"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Diyetler ‘out’ beslenme planları ‘In’

Kilo sorunu yaşayan biriyseniz “diyetler out” deyip “beslenme planlarını” devreye sokun.

Eğer beslenmeyi, daha doğrusu sağlıklı ve doğru beslenmeyi bir iyileşme aracı, hastalanmayı önleyici bir beslenme tarzı olarak algılıyorsanız -ki öyle olmalı- “diyet” sözcüğünü bir yana bırakıp “yiyecek planı” veya “beslenme planı” deyimini kullanmanız lazım.
Eğer konuya sadece “diyet” sözcüğünü baz alarak ve bir kilo verme aracı gibi yaklaşmaya devam ederseniz -ki 50 yıldır ısrarla devam eden hatamız budur-, ne kilo meselenizi çözmekte, ne verdiğiniz kiloları yeniden geri almama savaşını kazanmakta ne de bazı hastalıklardan korunmada başarılı olmayı bekleyin.
Mesele net ve açık:
Beslenme bir farkındalık işi. Ve bu önemli farkındalığı kilo sorunu olsun olmasın herkesin ciddiye alması lazım.
Bence “yeni yıl beslenme hedeflerimizden” biri de bu olsun. Özellikle kilo sorunlusu biriyseniz “diyetler out” deyip “beslenme planlarını” devreye sokun.
Besinleri keyifli hayatın, sağlıklı yaşamın, gücün, kuvvetin en etkili oyuncuları gibi düşünün, seçimlerinizi buna göre yapın.
Özellikle yaşı 40’ı geçen herkes beslenme tercihlerini yaparken bu farkındalığı esas alarak hareket etmek zorundadır, unutmayın.

Herkesin fabrika ayarları farklıdır

Fabrikasyon ürünler değiliz. Hepimiz farklıyız. Biriciğiz. Benzersiz ve bir taneyiz.
Ortak bazı metabolik özelliklerimiz tabii ki var. Tabii ki sindirim sistemimizin çalışma biçimi, metabolik süreçlerimizin işleyişi, alışverişleri, besinlerle kazandığımız maddelerin kullanım biçimleri, bu maddelerin bedenden uzaklaştırılma şekilleri bakımından üç aşağı beş yukarı ortak bazı noktalarımız kesinlikle söz konusu.
Ama bu en azından bazılarımızın farklı yakıtlara ihtiyaç duyduğu, farklı besinlere farklı tepkiler -olumlu ya da olumsuz- gösterilebileceği gerçeğini ekarte etmez.
Zaten bu nedenle de birine şifa veren yumurta öbüründe alerji yapabilir.
Birine antioksidan yükleyen çilek bir başkasını kaşıntıdan, burun akıntısından, hapşırıktan bezmiş hale getirebilir.
Aynı şeyleri yiyip içmelerine, neredeyse tıpatıp benzer beslenme planları uygulamalarına rağmen biri kuş kadarken, diğeri fil kadar olabilen iki kardeş arasındaki farkın nedeni de budur.
Kısacası herkesin bedeni farklıdır, bazılarınınki ise çok daha değişik yapıdadır. İşte bu nedenle beslenme planları yapılırken özellikle beslenme ile bağlantılı sağlık sorunlarına -mesela kilo almak, reflü, gaz, şişkinlik, ishal, kabızlık, gıda alerjileri- çözüm aranırken kişiye özel beslenme planlarının yapılması fabrikasyon diyet planlarının uygulanmasından çok daha mühimdir.
Bu tip diyet planlarını uygulayabilmek için de öncelikle metabolizmayı iyi bilmek, doğru yorumlamak gerekmektedir.

Yeni yıla yeni tercihler

 

İLK 8

DAHA ÇOK

yoga
Evde egzersiz
Bitkisel protein
Enerji için rhodilola
Doğa yürüyüşleri
Trambolinle egzersiz
Nootropik destekler

DAHA AZ

Pilates
Spor merkezlerinde aktivite
Hayvansal protein
Antibiyotik ilaç
Yorgunluk için ginseng
Yürüme bandında yürümek
Evde ip atlana
Uyarıcı ilaçlar

İKİNCİ 8

DAHA ÇOK

Zencefil ve zerdeçal latte
Lahana ve bamya turşusu
Salça
Boza ve salep
Türk kahvesi
Demleme çay
Özel aromalı etnik kahveler
Karpuz çekirdeği

DAHA AZ

Kafe latte
Biber turşusu
Ketçap
Sütlü kahve
Hazır toz kahve
Yeşil çay
Üçü bir arada kahve karışımları
Ay çekirdeği

Neden obez bir toplum olduk?

