"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

FARKINDALIK iÇiN iLK 8 ADIM

Farkındalık meselesi önemli mi önemli. Prof. Dr. Taner Damcı “BİR YOL VAR” kitabında bu konuyu detaylı olarak incelemiş. Daha kolay bir yaklaşım için o kitaptan aldığım 8 özel tavsiyeyi size aktarmayı düşündüm.

Bilinçli farkındalık en az beslenme ve düzenli aktivite kadar mühim bir konu. Sağlığı koruyabilmek için de mükemmel bir iyi hayat yaklaşımı. Beyinsel beslenmenin de vazgeçilmezlerinden biri olan bu mühim kavram daha çok keyif, huzur, mutluluk ve sağlığa giden yolun önemli belirleyicilerinden de biri.

Kısacası farkındalık meselesi önemli mi önemli. Prof. Dr. Taner DamcıBİR YOL VAR” kitabında bu konuyu detaylı olarak incelemiş. Kitabın bazı bölümlerini daha önce de size bu sayfada aktardım. Daha kolay bir yaklaşım için o kitaptan aldığım 8 özel tavsiyeyi yine size aktarmayı düşündüm. İşinize yarayacağından da eminim.

- Her şeyi yeni ve taze olarak görme ve algılamaya başlayın.

- Yargılamayın, tarafsız gözlem yeteneğinizi geliştirin.

- Olayları, insanları, onların düşünce ve duygularını olduğu gibi kabullenmeye bakın.

- Olduğunuz yerde daha uzun süre kalabilmeyi deneyin. Sürekli yer değiştirmekten vazgeçin.

- Daha alçakgönüllü, yumuşak tepkili ve dengeli biri olmayı hedefleyin.

- Kendinize güvenin. Olay ve gelişmeleri kendi perspektifinizden görme yeteneğinizi geliştirin.

- Kendinize, fiziksel ve karakter özelliklerinize saygılı olun.

- Kendinizi sevin. Kendinize haksızlık etmeyin. Güçlü yönlerinizin değerini bilin.

Gelecek hepimize daha iyi gelecek

Ertuğrul Özkök geçen hafta Londra’da katıldığı bir toplantıda önemli bazı notlar yayınladı ve o toplantıdan çıkan ana mesajın da şu olduğunu yazdı: “GELECEK KAYGISI” en önemli konumuz.

GELECEĞİMİZ söz konusu olduğunda toplumun en azından yüzde 50’ye yakını da hâlâ “İYİMSER”. İyimserlerin oranı gençlerde daha da artıyor. Bence bu mükemmel bir haber. Nedeni şu: “İyimserlik” tutumu ya da duygusu özellikle “sağlık” söz konusu olduğunda çok önemli bir faktör.

İyimser insanların daha güçlü bir bağışıklık sistemleri var. Daha az hastalanıyorlar. Kalp damar hastalıkları ve kanserlere karşı da daha dirençliler.

Depresyon, uyku sorunu, reflü, kolit, gastrit vb. sık görülen sağlık sorunlarına iyimserlerde daha az rastlanıyor.

Kısacası “iyimser” olmaya çalışmak, beden ve ruha topluma “geleceğin daha iyi olacağı” yönünde mesajlar yükleyebilmek, ruhu bu konuda “ikna edebilmek” sağlığımız bakımından çok önemli.

Özeti şu: “GELECEK DAHA İYİ GELECEK” beklentisinden taviz vermenin, “enseyi karartıp” adeta “ört ki ölem” triplerine girmenin bir anlamı yok!

FARKINDALIK iÇiN iLK 8 ADIM

 Modern tıp mı, tamamlayıcı tıp mı?

Eğer soruyu başlıktaki gibi sorar, modern tıp ile tamamlayıcı tıbbı mukayese etmeye ya da ikisinden biri hakkında tercihte bulunmaya zorlanırsanız tabii ki öncelikle modern tıbbı tercih etmelisiniz.

Ne var ki onun da –birazdan açıklayacağım- bazı eksiklikleri var. Peki tamamlayıcı tıp tek başına yeterli mi? Kanaatimce tamamlayıcı tıbbın da gücü sınırlı. Pek çok sağlık sorununda güvenilir neticeler veremiyor.

