"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Kalbin falı olur mu?

“40’ını geçen herkes bir merkeze gidip kalbinin falına baktırmalı, Koroner Bt Anjiyografi yaptırmalı” diyen uzman haklı mı?

Kalp damar hastalıkları ülkemizin en önemli sağlık sorunlarından biri ve belki de en önemlisi. İstatistiklere bakılırsa bu hastalıklara yakalanma sıklığı söz konusu olduğunda rekor üstüne rekor tazeliyoruz.
Gençlerde ve kadınlarda kalp damar hastalıkları sıklığında ilk sıraları kolay kolay bırakmıyoruz.
Bunun pek çok nedeni var ama en önemlisinin “bilgisizlik ve ilgisizlik” olduğu kesin. Çoğu hastalık gibi bu hastalıkları önlemeyi de, yönetmeyi de bilmiyoruz.
Beslenmemiz kötü. Aktivitemiz yetersiz. Kilo en önemli problemimiz. Stres, depresyon önde gelen sorunlarımız. Sigara içme konusu ise çok ama çok önemli bir yanlışımız, ayıbımız.
Durum böyle olunca da genetik mirasımız ne kadar sağlam olursa olsun kalp damar hastalıklarına yakalanma olasılığı otomatikman artıyor. Bu nedenle de uzmanların “kalp sağlığı” konusunda söylediklerini dikkatle, hem de büyük bir dikkatle dinlememiz gerekiyor.
Geçen hafta işte bu uzmanlardan biri, ünlü bir kalp damar cerrahı hocamız televizyonda tavsiyelerde bulunuyordu.
Ne var ki hocanın anlattıklarını dinledikçe ruhum sıkılmaya, içim kararmaya, yüreğim bunalmaya, daha da kötüsü kafam karışmaya başladı.
Kafa karışıklığımın nedeni şu oldu: Hocamız konuşmasının sonunda işi “kalp falı”na kadar getirdi. Önerisi de şuydu: “40’ını geçen herkes bir merkeze gidip kalbinin falına baktırmalı.”
Yani 40’ını geçen hemen herkes KORONER BT ANJİYOGRAFİ incelemesi yaptırmalı. Sizin de ilk tepkinizin “İşimiz fala kaldıysa yandık” şeklinde özetlenebileceğine eminim.
Ama gelin biz şu “kalp falı” konusunu biraz daha derinden inceleyelim. Hazırsanız buyurun...

Yürümeyi ve kalbimi seviyorum

Ulusal kalp organizasyonlarımız “toplumu kalp sağlığı bakımından bilinçlendirmek” amacıyla geçtiğimiz hafta çok güzel bir kampanya başlattı. Kampanyada “Kalbimi seviyorum, yürümeyi seviyorum” gibi hoş sloganlara yer verildi.
Bence biraz geç kalmış olsalar da doğru bir toplumsal bilinç çalışması.
Kalbimizin sağlığını sadece statinlere, yani kolesterol ilaçlarına emanet edemeyeceğimizi bilmeli, kalbi güçlendiren en önemli koruyucu önlemin “her gün düzenli yürümek” olduğunu ise aklımızdan asla çıkarmamalıyız.
Kalp kaslarını güçlendirmenin de, koroner arterleri plaklardan ve sertleşmekten koruyup trafiğe açık tutmanın da yolu öncelikle düzenli ve temposu giderek yükseltilen fiziksel aktivitelerden geçiyor. Kalp risklerinin en başında ise kolesterol değil başka faktörler yer alıyor.
Birinci sıraya sigarayı yazın. İkinci sıraya gizli ve açık kan şekeri yüksekliğini ve/veya insülin direnci problemini yerleştirin.
Üçüncü sırada ise mutlaka ama mutlaka hareketsizlik ve kilo fazlalığı sorunu olsun. Aşırı stresi, yüksek kolesterolü de bunlara ekleyin.
Özeti şudur: Kalp sağlığı söz konusu olduğunda düzenli egzersiz yapmak, özellikle de yürümek vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu nedenle kampanyayı planlayanlara “Geç kalsanız da hoş geldiniz” diyoruz.
Hedef “koruyucu sağlık” olduğunda biz de, bu sayfa da her zaman yanınızda olacak.
Çünkü YÜRÜME konusuna biz de çok önem veriyoruz ve çünkü KALBİMİZİ biz de çok seviyoruz. Kampanyayı düzenleyenlere binlerce teşekkür.
Bu kampanya kesinlikle başarılı sonuçlar verecektir.