Başlıktaki sorunun yanıtı çok önemli. Zira obezitenin en hızlı geliştiği, tehdidin en hızlı büyüdüğü ülkelerden biriyiz. Benim fikrime gelince...
Geleneksel beslenme modelini bırakıp da Batı tipi beslenme tarzına yönelen her ülkenin başına gelenler bizim de başımıza geliyor. Sadece obez değil, diyabet ve koroner hastalarımızın sayısı da hızla artıyor.
Hamburger-pizza kültürü ve kolalı içecek, gazlı meşrubat, meyve suyu konsantreleri içme alışkanlıkları yaygınlaşıp paketlenmiş atıştırmalıkların kullanımı çoğaldıkça bu sorunlar daha da büyüyecek gibi görünüyor.
Obezite salgını önce Amerika’da başlayıp Avrupa’ya yayıldı. Şimdi de bizi tehdit ediyor. Uzmanlar çok ama çok önemli bir başka tehlikeyi de yine yeterince ciddiye almadığımıza dikkati çekiyor.
“Eğer hareketsiz bir hayat sürmekte ısrar edersek çok değil, 20-25 yıl sonra her iki kişiden birinin obez olacağını” iddia ediyor.
Haklılar! Kısacası salgın iki büyük günahımızla birebir bağlantılı. Detaylar için buyurun...

Obeziteyi patlatan iki büyük günah!

Yanlış besleniyoruz

Uzmanlara göre 100 yıl öncesine oranla daha fazla kalori tükettiğimizden değil daha fazla toksik kalori aldığımızdan dolayı kilo alıyoruz.
Bunun anlamı şu:
Belki 50-100 yıl önce de günde 2 bin-3 bin kalori alıyorduk ama bu kaloriler sentetik değil doğal, toksik değil faydalı, içi boş değil dolu kalorilerdi.
Son 50 yıl, özellikle geçtiğimiz 20 yılda durum kökünden değişti. Şimdi artık daha çok “toksik, sentetik ve boş kaloriler” tüketiyoruz. Ekmekti, krakerdi, gofretti, pizzaydı, cips, bisküvi, çikolataydı derken vücutlarımızı “toksik kaloriler çöplüğü” haline getiriyor, yediğimiz her şeyin içine fazlasıyla giren glukoz veya fruktoz nedeniyle pankreaslarımızın canına okuyup insülin patlamaları ve hipoglisemi gelgitleri içinde yerli yersiz, zamanlı zamansız şuursuzca yiyip içiyor, neticede de yağlandıkça yağlanıyoruz.
2018’de “hafiflemek” hepimizin ortak hedefi olsun. “Hafifleyin, gençleşin” sloganımız yeniden devreye girsin.

Tembellik ediyoruz

Tembellik, aktivite eksikliği, kısacası hareketsiz hayat tarzımız birinci günaha adeta tuz biber ekiyor. Harcamadığımız toksik kaloriler önce karaciğerimizde, sonra da göbeğimizde, kalçalarımızda yağ olarak depolanıyor.
Bu iki büyük günahın faturasını çok iyi bildiğinizden eminim ama ben bir kez daha tekrarlayayım: Çocuk yaşlarda ortaya çıkan şeker hastalığı, genç yaşlarda geçirilen kalp krizleri, felçler, daha 40’ına varmadan yaşanan hipertansiyon atakları, sıklaşan meme, kalın bağırsak, prostat kanserleri ve tabiî ki giderek şiddetlenen diz, kalça, bel ağrıları, uyku bozuklukları, yorgunluklar ve hatta depresyon!
2018 planınıza daha çok “aktivite” koyun. Daha çok yürüyün. Daha fazla egzersiz yapmak için bahaneler bulun.

BUNLARI UNUTMAYALIM

◊ Daha çok “farkındalık” çalışması yani “mindfulness” uygulaması yapılacak.
◊ Şehir gezileri yerine detoks tatilleri ve doğa gezileri tercih edilecek.
◊ Trekking, kayak ve golf yeniden gündeme gelecek.
◊ Ağırlık ve direnç çalışmaları için profesyonel destek alınacak.
◊ Uyku meselesi daha çok gündemde tutulacak.

X