"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Hayatın senin elinde! 

OTURDUĞUNUZ her sofrada sadece karnınızı doyurup damaklarınıza lezzet patlamaları yaşatmadığınız; aynı zamanda çatal, bıçak ya da kaşığı elinize her alışınızda “yaşam ile ölüm arasında” bir seçim yaptığınızın da farkında mısınız?

Şimdiye kadar bu farkındalığı edinmemişseniz, yazdıklarımı okuduktan sonra beslenme işini biraz daha ciddiye almanız gerekecek. Zira geçtiğimiz günlerde gazetem Hürriyet’in de yayınladığı çarpıcı “Greenpeace raporu”nun da belirttiği gibi, balık ya da midye diye plastik yiyebilir, damaklarınızdaki lezzet patlamalarının esiri haline gelip “çakma fruktoz” eklenmiş tatlılarla damarlarınızı çatlatabilir, margarinlerle bedeninizi trans yağ çöplüğüne çevirip farklı kanserlere “kırmızı mumlu davetiyeler” gönderebilirsiniz. İyi haber şu ki, doğru bir yol izleyerek sağlıklı gıdalar tüketip kansere ‘dur’ demek, bağışıklığınızı güçlendirmek, belleğinizi, kas, kemik, kalp veya karaciğerinizi takviye etmek, diyabet, hipertansiyon, Alzheimer, artirit vb kronik/yaşlılık hastalıklarının önüne geçmeniz de mümkün. Kısacası, HAYATINIZ SİZİN ELİNİZDE! İsterseniz gelin bugün kötü haberleri bir yana bırakıp “harika besinler dünyası”na, yani sağlığımıza güç kuvvet veren mükemmel gıdalardan bazılarına doğru yelken açalım. Hazırsanız buyurun...

NOT: Hayat kalitemiz ve sağlığımızı doğrudan etkileyen “harika besinler” listesine her hafta yenilerini ekleyeceğiz.

MORARMAK BAZEN İYİDİR

Hayatın senin elinde

Bazı gıdalarda bulunan “mor, koyu kırmızı veya siyah” doğal mucizelerin, yani antosiyanidinler olarak bilinen polifenollerin çok güçlü birer antioksidan (paslanma/yaşlanma önleyici), etkili birer anti-enflamatuar (iltihaplanma engelleyici) oldukları biliniyor. Antosiyanidinler bu mükemmel iki özellikleri sayesinde serbest radikallerin DNA yapısını bozarak kansere zemin hazırlamalarını, bizi paslandırarak yaşlandırmalarını engelleyebiliyor. Aynı maddelerin kolajen üretimini güçlendirerek cildi ve damarları destekleyip elastikiyet kazandırdığı, daha da önemlisi “damar genişletici ve kan inceltici” yetenekleri sayesinde damar sertliğini frenledikleri de anlaşılıyor. Karadut, yabanmersini, siyah böğürtlenlerin her türlüsü, siyah erik, kırmızılahana, siyah turp, siyah mercimek, kırmızı fasulye, pancar, siyah üzümün ince kabuğu, vişne, kızılcık; kısacası her türlü mor, siyah, koyu kırmızı meyvenin antosiyanidin deposu olduğunu, antosiyanidinlerin en güçlü bellek dostları arasında yer aldığını da bir kenara not edin.

TURUNÇGİL ZAMANI

Portakal, mandalina, limon, greyfurt, kumkuat ve de bu mucize takımın beyazı, pembesi, kırmızısı fark etmiyor; turunçgil ailesinin her oyuncusu inanılması güç miktarda sağlığa faydalı doğal mucizeler içeriyor. Hepimizin yakından tanıdığı güçlü antioksidan C vitamini, beyin dostu ve kan yapıcı folik asit, kanser önleyici posa pektin ve mucize polifenoller, kalp ve damar dostu potasyum, muhteşem antioksidanlardan limonen, rutin, naringin, hesperidin benim ilk aklıma gelenler. Özellikle portakaldaki hesperidin ile greyfurttaki naringin iki isimli flavanoidin altını çizin. İkisi de müthiş bir güce sahip, kanser önleyici ve pas giderici doğal bileşen. İkisi de harika birer DNA kalkanı.

