"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Enseler kalınlaştıkça hastalıklar artıyor

 Ensesi kalın biri olmak iyi bir şey mi? Ense kalınlığı günlük yaşamda “varlıklı, işi gücü yolunda, hali ve geleceği parlak kişilik” anlamında kullanılıyor ama söz konusu sağlık olduğunda durum değişiyor.


Uzmanlara göre enseler kalınlaştıkça hastalıklar sıraya giriyor. Hipertansiyona, şeker hastalığına, insülin direncine, uyku apnelerine, kalp ve solunum problemlerine, hatta bellek sorunlarına ensesi kalınlarda daha sık rastlanıyor.
Zaten bu nedenle de uzmanlar “karın çevresi”nin takibi kadar ense çevresinin takibinin de önemine işaret ediyor. Rakamsal sınırlara gelince: Boyun çevresi kadınlarda 40, erkeklerde 43 cm’yi geçmemeli deniyor.

Haftada bir gün daha az yiyin

Koruyucu sağlık, yeni bin yılın en çok ilgi çeken alanı. Kronik hastalıklarla, örneğin obezite, diyabet, hipertansiyon, bunama, romatizma gibi konularla mücadelede önleyici tıbbın ve doğal tedbirlerin değerinin anlaşılması ise bu trendin en önemli sebebi.
Sağlığı koruma söz konusu olduğunda akla hemen “Ne yiyelim, içelim?” konusu geliyor. Bilimsel veriler ise bize “Yaşlandıkça daha az yiyin” diyor. Hatta zaman zaman “tıbbi oruçlar” tavsiye ediyor.
Sağlıklı yaşam konularını önemseyen meslektaşım Dr. Hasan İnsel geçtiğimiz günlerde Orta Avrupa’da detaylı bir “tıbbi oruç/fasting” araştırması yaptı.
Öğrendiklerinin “akla yatkın” olanlarını kendi yaşamına da ekledi. İntibaları da önce bana anlattı.
Onunla yaptığımız sohbetin kısa bir özetini sizinle paylaşmak istedim.
Hasan hocanın tavsiyelerini yandaki kutularda bulacaksınız.

Gözlemler “8/16” formülünü destekliyor

Dr. Hasan İnsel diyor ki:
“Haftada en az bir gün az yemek yiyin. Bu yaklaşım öncelikle kas kaybı yapmadan yağ kaybını teşvik ettiği için faydalı. Tıbbi oruçların sindirim sistemini de dinlendirdiği kesin. Bence haftada bir orucu zaman zaman denemekte fayda var.”
Hasan hocanın bir teklifi de “8/16 formülü”nü devreye sokmak:
“Günü üçe bölün. Üçte birlik sabah ve onu izleyen ilk sekiz saatlik sürede günlük toplam ihtiyacınızın tamamına yakınını karşılayın. Geri kalan 16 saati ise (saat 16’dan sonrası) sadece su ve bitki çayı ile tamamlayın. Eğer canınız hâlâ bir şeyler istiyorsa sebze suyu takviyeleri de yapabilirsiniz.”
Hasan hocanın gözlemleri önemli. Ayrıca bu konuyu ve onu haklı çıkaran çok sayıda yayın da var. Bana gelince...
Ben yıllardır haftada iki gün “8/16” formülünü uyguluyorum. Tıbbi oruç hakkındaki bilgileri yandaki kutularda özetlemeye çalıştım.
Umarım işinize yarar.

Tıbbi oruç neler sağlıyor?

