinler sadece kolesterolünüzü azaltmıyor, bu işi yaparken koenzim stoklarınızın da canına okuyor. Koenzim stoklarınız düşünce de kas ağrılarından yorgunluğa, uykusuzluktan unutkanlığa kadar pek çok sorun devreye girmeye başlıyor.
Eğer statin tedavisi ubiquinol formunda koenzim takviyeleriyle desteklenirse sitatin grubu ilaçların oluşturduğu kas ağrılarında ciddi azalma sağlanabilir diye düşünenler var.
Ben de aynı kanaatteyim. Kısacası sitatin kullananların imkânları varsa ubiquinol takviyelerinden de faydalanmaları iyi olur...

Ceviz mi balık mı?

“Bu saçma kıyaslama da nereden çıktı hocam?” demeyin. Başlıktaki bu sorunun da aslında bir mantığı var.
Ayrıca soru benden değil sizden, İzmirli bir okurdan geliyor. Bilindiği gibi ceviz bitkisel omega 3 kaynaklarının en güvenlilerinden biri.
Ne var ki içerdiği omega 3 “alfa linolenik asit” (ALA) yapısında. Bizim vücudumuz onu ancak karaciğerde DHA (Dokosahekseonik asit) ve EPA’ya (Eikosapentaenoik asit) çevirdikten sonra kullanabiliyor.
Bu çevirme esnasında da ALA’dan DHA ve EPA’ya dönüşen miktar da en çok yüzde 3-5 oranında olabiliyor. Bu nedenle omega 3 ihtiyacını giderme işini yalnızca ceviz ve/veya keten tohumu, semizotu, chia gibi diğer bitkisel omega 3 kaynaklarına emanet etmek doğru değil.
Doğrudan DHA ve EPA içeren yağlı balıklar en güçlü omega 3 kaynakları. Özellikle soğuk denizlerde yaşayan balıkların omega
3 değerleri oldukça fazla.
Bu nedenle öncelikli tercih balık olmalı.

Yemek mi yürümek mi?

İkisi de şart! İkisi de vazgeçilmez! Biri olmadan diğeri de yeterli olmuyor.
Bir ayrıntı da şu: Zannedilenin aksine orta yaş sonrasında yürümek yemekten daha güçlü bir etkiye sahip.
Yani yürümeye daha çok ağırlık vermek, bu mümkün değilse aktif yaşam için başka çareler üretmek zorundayız.

Diyet mi ameliyat mı?

Konu kilo sorunu olunca, akla önce ve nedense başlıktaki soru geliyor. Oysa aynı soru “Kırk katır mı, kırk satır mı?” anlamına da geliyor. Yani ikisi de aynı yanlışın tekrarı, ikisi de aynı hatanın akrabası.
İkisinde de kalıcı bir çözüm, kalıcı bir netice yok. İkisi de meşakkatli, ikisi de başarısı geçici, boş çözümler.
Kalıcı çözüm için sebebe odaklanın. Beslenme ve aktivite planınızı o sebebe göre ayarlayıp yaşam tarzınız yapın...

Güneş hayattır

Güneş, D vitamini üretiminin vazgeçilmezi; D vitamini ise sağlığımızın garantisidir.
Lütfen her fırsatta ama en çok da 11-13 saatleri arasında teninizi güneşle buluşturun.
Cildinize D vitamini üretme fırsatı verin.

Aralıklı açlık ömür uzatır

Günde iki öğün beslenmeniz, haftada bir iki günü de ciddi bir kalori kısıtlaması ile geçirmeniz önümüzdeki günlerde çok sık konuşulacak.
Size yeniden hatırlatalım istedik. Bu iki yaklaşım sadece kilo kontrolünü kolaylaştırmıyor, muhtemelen ömrü de uzatıyor...

Gönül yorgunluğuna magnezyum

Bir magnezyum patlaması yaşadığımız kesin ve magnezyum bu unvanı fazlasıyla hak ediyor.
İşe yaradığı sorunlardan birinin de ruhsal çökkünlük. Yani gönül yorgunluğu olduğu anlaşılıyor. Tıpkı omega 3, DHA gibi magnezyum da tedaviye yardımcı olabiliyor.

Stres ömür törpüsüdür

Stresin tekrarlayanı, uzun süreni, gereni, üzeni, endişe, korku, tereddüt vereni, can sıkanı, kalp kıranı, sıkıntı yükleyeni ömrü kısaltır.
Daha az stres için, daha basit, daha iddiasız, daha sıradan, manevi yanı daha zengin bir hayat seçin. Tabii ki becerebilirseniz...

 

X