Daha da kötüsü şarlatanlığa, abartıya açık bir alan. Uygulayanlara çok ama çok güvenmeniz, uygulayıcıların da mutlaka güvenilir doktorlar, en azından sağlıkçılar olması gerekiyor.

İsterseniz konuyu daha netleştirebilmek için iki soru soralım ve yanıtı o sorularda arayalım.

MODERN TIP NEYİ BAŞARDI?

Modern tıp bilimsel temelli tıptır. Bilimi, bilimin kurallarını ve sonuçlarını esas alır. Uygulamalarında bu kurallara titizlikle uyar. 100 yıl kadar önce güçlenip son 50 yılda daha da ivme kazanan bu yeni ve doğru yaklaşım bize çok şey kazandırdı.

Peki daha iyisi olabilir miydi? Tabii ki olabilirdi. Hiç kusuru, günahı olmadı mı? Tabii ki oldu. Ama yine de artıları ile eksilerini terazinin kefesine koyarsanız kazandırdıkları çoook daha fazladır. Bu kesin. Nedenine gelince. Buyurun...

FARKINDALIK iÇiN iLK 8 ADIM

MODERN TIP NEYİ BAŞARAMADI?

Modern tıp enfeksiyonlar, kazalar, travmalar gibi “akut-ivedi” sağlık sorunlarında gösterdiği başarıyı “kronik-süreğen” sağlık sorunları ve gri alanda kalan sağlık problemleri söz konusu olduğunda maalesef tekrarlayamadı. Hatta sınıfta kaldı!

Bu özellikle bedenle çevrenin, bedenle ruhun etkileşimi neticesinde gelişen sağlık problemlerinde çok önemli bir problem ve o problem hâlâ sürüyor. Çünkü bu gibi durumlarda modern tıbbın o “ölçme” ve “gözlemleme” dahası “laboratuvara sokup tekrarlama” geleneği işlemiyor.

Mesela ne stresin, ne depresyonun, ne kaygının net ve kayıt altına alınabilir ölçüleri yok. Keza kronik hastalıkların çoğunda temel belirleyiciler olan “yaşam tarzı seçimleri” de pek ölçülüp biçilebilen laboratuvara sokulabilen şeyler değil. Kısacası “hayatın kendisini” ve “ruhu” atlayan, “beslenmeyle, aktiviteyle, düşünce modeli ve ruhsal örgütlenmeyle” gerekli ilişkiyi kuramayan, bir başka deyişle bunları isteyerek ya da istemeyerek “ıskalayan” modern tıp kronik hastalıklar söz konusu olunca zorlanıyor.

Hastalık kalıplarına sokamadığı şeyleri ciddiye almıyor. “Hastalık yok hasta var!” diyen geleneksel tıbba kayıtsız kalıyor. Çoğu şeyin çaresi doğada ve ruhta diyen holistik yaklaşımları küçümsüyor.

Neticede de başarısı sorgulanmaya başlıyor. Kısacası sağlık sorunlarımızı ne yalnızca “kanıta dayalı modern tıp” ile ne de yalnızca geleneksel öğreti ve tecrübelere dayalı geleneksel ve doğal tıp yaklaşımları ile çözebiliriz.

Çözüm bu ikisinin entegrasyonunda, yani ustaca uygulanacak kombinasyonunda. Kısacası çözüm İNTEGRATİF bir yaklaşımda.

FARKINDALIK iÇiN iLK 8 ADIM

BİLİMSEL TIBBA ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ

Son 100 yılda modern tıp, tıbba “kanıta dayalı olma” kuralını soktu. Her şeyin “gözlemleme ve ölçme” üzerine kurgulanması ve “laboratuvar”da kanıtlanması kurallarını getirdi.

Bu kurallar sayesinde yeni aşılar geliştirildi. Yeni ilaçlar, yeni ameliyat teknikleri bulundu. Bilimle yapılan işbirliği sayesinde yeni tanı ve tedavi yöntemleri, teknikleri devreye girdi. Neticede çoğu hastalık ya tarihe gömüldü (çiçek, veba, tifüs) ya da kontrol altına alındı (verem, kolera, kızamık).

Cerrahi girişimler de oldukça kolaylaştı. Neticede de hayat kalitemiz yükseldi. Modern tıbba hepimizin kocaman bir “şükran” borcumuz var.

X