"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

İnsulin direncinin ilk 10 işareti

İnsülin direnci günümüzün en sık görülen sağlık sorunlarından biri. Çok ama çok önemli. Çünkü kilo fazlalığı ve obezite probleminin bir numaralı sebebi. Şeker hastalığına, hipertansiyona, damar sertliğine, bellek bozukluğuna, hatta kanserlere bile yol açabileceğini de net olarak gösterdi. İşte bu nedenle çocuk, yetişkin, yaşlı fark etmiyor, herkesin insülin direnci konusunda uyanık olması gerekiyor. “Bu direncin belirtileri neler?” diyorsanız ilk 10’da şunlar var...

◊ Sık acıkmalar, yemekten daha bir saat bile geçmeden yeniden bir şeyler yeme ihtiyacı duymalar.
◊ Sık ve ölçüsüz tatlı krizleri yaşamalar.
◊ Yemek sonrası gelişen yorgunluk, bitkinlik ve uyuklamalar.
◊ Acıkınca öfkeli ve gergin olmalar, açlığa dayanamamalar.
◊ Uyku sorunları yaşamalar, özellikle sebepsiz yere sık sık uyanmalar, daha da mühimi uykudan uyanıp mutfak kaçamakları yapmalar.
◊ Sabahları yorgun ve halsiz uyanmalar, güne mutsuz, keyifsiz, endişeli başlamalar.
◊ İzah edilemeyen gece terlemeleri, vücudun üst kısmı ve boyun bölgesinde tekrarlayan terleme nöbetleri.
◊ Dikkati çeker hale gelen cinsel isteksizlik halleri.
◊ Kolay kilo alıp zor kilo vermeler, bel çevresinde giderek belirginleşen genişlemeler.
◊ İzah edilemeyen baş ağrıları, sebebi bulunamayan yorgunluklar, konsantrasyon bozuklukları ve unutkanlıklar.

Mercimek mi, kinoa mı?

Bu soruyu daha önce de yanıtladık, bence yanıtı özetleyelim yeter: Mercimek, bakliyat grubu bir besin. Yani fasulyegiller ailesinden.
Kinoa ise And Dağları’nda yetişen yerel bir tahıl. İkisi de protein zengini. İkisinin de içi tıka basa posa, vitamin ve mineral dolu. İkisinin de glisemik yükü bir hayli az.
Bu özellikleri nedeniyle ikisi de diyet uzmanlarının “gözde besinler” listesinde mutlaka yer alıyor. Bence mercimekle kinoayı kıyaslayacaksanız “besin değeri” bakımından değil de “fiyat açısından” mukayese edin. Kinoa mercimeğe oranla daha pahalı zira ithal bir yiyecek.

Psilliyum ile tanıştınız mı?

Latince adı “plantago ovata”. Bizde “karnıyarıkotu tohumu” olarak biliniyor. Hindistan kökenli bir bitkisel mucize ve sağlığımıza pek çok açıdan destek oluyor.
Tavsiye edilen günlük doz 3-5 gram civarında. 10 gramdan fazlası asla önerilmiyor. Psilliyumdan faydalanmanın pek çok yolu var. Tohumları doğrudan ve öğüterek yoğurdunuza ekleyebilirsiniz.
Direkt bir bardak dolusu su ile de tüketmeniz mümkün. Ayrıca psilliyum içeren (ve psilliyumun kabuklarından üretilen/psilliyum husk) haplardan da faydalanabilirsiniz.
Peki ne işe mi yarıyor? İşte ilk dört psilliyum faydası...
- Kabızlıkla mücadele ediyor.
- Prebiyotik yapısı nedeniyle probiyotik bakterileri besliyor.
- Kilo kontrolüne yardımcı oluyor.
- Kolesterol seviyelerini dengeliyor. Trigliserid seviyelerini düşürüyor, neticede kalp sağlığına yardımcı oluyor.

