"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Hayat bayram olsa

Yaşasın Hayat! ekibi bayramınızı kutluyor, huzur ve sağlık diliyor, “hayatı bayram yerine çevirmek sizin elinizde” diyor. Bu hafta yine “Hangisi Doğru?” sorularınıza yanıtlar var. ..

Bu ramazan da en çok inanç dünyamız, manevi zenginliğimiz ve “beslenme” konuşup, bir yandan oruç ve diğer dini görevlerimizi yerine getirirken bir yandan da iftarda “hangi tatlıyı yiyeyim?”, sahurda “çay mı, ayran mı içeyim?” sorularına yanıt aradık. İyi de yaptık! Bu güzel ayın keyfi biraz da bu değil mi? Bir yandan açlık ve susuzluğa direnip güzel bir yükümlülüğü yerine getirirken diğer taraftan nefsinizi terbiye edip, metabolizmanıza dinlenme fırsatı veriyorsanız, iftar ve sahur sofralarının güzel ve lezzetli yiyecek-içeceklerle taçlandırılması kadar doğal ne olabilir?
Birkaç gün sonra Ramazan Bayramı’nı kutlayacak, “büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden” öpüp kaybettiklerimize “hayır duaları” yollayacağız. Yine zevkli sofralarda keyifli sohbetler yapacak, bir ve beraber olmanın tadını çıkaracağız. Yaşasın Hayat! ekibi olarak bayramınızı kutluyor, huzur ve sağlık diliyor, “hayatı bayram yerine çevirmek biraz da sizin elinizde” diyoruz. Bu hafta menümüzde yine “Hangisi Doğru?” sorularınıza yanıtlar var...


KARPUZ MU, KAVUN MU?

İkİsİ de mükemmel birer yaz meyvesi. İkisi de vazgeçilmez yaz güzellikleri. İkisi de mükemmel sağlık destekleri. Adilane bir ayrım kolay değil. Benim favorim ise karpuz. Nedeni şu:
Karpuz çok güçlü bir “likopen” bombası. Kırmızı mucize likopenin en önemli kaynaklarından biri. Su içeriğinin yüksekliği, posa yapısının zenginliği de önemli avantajları. Bana göre kavuna en büyük farkı kırmızı kısmının bitip beyaz bölümünün başladığı noktadaki “sitrulin” deposuyla atıyor!


SİTRULİN NEDİR


Peki, bu sitrulin de neyin nesi? Ne işe yarıyor? Sitrulin bedende “arginin”e dönüşüyor. Arginin güçlü damar genişleticilerden biri. Müthiş bir “nitrik oksit” üretimi sağlıyor. Nitrik oksit damar dostu doğal bir madde. Ayrıca cinselliği de güçlendiriyor, sözü uzatmaya gerek yok, karpuzun bu bölümünde “mavi ilaç” efekti var! Kavuna gelince… Tohumlarımıza sahip olup onu da “kabak aşılı karpuz” saçmalıklarına kurban etmezsek müthiş bir tohum zenginliğimiz var. Mutlaka sahip çıkalım. Kavunun, “karotenoid” içeriği karpuzdan daha fazla. Bu nedenle en sarılarını seçmenizi tavsiye ederim. Kavunda B grubu vitaminleri, özellikle niasin (B3) ve B1 miktarının da fazla olduğunu unutmayın.


Kabuğun gücü

Sık tekrarladığım bir tavsiye var: Meyve ve sebzeleri mümkünse kabuklarıyla birlikte yiyin.
Tavsiyemi bugün bir kez daha hatırlatacağım, çünkü meyve ve sebzelerin kabuklarında çok ama çok önemli doğal ilaçlar var. Çok sayıda doğal kimyasal barındırıyor kabuk kısımları.
Nedenİ şu:
Doğadaki sebze ve meyveler de dış saldırılarla karşılaşırlar. Mantarlar, böcekler ve daha pek çok dış etken onlarda da hasar, kanser oluşturmaya çalışır. Onların da bizim gibi zararlı dış etkenlerden korunmaya ihtiyaçları var. Bu korunmayı da kabuklarına yerleştirdikleri doğal kimyasallarla yapıyorlar.
İşte o doğal kimyasallar bizim bedenimize girdiklerinde de kansere, mantara, mikroba engel olan, bağışıklığa güç veren ilaçlara (!) dönüşüyor.