BU ÇAYI MUTLAKA DENEYİN

Hayatın senin elinde

Turunçgillerin sadece içi değil, kabukları da birer sağlık mucizesi. İyice yıkayıp temizledikten sonra taze ve kuru halde rendelenmiş turunçgil kabuklarını salatalarınıza, kurabiye ve keklerinize hatta çorbalarınıza, meyve salataları, balık ve tavuk yemeklerinize bile eklemeyi deneyin. Benim tavsiyem ve en beğendiğim yöntem ise kış boyunca çayıma eklediğim rendelenmiş taze Bodrum mandalinası ya da Akdeniz portakalıdır.

AKLIN DOSTU

Hayatın senin elinde

Hayvansal proteinler hepimize lazım olsa da kazanımlarını abartmamakta fayda var. Etin, süt ürünlerinin, kanatlı hayvan besinlerinin hatta yumurtanın fazlası zarar ve o zararlar ayrı bir yazı konusu. Ama “Her yaş için hayvansal besinlerin hangisi daha değerli?” derseniz ben ilk başlara balığı yerleştirmenizi tavsiye ederim. Tamam, günümüz balıklarının bir kısmı plastik, ağır metal (cıva, kurşun, kadmiyum), antibiyotik ve hatta antidepresan içerebiliyor. Ama bu tatsız bilgiler “tavşana küsüp dağdan vazgeçmemek” kuralında olduğu gibi balıktan da vazgeçmemenizi gerektiriyor. Temiz ve güvenli balığı mutlaka bulacak ve yiyeceğiz. Mümkünse bu işi haftada 2-3 kez de tekrarlayacağız. Soğuk denizlerde yaşayan yüzey balıklarını tercih edeceğiz. UNUTMAYIN! Balık sadece akıl ve zekâ dostu omega 3’lerin (özellikle akıl dostu DHA) değil, aynı zamanda D vitamini, hazmı kolay proteinler, fosfolipidler, B12 vitamini, demir, magnezyum, çinko ve daha pek çok sağlık bileşeninin de zengin kaynaklarından biri. Selenyumun, iyodun hatta kolajenin en bol ve güvenli depoları da yine taze balıklar.

HANGİSİ?

Başlıktaki soruya hepinizin hem de hiç tereddütsüz –hem de haklı olarak- “Tabii ki yumurta hocam, kıyas bile kabul etmez!” diye yanıtlayacağına eminim. Haklısınız! Ben de sizinle aynı fikirdeyim. Başlığı da zaten ilginizi biraz daha fazla bademde yoğunlaştırmak için kullandım. Peki nedir bademdeki o süper besinsel yetenekler? Bademde neredeyse yumurtayla yarışacak ölçüde hatta ondan biraz daha fazla miktarda protein var. Yüzde 20’si protein ve çeyrek su bardağı bademde ortalama 8 gram civarında bitkisel protein bulunuyor. Büyük bir yumurtada bile 6-7 gram protein bulunduğunu hatırlayalım. Badem damar genişletici ve koruyucu arginin aminoasitinin de -yer fıstığından sonra ikinci sırada- en zengin kaynaklarından biri. E vitamini ve biotin zenginliğiyle de cilt ve saç dostu. Demir ve magnezyum zenginliğini de bir kenara not edelim. Bitmedi! Badem B vitamini riboflavin ve potasyum için de muhteşem bir kaynak. Bir tür yağ içeriği ‘sfingolipit’lerin de badem de bol miktarda bulunduğunu, sifingolipit ise güçlü birer kanser koruyucu sayıldığını lütfen hatırlayın. Bademin en güçlü kalsiyum kaynaklarından biri olduğunu da not ediniz...

 

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI