"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Karaciğer yağlanınca ne olur?

Karaciğer yağlanması yaygın bir problemdir ve sağlığın en mühim sabotajcılarından biridir.

Karaciğer yağlanınca bir değil birçok şey olur. Her şeyden evvel de “insülin direnci” belası anında devreye girer.

Neticede karaciğerin karbonhidrat/şeker ve insülin dengesi üzerindeki düzenleyici etkisi alt üst olur, metabolik süreçlerde deprem başlar.

Yağlanan karaciğer insülin direncini tetikler. Tetiklenen insülin direnci ile birlikte de içinde daha fazla yağ biriktirmeye başlar. Kısacası adeta bir “kartopu” süreci, bir kendi kendine başlayan kirlenme hali devreye girmiş olur.

Yağlı bir karaciğerin detoks yapma yeteneklerinin aksayacağı, safra düzenleme kapasitesinin bozulacağı (safra taşı nedenidir) ve siroza kadar gidebileceği, bir dizi soruna yol arkadaşlığı yapacağı da aklınızda olsun.

İnsülin direnci deyince aklınıza öncelikle karaciğer ve kaslardaki insüline duyarsızlık hali gelmeli.

Karaciğerdeki insülin duyarsızlığının yağlanmadan, kaslardaki duyarsızlığın ise kortizol artışından kaynaklandığı unutulmamalı.

OKUR SORUSU

Kortizolün fazlası neden zararlı? 

Sağlığımız ile kortizol arasında “Ne seninle ne sensiz!” cümleleriyle özetlenebilecek garip bir ilişki var.

Eğer böbreküstü bezleriniz yeterince kortizol üretemiyorsa haliniz haraptır. Her şeyden evvel hiçbir fiziksel stresle başa çıkamazsınız. Eğer şu veya bu nedenle aşırı kortizol üretme durumundaysa daha da işiniz zordur:

Kan basıncınız yükselmeye, kanınızda şeker ve insülin birikmeye, kaslarınız ve karaciğerinizde insülin direnci devreye girmeye yani bedeniniz yağlanıp biçiminiz göbeklenmeye başlar. Dahası kortizol seviyeniz yükseldikçe kan basıncınız daha yüksek, kalp ritminiz daha düzensiz hale gelir.

ÖNEMLİ

Çatlayan damaklarımız mı DNA’larımız mı?

Et tavada ya da kömürde ızgara yapıldığında dumana karışan kanserojen bazı maddeler var. Bunların em mühimi de “muhtemel kanserojen”lerden biri kabul edilen “polisiklik aromatik hidrokarbonlar” olarak bulunan uçucu toksinler. Etin pişirilme sürecinde oluşan dumana karışan PAH’lar özellikle akciğer hücrelerinin DNA’larına zarar verebilen toksik maddeler.

Etin dumanındaki bir diğer kanserojen ise işlenmiş etler (sucuk, salam, sosis) kızartılırken dumana karışan nitrozaminler. Bunlar da çok tehlikeli toksinler. Kısacası tavada, yağda cızırdayarak pişirdiğiniz o lezzetlerin sadece damak çatlatan değil DNA patlatan (!) besinler haline dönebileceğini bir kenara not edin.

KISA BİLGİ

İki Mühim Not

◊ Izgarada veya yağda kızartılmış etin pişme süresi uzadıkça içinde kanserojen madde (HCA) üretimi artıyor. Neticede de yemek borusu, kalın bağırsak ya da meme kanserine yol açma ihtimali katlanıyor.

◊ Uzmanlar, HCA’lardan bazılarının östrojen hormonuna benzer kuvvetli etkilerinin olduğunu ve bu etkinin meme kanseri hücrelerinin büyüme ve çoğalmasını tetiklediğini net ve açık olarak gösterdiler.

İYİ BİLGİ

Telomer yeniden uzar mı?

DNA’larımızın uçlarında onları koruyan telomerler bulunur. Elimde telomerlerle ilgili önemli bir çalışmanın neticeleri var. Çalışmada “yaşam tarzı değişimleriyle, ömür süresi ve hastalıklara direnme kapasitemizi belirleyen telomerlerin ilişkisi” araştırılmış.
5 yıl süren bu izleme çalışmasının neticesinde yaşam tarzlarında herhangi bir değişiklik yapmayan katılımcıların telomerleri yaşla küçülmeye devam etmiş, yani beklenen sonuca ulaşılmış.
5 yıllık sürede kötü alışkanlıklarından uzaklaşanların ise telomerleri küçüleceği yerde büyümüş! Bir başka deyişle telomerin kısalma sürecini yani hastalıklara yakalanma olasılığı ve ömür sürecini belirlemede önemli bir faktör olan “telomeraz enzimi aktivitesi” artmış. Kısacası “sağlıklı yaşam anayasasını” benimseyenlerde hücrelerin yaşlanma sürati yavaşlamış.

ÖNEMLİ

Cıva bedende birikince...

◊ Glutatyona saldırıp antioksidan savunmamızı bozar.
◊ Selenyum ve sülfürlü yapıları bağlayıp paslanma süreçlerine direncimizi azaltır.
◊ Otoimmün hastalık oluşumunu teşvik eder.
◊ Mitokondrileri tahrip ederek hücresel yorgunluğu tetikler.
◊ Endoteli tahrip ederek sistemini sabote eder.
◊ Bağırsak florasını bozar.

 

 

 

 

X