İLTİHAP ÖNLEYİCİ

İsterseniz elma örneğinden yola çıkalım. Elmanın kabuğu neredeyse içinden daha fazla sağlığa faydalı doğal maddelerden biri olan flavonoid barındırıyor. Kabuğuyla birlikte yenildiğinde bir elmadan yaklaşık 140-150 mg, soyularak yenildiğinde ise en fazla 100 mg flavonoid kazanılabiliyor. Ayrıca çok güçlü bir iltihap önleyici olan kuvarsetin elmanın sadece kabuğunda yer alıyor. Soyduğunuzda kabuğuyla birlikte çöpe gidiyor.


ÇEREZ DE DE ÖNEMLİ


Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bademin, yerfıstığı ve fındığın besleyici kısmının dışını saran ince kırmızı zar da, tıka basa biyoaktif polifenol içeriyor. Bunları soyduğunuzda veya tuzlayıp kavurduğunuzda bu maddeler yok oluveriyor. İşte bu nedenle “kabuk meselesi” önemli. Kabuklu yenebilen her türlü meyve ve sebzeyi kabuğuyla birlikte yemeye çalışın. Muzu, karpuzu değil ama elmayı, armudu önce bir güzel yıkayın, sonra kabuğuyla birlikte zevkle yiyin.

SOĞAN MI, SARMISAK MI?


Bazı yarışlar var ki kazananı olmaz. Soğan sarmısak yarışı da bunlardan biri.
Soğan da sarmısak da vazgeçilmez ve değerli besinler. Yine de sağlık yararları dikkate alınırsa sarmısak göğüs farkıyla birinci gelir. Birinci gelir çünkü içindeki “allisin” maddesi eşi bulunmaz bir madde.
Her ikisi de güçlü birer doğal antibiyotik ama sarmısağın gücü o kadar fazla ki “Rus antibiyotiği” olarak da biliniyor. Soğandaki “kuvarsetin”i ve diğer zenginlikleri de unutmayıp ona üvey kardeş muamelesi yapmayalım. Kısacası ikisi de değerli, ikisi de mükemmel besinler. Kararı ben değil siz verin!


MARUL MU, SEMİZOTU MU?


Yeşİl sebzelerin neredeyse tamamı ve tabii ki marul da faydalı besinler ama bazılarının –tıpkı ıspanak gibi- önemli ve çok özel bazı ayrıcalıkları var. Semizotu işte böyle bir sebze.
O, kolay yetişen, hesapsız, masrafsız bir bitki. En çok sevdiği coğrafyalardan biri de bizim bölgemiz, Anadolu, Balkanlar ve Orta Doğu. Semizotu güçlü bir posa ve vitamin kaynağı. Özellikle C vitamini içeriği bir hayli yüksek. Ayrıca iki önemli antioksidanı daha barındırıyor: Betakaroten ve glutation.


OMEGA 3 KAYNAĞI


Ama onu ayrıcalıklı kılan temel özellik çok ama çok önemli bir bitkisel omega-3 (ALA) kaynağı olması. Pişirilerek de yenebiliyor ama ben size özellikle salatasını tavsiye ederim.
Bu salatayı zeytinyağı, limon, haşlanmış mercimek ve –mevsiminde- nar taneleri ile soğan da ekleyerek mükemmel bir lezzet haline getirebilirsiniz. Ama dikkat etmeniz gereken küçük bir nokta var: Semizotu kimyasal kirlenmeye müsait bir sebze. Lütfen salatasını hazırlamadan önce dikkatle ve uzun süre yıkamayı ihmal
etmeyin!