Yaz için 7 öneri daha

- Beslenmenize yeni bir tarz getirin. Yaz boyu daha az tahıl, baklagil, patates, daha çok sebze, meyve, balık, yoğurt yiyin. Yaz meyvelerinden istifade etmekten çekinmeyin. Üzüm, incir ve karpuz hariç çoğu aşırı şeker içermez.
Kayısı potasyum, likopen ve folik asit, şeftali potasyum ve betakaroten, karpuz likopen, üzüm antosiyanin ve resveratrol, kavun betakaroten, potasyum ve lütein zenginliğiyle pazarlar ve tezgâhlarda sizi bekliyor.
Yaz aynı zamanda sebze bolluğu demek. Her türlü sebze (kabak, patlıcan, biber, taze fasulye) yaz aylarında bol ve ucuz. Gelin bu fırsatı değerlendirin, ekmeğe, makarnaya, patatese, pilava biraz ara verip sebze yemeklerine, salatalara yüklenin.
- Alkol tüketiminizi azaltın. Yaz aynı zamanda daha çok sıvı içecek tüketimi anlamına geliyor. Sıvı ihtiyacını da suyla, ayranla, soğuk çayla karşılamak en doğru yol gibi görünüyor. Sıcak yaz günlerinde, akşamları alkol tüketiminde de frene basmak gerekiyor. Özellikle gündüz saatlerinde alkolle aranıza mesafe koymanız şart.
- Sıkı bir kahvaltı vazgeçilmeziniz olsun. Salatalığı, domatesi, biberi, menemeni, yumurtası, peyniri, zeytini bol sabah kahvaltıları yaz boyu sizi bekliyor. Kahvaltılarda da ekmek tüketirken ayağınız frende olmalı.
Öğle yemeklerini hafifletin, proteinden güçlü hale getirin. Keza akşam yemeklerini de hafif tutmanızda fayda var. Bana sorarsanız haftanın bir günü akşam yemeğini pas geçin.
- Yeni bir egzersiz programı yapın. Sadece yürümekle yetinmeyin, yüzmeden de faydalanın. Yürüyüşlerinize çeşit kazandırın. Mesela 5 dakika normal tempoda (dakikada 100-120 adım) yürürken, 2 dakikalık kısa postacı yürüyüşleri (dakikada 120-140 adım) deneyin.
- Sadece yürümek ve yüzmekle de yetinmeyin. Sağlık durumunuz el veriyorsa kısa süreli hafif koşular, ağırlık çalışmaları ve farklı deniz/su sporlarıyla da uğraşabilirsiniz. Yelken, kano, su kayağı veya başka seçimler aklınıza gelmeli.
- Uyku ritminize yeni bir düzen verin. Geç saatlerde yatma alışkanlığınız varsa vazgeçin. Yaz geceleri biraz daha geç yatılabilir, normaldir ama saat 24.00’ten sonrasını pek tavsiye etmeyiz.
- Daha çok sosyalleşin. Kışın miskinliğini, kararmış, paslanmış kurumlarını üzerinizden atmak için de yaz güzel bir fırsattır.
Eşi dostu aramanın, çoğalmanın, kafelerde, bahçelerde, parklarda arkadaş buluşmasının şu sıralar en iyi zamanlarıdır.

İlgisiz doktor bilgisiz hasta

Bazı sağlık sorunlarının çözümünde bütün yükü doktorunuza yüklemeyin, her şeyi ondan beklemeyin. Sorununuzu sadece doktorunuzun çözebileceğini de düşünmeyin.
Ne yapıp edin, siz de sürecin çözüm ortağı haline gelin. Özellikle kronik hastalıklarda bu nokta çok önemlidir. Çünkü kronik bir hastalığınız varsa yaşam tarzınız bu hastalığı bir şekilde etkileyecektir.
Yiyip içtikleriniz, aktivite, egzersiz seçimleriniz, stres yönetiminiz, duygusal yapılanmanız, uyku süre ve kaliteniz şu veya bu şekilde hastalığınızı iyi veya kötü yönde yönlendirecektir.
Diğer taraftan doktorunuzun verdiği ilaçların düzenli kullanımı, bu ilaçların oluşturacağı olumlu ve olumsuz sonuçların takibi de bir ölçüde sizin elinizdedir.
Kısacası “bilgili ve ilgili bir hasta” olmak zorundasınız. Tabii ki doktorunuzun da aynı ölçüde “bilgili ve ilgili bir doktor” olması lazım ama biraz önce de belirttiğim gibi her şeyi doktora bırakmak çok mühim bir eksiklik.

Herkes kendine iyi bakmalı

Sağlıklı yaşam en yeni trend. Hastalanmamak ise en haklı hedef. Hastalıkları çabuk atlatmak da mühim bir arzu.
Peki, bütün bu işleri sadece doktorların, daha doğrusu sağlık profesyonellerinin sırtına yüklemek, her şeyi onlardan beklemek ne kadar doğru?
Benim tavsiyem şu: Öncelikle “sağlığınızı korumaya” odaklanın. Bu işi doktorlara değil, kendinize bırakın.
Şu kesin: Koruyucu sağlık daha basit, daha güvenli. Ayrıca tedaviye oranla çok daha düşük maliyetli. Sadece “her yıl check-up” yaptırarak da sağlığınızı koruyup kollayamazsınız.
Nasıl yaşadığınız (yiyip içtikleriniz, aktivite ve egzersiz durumunuz), nerede yaşadığınız, nasıl ve ne gibi bir işte çalıştığınız ve daha pek çok şey de sağlığınızın bugününü de, yarınını da etkileyecektir.
Kısacası sağlığa giden her yolun başlangıç noktasını “kendine iyi bak” cümlesi teşkil eder. Tabii ki doktorlarınıza güvenin. Güvenin ama kendinize onlardan daha fazla güvenin.

X