Hepimiz pandemi mağduruyuz

Pandemide süre uzadıkça uzadı. Neticede de hepimizde pandemiye has bazı arızalar başladı.

Haberin Devamı

Bana sorarsanız bu arızaların her biri çok önemli. O arızalar kimimizde uykusuzluk, kimimizde yorgunluk, kimimizde de kaygı bozukluğu ve mutsuzlukla kendisini ifade ediyor. Yarattıkları sonuçlar ise hem çok önemli hem de giderek büyüyor. İşte tam da bu noktada “pandemi mağdurluğu” meselesi ve bu meseleye çözüm üretebilecek çareler devreye giriyor. Peki, nedir o çareler? Pandemi mağduriyetini önlemenin yolları neler? Bugünün çözümleri bir ruh sağlığı uzmanından geliyor. İşte detaylar...

Hepimiz pandemi mağduruyuz

BANA GÖRE
RUH SAĞLIĞIMIZ TEHLİKEDE
KÜRESEL ve ülkesel boyutlarıyla tam bir felakete dönüşen bu salgının uzun vadede en önemli sonucu ve travmasının ruhsal ve duygusal alanda yaşanacağı kesindir. Bu kesinlik ise sağlık alanında çalışan herkesin bir numaralı endişesidir. Peki, çare ne? Çözüm ya da çözümler var mı? Ne yapmalıyız? “Belirsizlik” sözcüğünün bir numaralı gündem maddesi, “yalnızlaşma” meselesinin başlıca sorun olduğu bu özel ve önemli dönemi en az hasarla nasıl atlatabiliriz? Bu ve benzeri sorular eğer sizin de kafanızı karıştırıyorsa buyurun...

Haberin Devamı

BELİRSİZLİKLE BARIŞIN

“BELİRSİZLİK” ve yarattığı “endişe hali”nin, ruhumuzu sürekli törpülediği bu sıkıntılı günlerde, ruhuma iyi gelecek çözümler ararken faydalandığım, yol arkadaşım yaptığım bir kitabım var: BELİRSİZLİKLE BARIŞMAK. Kitabın yazarı, ruh sağlığı alanının önemli isimlerinden biri, sevgili dostum Prof. Dr. Mehmet Sungur. Mehmet Hoca belirsizlikle barışmak için bakın bize neler öneriyor...

Hepimiz pandemi mağduruyuz

ÖNERİ 1: Belirsizlik travmatik bir yaşantı haline dönüştüğünde yani günlük alışkanlıklarımızı değiştirecek boyutta olduğunda üzerinde en çok konuşulan konu olur. Oysa hayatlarımız bazen, bizler “geleceğe yönelik planlar yaparken, gelecek bize olanlarla belirlenir!” diyor Mehmet Hoca. Anlaşılan o ki ilk işimiz belirsizliğe “kayıtsız şartsız” razı gelmek olacak.

Haberin Devamı

ÖNERİ 2: Yaşam yalnızca bize verilen bir şey değil, aynı zamanda bizden istenilen bir zaman dilimidir... Uyuduğumuz dünyada uyanamamanın ya da uyandığımız dünyada uyuyamamanın bir ihtimal olduğunu öğrenmek
için daha kaç tane doğal ya da insan eliyle oluşturulmuş
felaket yaşamamız gerekir?

ÖNERİ 3: Farkında olmadığımız önemli bir gerçek de şu: Normal yaşamlarımız da zaten birçok belirsizlikle dolu değil mi?

ÖNERİ 4: Netice olarak: “Korona günleri yaşam olaylarını kontrol etmek gibi bir güce sahip olmadığımızı kabullenip ‘belirsizlikle yaşamayı öğrenme zamanı’dır.”

NOT ALIN
BELİRSİZLİKLE BARIŞMAK İSTİYORSANIZ...

Dr. Mehmet Sungur’a göre, belirsizliğin ruhlarımıza yüklediği “endişe/kaygı/mutsuzluk” gibi çukurlara düşmemek ve endişe verici düşüncelere paçamızı fazlaca kaptırmamak için uygulamaya sokabileceğimiz çözümlerden bazıları şunlar olmalı:

Haberin Devamı

ÖNERİ 1: DUYGULARINIZI KABULLENİN: Korona günleri gibi “olağandışı” zamanlarda kaygılanmak son derece “olağan” bir durumdur. Kaygıyı mevcut gerçekle uyumlu bir düzeyde tutabilmek de genelde mümkündür.