NOHUT MU, FASULYE Mİ?

Bugün ne pişireyim diye düşünüyorsunuz. ‘Bakliyat grubundan bir yemek yapayım’ dediniz.
Doğru karar verdiğinizden emin olabilirsiniz, seçiminiz akılcı. Peki, tercihiniz nohut mu fasulye mi olsun? Bence nohuttan vazgeçmeyin ama önceliği fasulyeye verin.
Nedeni şu: Fasulyeye verin zira besin değeri bakımından o da tam bir “mucize besin”dir. Tamam, kabul ediyorum, pişirmesi biraz uzun sürer ve biraz da “gaz meselesi” var. İsterseniz hemen gaz sorununun nasıl çözüleceğini anlatalım.


NASIL PİŞİRMELİ


Pişirmeden önce fasulyeleri suda bekletin, daha sonra bir güzel yıkayıp iki üç dakika kaynatın, takiben ateşi kapatıp birkaç saat suda bekletin. Suyunu dökün, üzerine yeniden temiz su ekleyip pişirmeye devam edin.
Küçük bir hatırlatma: Düdüklü tencerede pişirilmiş fasulyenin daha az gaz yaptığı söyleniyor, bu yöntem pişirme süresini de kısaltıyor.


FASULYENİN NİMETLERİ

Gelelim “fasulyenin nimetlerine”. Fasulyede çok marifet var! Öncelikle protein içeriği yüksek. Onun için uzmanlar fasulyeyi “yoksullar için et” olarak da kabul ediyor. Bir bardak fasulyede ortalama 15 grama yakın protein var. Fasulye proteininin bir özelliği de “lizin” adı verilen aminoasitten zengin olması.


ETLE ‘EVLENDİRİN’

Lisin de sitrulin gibi “karnitin” üretiminde kullanılan değerli bir aminoasit. Karnitin önemli bir doğal madde. Pek çok görevi var. Mesela hücrelerimizin üretim merkezi sayılan mitokondriaların daha fazla enerji üretmesi için mühim bir madde (lisinin bezelyede fasulyeden daha fazla olduğu da biliniyor).
Benim tavsiyem fasulyeyi kırmızı etle evlendirip protein zenginliğini daha da güçlendirmenizdir. Bunun için kuşbaşı etli, kıymalı veya pastırmalı fasulyeyi deneyebilirsiniz. Vitamin içeriğine gelince… Fasulyede bol miktarda B grubu vitamin özellikle folik asit var. Magnezyumu, demiri, potasyumu da oldukça fazla. Posa miktarı ise çok yüksek. 100 gramında yaklaşık 5-6 gram (günlük ihtiyacın dörtte biri kadar) lif-posa mevcut.
Kısacası, mutfağınızda fasulyeye nohuttan daha fazla yer açın. Çünkü nohuta oranla daha az nişasta, daha çok protein, daha fazla değerli amino asit (lizin), posa, vitamin ve minerali var. “Üstüne biraz da antioksidan alayım” diyorsanız beyaz değil, siyah veya kırmızı fasulyeyi tercih edin.


DÖNER Mİ, İSKENDER Mİ?

Döner Türk mutfağının çok özel buluşlarından biri. Mükemmel faydaları olan bir besin. Olağanüstü bir lezzet deneyimi. Dikine tutularak kömür ısısında pişirilen et oldukça sağlıklı.
Sağlıklı çünkü etin yağı akıp gidiyor, geriye damak çatlatan bir lezzet kalıyor. “İskender” dönerin daha bir geliştirilmişi, daha bir şehirlisi. Daha lezzetli ve sağlıklı olan farklı bir yorumu. Üzerine eklenen yoğurt dönerin lezzet ve besin değerini güçlendiriyor. Önerim alta yerleştirilen pideleri pas geçmeniz –ya da azı ile yetinmeniz- ve üzerine eklenen tereyağının dozunu birazcık düşürmenizdir!

X