Önce şunu bilelim: Ağır organ yetmezliği olanlar, hamileler ve büyüme çağındaki çocuklar ile 80 yaşını geçenlerin bu tür uygulamalardan kesinlikle uzak tutulması lazım. Ayrıca detoks merkezlerinde günlerce “sadece sebze suyuna talim ettirilerek”, “lavman uygulanan” ve “fasting” adı altında yapılan yanlış işler de tıbbi oruç değildir.
Bilinçli tıbbi oruç uygulamalarının faydalarına gelince...
Kısa süreli ilk sonuçlar olarak gaz, şişkinlik, reflü, gastrit, kolit gibi şikâyetler azalıyor. Kan şekeri de süratle dengeleniyor.
Orta ve uzun vadeli sonuçlara gelince... Kan basıncı düşüyor. Kan yağları bir ayara giriyor. Oksidatif stres, yani paslandırıcı süreçler yavaşlıyor. Vücudun tamir edici sistemleri yeniden devreye giriyor. Neticede hastalık riskleriniz azalıp iyilik hissiniz güçleniyor.
Bütün mesele bu işi bilinçli yapmakta. Tadını kaçırmayıp fazla uzatmamakta. Açlık orucu haline getirmemekte.
Bu oruçlar süresince bedeni fazla yormayıp hafif egzersizlerle yetinmekte.
Süreci “ruhsal temizleme/detoks” araçları ile de zenginleştirebilmekte...

Tıbbi oruçta neler oluyor?

◊ 70 kiloluk biriyseniz ortalama 160 bin kalori civarında enerji rezerviniz var demektir. Sağlıklı birine günde en fazla 2 bin kalori gerektiğini düşünürseniz bu en az 70-80 günlük bir rezerv anlamına gelir. Dolayısıyla kısa süreli yapılan tıbbi oruçların sağlığa ciddi bir zararı olmuyor. ◊ Yapacağınız ilk şey yapay gıdalardan, katkı ve kimyasal içeren yiyecek ve içeceklerden uzak durup doğal şeyler yiyip içmek, “bitkisel bazlı” beslenmek. ◊ Tıbbi oruçlar özellikle pankreas ve sindirim sisteminiz sonra da diğer organlarınız için ve genelde de vücudunuzdaki bütün hücre ve dokular için bir çeşit “mola” anlamına geliyor. O sistemler dinlenme, kendine bir çekidüzen verme fırsatı yakalıyor.◊ Bu molalar sayesinde hazım sisteminiz kendini toparlama, tamir sistemleriniz kırığınızı, döküğünüzü onarma fırsatı buluyor. Kan basıncı düşüyor, insülin direnci azalıyor. ◊ Dokularınızda biriken toksik kalıntılar temizleniyor.◊ Sağlıklı kilo verme fırsatı yakalıyorsunuz.◊ Uykunuz düzene giriyor. ◊ Özeti şu: Dikkatli yapılan oruçlar eğer abartılmazsa, ticarileştirilip “bağırsak yıkama/ozonlama” gibi lüzumsuzluklarla karıştırılmazsa sağlık bakımından yararlı bir uygulama sayılabilir. 

Ne zaman, hangi vitamin?

33 yıldır Amerika’da yaşayan ve kısa süre önce 70’inci yaş gününü kutlayan bir hanımefendinin yanıtlamamızı istediği güzel bir soru var.
Soru şu: Yaş grubuma uygun bir beslenme, aktivite ve destek programı yapmak istesem neleri yapmamı önerirsiniz?
İlk tavsiyemiz şu olacak: Dengeli, çeşitli ve yeterli beslenmeye devam etmeli ve her sofradan birazcık aç kalkmayı ihmal etmemelisiniz. Yaş 60-70’i geçince can boğazdan gelmiyor, gidiyor. Az ve öz beslenmeyi prensip haline getirmek gerekiyor.
Aktivite konusunda:
Bu yaşlarda günde 5 bin-7 bin 500 arası adım atmak mükemmel bir hedef. Haftada bir-iki kez 10-12 bine çıkabiliyorsanız eğer -ki soruyu soran hanımefendi bunları zaten yapıyormuş- daha etkili bir sonuç alırsınız.
Takviye planına gelince: Kan ölçümleri yapmadan vitamin takviyesi kullanmanıza bence lüzum yok. Omega-3 ve CoQ10 takviyesi alın, imkânınız varsa iyi bir probiyotik desteği yutun yeter.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI