"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Hijyeni abartmayın

Hijyenik bir yaşam sağlığın vazgeçilmezlerinden biri, bu kesin. Ne var ki burada da yine “ifrat” ve “tefrit” dengesi yani “kararında tutma” meselesi devreye giriyor. Zira yetersiz ya da bozuk hijyen kadar aşırı ve takıntı haline gelen bir hijyen çabası da bizi hasta edebiliyor. Özetle durum şudur...

Mikrobik hastalıklarla ve bağışıklık bilimiyle ilgilenen uzmanlar, bizi aşırı hijyen tutkusunun başımıza iş açabileceği yönünde de uyarıyorlar. Uzmanlara göre mikroorganizmalarla -bakteriler ve virüslerle- erken yaşta tanışmamız bağışıklık sistemimizin güçlenmesi için vazgeçilmez bir zorunluluk.
Eğer bu süreç doğal gelişimin dışına çıkarılırsa ileride başımıza ciddi işler açabilecek astım ve benzeri alerjik hastalıklar, son derece tehlikeli olabilen bazı otoimmun hastalıklar ile karşılaşma ihtimalimiz artıyor.
Kısacası güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olabilmemiz için erken yaşlarda mikroplarla tanışmamız doğal bir zorunluluk, hatta bir doğa kanunu.
Mikropsuz ortamda yetişip büyüyen çocuklarınızı ileride astımdan kolite, egzamadan nefrite kadar pek çok bağışıklık hastalığı bekleyebiliyor.
Hijyen konusunu fazla abartmayın, takıntı yapmayın. Ellerinizi mutlaka antibakteriyal sabunlarla temizleme gibi bir yanlışlığa ise sakın düşmeyin. Tabii ki pis ortamlarda yaşamayın, tabii ki temizlik konusunda duyarlı kalın ama asla temizlik takıntılı biri de olmayın.

Hijyeni abartmayın

Lütfen biraz yavaş yiyin!

Çok hızlı yiyoruz ve bu maalesef benim de sık tekrarladığım bir hata. Oysa yeme hızını azaltmak kalıcı kilo kontrolü için son derece önemli bir belirleyici.
Yavaş yemek ve her lokmayı uzun uzun çiğnemek yiyeceklerin lezzeti ile ilgili duygusal hazları da daha yoğun hissetmenizi sağlar.
Yemeğe başladığınızdan itibaren açlık kontrol mekanizması tokluk hissine ulaşmak için biraz zamana ihtiyaç duyar ki bu süre ortalama 20 dakika kadardır. Yavaş yiyerek açlık merkezine tokluk hissinin ulaşması için zaman vermiş olursunuz.
Kontrollü bir kilo dengesi için lütfen rahat bir ortamda (oturarak, keyifle sohbet ederek) ve yavaş yavaş, tadını çıkararak yemek yiyin.
Yemeğinizin ortalarına doğru tok olup olmadığınızı sorgulayın. Cevabınız “evet” ise yemek yemeye devam edip etmemeyi bir kez daha düşünün. Yemeğiniz çok lezzetli karnınız çok ama çok aç olsa bile bunu her seferinde deneyin.

Hijyeni abartmayın

Yeni yılda daha da çoğalın!

Endişe ve kaygıyı azaltabilmenin etkili bir yolu “sosyalleşmek” yani “çoğalmak”tır. Yalnızlaşmak, yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir. Tam da tersine kalabalıklara daha sık ve çok karışmak, daha fazla çoğalmak lazım.
Dost ve arkadaşlarla, hatta hiç tanımadığınız insanlarla daha sık ve çok bir arada olmak, aramak, sormak, konuşmak, dokunmak, güzel sözcüklerle, güzel hislerle konuşup bakmak, ilişkilerimizde güven ve ilgiyi odak noktası yapmak bu yıl çok ama çok daha önemli.
Aile bağlarımızı güçlendirmeye bu yıl her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olacağını unutmayalım.

Hijyeni abartmayın

Sadece yediklerinize değil, içtiklerinize de dikkat edin

Nedense hep ne yediğimize bakar ve neleri ne kadar, ne sıklıkta içtiğimizi ıskalarız. Ne var ki kilo fazlalığı problemi sadece yediklerinizden gelen kalorilerden kaynaklanmaz. “Sıvı kaloriler” de en az yiyecekler kadar önemlidir.
Hayattan keyif almanın ve dostlarla doyumsuz sohbetler yapmanın vazgeçilmezleri haline gelen soğuk ve sıcak içecekler dikkat edilmezse birer kalori bombasına dönüşebilir.
Bol süt veya krema eklenmiş sıcak bir kahvenin toplam enerjisi içine şeker de katıldığında 250-300 kaloriye çıkabiliyor.
Bir fincan Cafe Mocha veya bir bardak Cafe Latte’nin üç-dört dilim tereyağlı ekmek kadar kalori içerebileceğini hiç düşündünüz mü?
Hemen her köşede açılan “kafe zincirleri” bir bardak çikolatalı Cafe Mocha’yı, 400-500 kaloriye çıkarmayı bile başardı ki bu neredeyse bir öğle yemeği öğününe denk enerji kazanımı anlamına geliyor.
İçeceklerle kazandığınız sıvı kalorilerin, meşrubatlardan, alkollü içeceklerden ve şekerli-soğuk çay içeceklerinden de gelebileceğini de unutmayın.
Günde bir fincan Cafe Mocha, bir şişe meşrubat, bir şişe soğuk çay içeceği, akşam yemeğinde de bir bardak beyaz şarap veya bira içiyorsanız bunların toplamının günde 600-650, haftada 4 bin-4 bin 500, ayda 17 bin-17 bin 500 kaloriye patlayabileceğini belirten uzmanlar, her 7 bin 500 kalorinin bir kilo yağ depolamak anlamına geldiğini hatırlatıyor ve ekliyorlar:
Eğer sadece sıvı kalorilerden her ay birkaç kilo almak istemiyorsanız, tükettiğiniz sıvı kalorileri gözetim altında tutun.
Şeker yerine şekersiz veya tatlandırıcılarla hazırlanmış düşük kalorili içecekleri tüketmek, daha çok su içmek veya çay-kahve içerken kullanılan şeker miktarını azaltmak ilk akla gelen çözümlerdir.

Hijyeni abartmayın

Ömür törpüsü 10 yanlış

1- Aşırı mükemmeliyetçilik.
2- Sevilmeyen görevleri üstlenme.
3- Hatalı iletişim.
4- Motivasyon eksikliği.
5- Öncelikleri belirleyememe.
6- Aynı anda çok fazla işi yapmaya çalışma.
7- Her işi üstlenmeye çalışma.
8- Hayır demeyi öğrenememe.
9- İşten geç çıkma.
10- Tatil günlerinde de çalışma.

Hijyeni abartmayın

 

Anne veya babanız kalp hastasıysa daha dikkatli olun

Genetik miras her zaman mühim, konu kalp olunca daha da mühim. Bu nedenle kalp-damar hastalığı önleme planı hazırlanırken genetik faktörler pas geçilmemeli.
Mesela anne, baba veya kardeşlerden birinde erkek akrabalar için 55, kadın akrabalar için 65 yaşından önce kalp hastalığı başlangıcı öyküsü varsa riskiniz yükseliyor.
Benzer riskler inme-felç geçirenler için de söz konusu.
Ailenizde erken yaşlarda inme-felç geçirenler varsa bu sizin için koroner kalp hastalığı bakımından kötü bir genetik miras anlamına geliyor.
Özellikle anne, baba veya kardeşlerden birinin erken yaşlarda kalp krizi geçirmesi önemli bir risk faktörü. Kriz geçirilen yaş küçüldükçe risk daha da yükseliyor.
Bu durumda yapmanız gereken yaşam tarzı değişikliklerini bir an önce hayata geçirmeniz lazım.
Sigara içiyorsanız bırakacak, fazla kilolarınızı verecek, stresten uzak kalacak, egzersizi hayatınızın bir parçası haline getireceksiniz.
Unutmayın birinci zarınız (genetik mirasınız) kötü gelse bile ikinci zarınızı değiştirmek (yaşam tarzınız) sizin elinizdedir.

Hijyeni abartmayın

Demir eksikliğiniz varsa...

Besinlerdeki demiri vücuda daha fazla kazandırmanın yolu demir zengini bitkisel ve hayvansal besinleri birlikte tüketmekten geçiyor. Mesela mı? Bol sebzeli menemen. Çift yumurtalı ıspanak...
Et yerken yanına bol salata eklemek ya da eti bol sebzeyle yemek de akılcı seçimler. Salataya bir de limon sıkarsanız bu mükemmel bir demir eksikliğini önleme öğünü olur.
C vitamini bağırsaklardan demirin emilimini hızlandırıyor, dolayısıyla C vitamininden zengin yiyeceklerle demir zengini yiyecekleri beraber yemek bedenin demir kazanımını ikiye, üçe katlayabiliyor.

Hijyeni abartmayın

Ruh-beden bütünlüğüne dikkat edin!

Bu yıl, beden ve ruh ilişkisini sıkı değil sımsıkı tutabilmek de önemli bir yeni yıl hedefi olmalı. Bu ikili arasındaki ilişkiyi dikkatle gözden geçirmeli, kırık dökük varsa onarıp tedavi etmeli. Biri önde, biri arkada, biri yukarıda, biri aşağıda kalmışsa dengeyi yeniden kurgulamalı.
Beden ve ruh ilişkisindeki kopmaların bize sağlık sorunu olarak geri döneceğini en azından stres yönetimimizi, duygu durumumuzu, uykumuzu etkileyeceğini ise asla unutmamalı.
Beden ve ruh arasındaki en güçlü yapıştırıcının “inanç ve manevi zenginlik olduğunu” akıldan çıkarmamalı.
Duanın, inanmanın, güçlü ve zengin bir manevi hayatın, ait olmanın gücünden bu yıl her zamankinden daha çok faydalanmalı.

Hijyeni abartmayın

Demir rezervleriniz azalınca bakın neler oluyor?

◊ Tırnaklar düzleşip çukurlaşır, kolay kırılır.
◊ Saçlar kırılır, matlaşır, dökülür.
◊ Dil düzleşir, ağrılı hale gelir.
◊ Ağız köşelerinde çatlaklar oluşur.
◊ Yorgunluk, halsizlik başlar.
◊ Unutkanlık sık görülür.
◊ Depresyon ihtimali artar.
◊ Çarpıntı, nefes darlığı sıklaşır.
◊ Uyku kalitesi bozulur.
◊ Soluk, kuru bir cilt ortaya çıkar.

Hijyeni abartmayın

X