ÖNERİ 2: YAPICI VE YIKICI ENDİŞELERİ AYIRT EDİN: Yapıcı endişe, bizi “eylem yapmaya” yöneltir. Akla yatkındır, işe yarar. Yıkıcı endişeler ise cevaplarını bilmediğimiz soruların devreye girmesine yol açar: “Ya virüs beni bulursa, ya ailemden birine bir şey olursa...” Yıkıcılardan uzak durmamızda fayda var.

ÖNERİ 3: BELİRSİZLİĞİ KABULLENİN: Belirsizliği kabullenmek ve her şeyi kontrol edemeyeceğinizin farkına varmak da önemli bir “endişesavar yaklaşım” olarak karşımıza çıkıyor. Mehmet Hoca, “Belirsizliklerle birlikte yaşadığının farkına varanlar, belirsizlikle barışık yaşamayı daha kolay öğreniyor” diyor.

Haberin Devamı

ÖNERİ 4: OLABİLİRLİK İLE OLASILIĞI BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYIN: Olabilirliğin önünü kesmenin imkânı yoktur. Ne var ki gerekli tedbirleri alırsak bunların oluşma olasılığı zannettiğiniz kadar yüksek değildir.

ÖNERİ 5: SEZGİLERİNİZE DEĞİL, GÜVENİLİR BİLGİLERE DAYANIN: Bilginin eksik -veya yanlış- olduğu yerde anında sezgiler devreye girer. Ve ne yazık ki sezgiler aritmetik bilmezler. Kısacası doğru bilgi korona günlerinde de en güçlü ilaçlardan biri olmaya devam ediyor.

ÖNERİ 6: DÜŞÜNCE İLE GERÇEĞİ AYIRT EDİN: Her akla gelen düşünce gerçekleşmez. Düşüncelere kilitlenmek insanın kendi ürettiğine takılı kalması demektir ve adeta bir “olta” gibidir.

ÖNERİ 7: SOSYAL MEDYAYA DİKKAT: Aklınıza gelen her soru için Google’da araştırma yapmaktan vazgeçin. Özellikle de sağlık sorunlarınıza çözüm ararken “Dr. Google”a (!) her girişinizde hep “en kötü senaryoyu arama” yanlışına düşmeyin.

Haberin Devamı

KESİP SAKLAYIN
BELLEK DOSTU 10 TAVSİYE

İLK 5

1) D vitamininizi izleyin, 70-100 aralığında tutmaya gayret edin.
2) B12 eksikliğine dikkat edin, 700-900 aralığını hedefleyin.
3) Bel çevrenizi genişletmeyin. Erkekseniz 100, kadınsanız 90 cm’nin altını hedefleyin.
4) İnsülininizi 5’ten, HbA1’nizi 5.5’ten düşük; açlık kan şekerinizi 90 civarında tutun.
5) Tansiyondan korunup her yaş için 12/8’in altını hedefleyin.

İKİNCİ 5

1) Beslenmenizde şekeri ve unu sınırlayın, trans yağlılardan uzaklaşın, kalori tüketiminizi azaltıp bitki bazlı besinlere yoğunlaşın, kırmızı et ve hayvansal yağlara sınır getirin, daha sık ve bol Omega 3 zengini (DHA) besin (balık, ceviz), epigallokateşin deposu içecek (yeşil çay), ferulik asit bombası gıda (yulaf, havuç, domates), folik asit ve koenzimQ10 dükkânı yeşillik (ıspanak, pazı), proantosiyanidin eczanesi mor/kırmızı siyah sebze ve meyve yiyip için, magnezyum zengini besinleri (çekirdekler, bakliyat, kuruyemişler) ihmal etmeyin.
2) Uykunuzdan taviz vermeyin, uyku kalitenizi iyileştirin.
3) Sakin, huzurlu, inanç dünyası zengin dostluk/arkadaşlık ilişkileriniz; her konuda “makul”e odaklı, stresi yönetilebilir düzeyde bir yaşam tarzınız olsun.
4) Aktif olun, her gün yürüyün veya başka bir aktivite yapın.
5) Kronik iltihaplardan korunun, hsCRP’nizi 1’in altında tutun. İmkân varsa homosistein seviyenizi de takibe alıp 12’yi aşmamasına dikkat edin.

Not:
Tavsiyelerden bazıları yazarın kişisel görüşleridir.

 

Yazarın Tüm Yazıları