Farkındalık haftası mı, korkutma haftası mı?

Her haftamızın ifade ettiği bir farkındalık zamanı söz konusu. Bir hafta kalp sağlığı haftasıysa öbür hafta meme sağlığı... Panik meselesi haline getirmedikçe sağlığın her alanını daha sık gündemde tutmakta fayda var. Ama burada da küçük bir ayrıntı var: Bu süreçleri planlayanlar bunları birer “bilgilendirme, anımsatma” olarak değerlendirmek yerine adeta bir tür korkutma, germe süreçleri haline getirebiliyorlar. Aman dikkat! Farkındalık haftalarımız, korkundalık haftaları haline gelmesin.

Hocam n’olur beni korkutma

Tamam, kalp hastalıkları önemli. Tamam, çoğu insan kalp sorunları nedeniyle hayata veda ediyor. Tamam, kalp damar hastalıkları geç kaldığımızda hayat kalitemizin altını üstüne getiriyor.
Bütün bunlar doğru da “kalp sağlığını güçlendirebilecek bilgileri korkutarak öğretmeye kalkışmak” çoook hatalı!
Doğru olanı; bıkmadan usanmadan özellikle de “korkutmadan” tatlı tatlı anlatmak ve öğretmek. Öğrenim sürecine de en pahalı, uygulanması en zor ya da imkânsızlık derecesini zorlayan yollardan değil, kolay, ucuz, sevimli ve eğlenceli olanlarından başlamak.
Peki böyle mi yapılıyor? Maalesef hayır! Kalbi ya da diğer organlarımızı korumanın yolları tatlı tatlı öğretilip süreci keyifli bir yolculuk haline getirmek yerine “korkutmak” tercih ediliyor. Bize de “Hocam n’olur korkutma!” demek düşüyor.

O falda neler var?

“Kalbin de falı olur mu hocam?” demeyin. O tavsiyeye bakılırsa oluyor! Zaten kahve falınıza bakanların da ağzından çıkan ilk cümle şu değil mi? Kalbiniz temiz!
Neyse ki hocamızın tavsiye ettiği kalp falı başka bir fal. Hocamız diyor ki: “40’ını, 50’sini geçen herkes bir Koroner Bt Anjiyografi testi yaptırmalı. Bu tetkikle kalp damarlarında herhangi bir plak var mı ya da plak oluşma riski ciddi boyutlarda mı anlamalı.”
Eğer bu test ile koroner arterlerde plaklar varsa tabii orada da durulmayacak, o kişiye arkasından hemen ve de anında bir de “koroner anjiyografi” incelemesi yapılacak. Yani?
Yanisi şu: Neredeyse ameliyathane şartlarında damarlarınıza girilecek, kalbinizin koroner arterlerine kadar ulaşan bir ince hortum bedeninize sokulacak ve kalp damarlarınıza renkli bir boya püskürtülerek damarlarınızın haritası çıkarılacak.
“O damarlar açık mı, kapalı mı, dar mı, normal mi, darsa ne oranda daralmış?” gibi sorulara cevap aranacak.
Sonrası mı? Aşağıdaki kutuya buyurun...

Detaylı bir kalp incelemesi nasıl yapılır?

Sonrası oldukça karmaşık ve tatsız. Kalbinde plak saptananların bir kısmına -muhtemelen- sadece stent takılarak durumu geçici olarak idare edilecek. Bir kısmına da bypass cerrahisi önerilecek.
“Bu ne biçim fal?” demeyin, o fal aslında fal filan değil. Sonu az çok baştan belli bir yolculuk.
Özeti şudur: Kalbin falı olmaz. Ciddi ve samimi bir sorgulama, doğru bir genetik değerlendirme, bilinçli bir fiziksel ve biyokimyasal bulgu analizi, basit bir EKG, bilemediniz bir eforlu EKG testi kalp riski bakımından ne durumda olduğunuzu net ve açık olarak ortaya koyabiliyor.
Fal açmaya, daha doğrusu daha ileri ve pahalı, bir o kadar da riskli araştırmalara çok nadiren ihtiyaç duyuluyor. Koroner BT incelemelerine sadece belirli durumlarda gerek görülüyor.
Koroner anjiyografi kararı ise ciddi bir karar. Bana sorarsanız birkaç uzmanın görüşünü almak daha doğru. Kısacası BT anjiyografi testine sıra gelene kadar yapılması gereken pek çok “önemli ama basit” ve de “ucuz ve etkili” inceleme yöntemi var.

X