"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Diyabet yolculuğunun dört aşaması var

Ailenizde Tip2 diyabete genetik eğilim varsa, yani anne, babanız ya da birinci dereceden akrabalarınız arasında orta yaş diyabetine yakalananların sayısı çoksa bu “gereken önlemleri almazsanız” sizin de aynı akıbetle karşılaşabileceğiniz anlamına geliyor.

Ama bu “akıbet” öyle “akşam sağlam yatıp sabah hasta olmak şeklinde” aniden ortaya çıkmıyor. Dört aşaması var. O aşamalar zaman içinde yavaş yavaş devreye giriyor. Aşamaların da her biri en az 3-5 yıl sürüyor. Ayrıca kötü gidiş aşamaların herhangi birinde durdurulabiliyor. Hatta tersine bile çevrilebiliyor. Gelelim detaylara…

O MERDİVENİN BASAMAKLARI

İnsülin fazlalığından Tip2 diyabete giden yolculuk dört basamaklı bir merdiven. Birinci basamakta insülin fazlalığı, ikincisinde insülin direnci var. Problemi bu aşamalardan birinde fark edip vaktinde çözmezseniz ardından üçüncü yani gizli diyabet, sonra da dördüncüsü yani şeker hastalığı aşamaları geliyor. Kısacası hiperinsülinemi ile başladığınız yolculuğu insülin direnci, gizli şeker ve sonra da şeker hastalığı ile tamamlıyorsunuz.

Diyabet yolculuğunun dört aşaması var

SÜRECİ DURDURMAK MÜMKÜN DEĞİL Mİ?

İyi haber şu: Bu aşamaların herhangi birinde süreci sizin kontrolünüz altına almanız mümkün. Hatta son aşamaya geldiğinizde yani şeker hastası olduğunuzda sürecin yeniden en başına insülin fazlalığı/hiperinsülinemi ve/veya insülin direnci dönemlerine dönmeniz hiç de zor değil. Kısacası “dedem ve babam diyabetli idi, kalpten öldüler, ben de bekliyordum, bende de çıktı!” demenin bir anlamı yok. Süreci erken tanımak ve doğru yönetmek işi daha en başında engellemek gerekiyor. Yönetilebilir, değiştirilebilir ve hatta tekrardan normale çevrilebilir bir süreç bu.

O AŞAMALARDA NELER OLUYOR?

İnsülin fazlalığından (hiperinsülinemi) insülin direncine, insülin direncinden gizli şekere, sonra da gizli şekerden şeker hastalığına uzanan bu tatsız yolculuğun süresi kişiden kişiye değişiyor. Sürecin zaman ayarını da genetik mirasınızın yoğunluğu ve sizin yaşam tarzınız yani “yanlışlar ya da doğrularınız” belirliyor. Eğer genetik mirası yoğun, yemesi, içmesi bol, aktivitesi sıfır biri iseniz yolculuğunuz çok değil, 3-5 yılda bitiyor. Mirasınız hafif, siz de yeme-içmesi ölçülü, az da olsa aktif biriyseniz 15-20 yılı da bulabiliyor. Tip2 diyabetin tedavisi ilaçlar, insülinlerden önce, yaşam tarzı değişimlerini gerektiriyor.

NÖROPATİ KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Nöropati can sıkıcı, bezdirici bir sorun. Giderek daha sık ve çok görüldüğü de kesin. El ve ayaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma, duyu kaybı, kramplar, daha ileri dönemlerde tansiyon düşmeleri, mide felçleri, cinsel güçsüzlük, idrar yapma problemleri ve daha pek çok tatsızlık ile kendini gösteren bu problem bir grup hastalığın da ortak kesişme noktası. Nöropatiye yol açan sebeplerin en başında şeker hastalığı var. Erişkin tipi şeker hastalarının çoğu eğer kan şekerlerini iyi ayarlamazlarsa çok değil 3-5 yıl sonra nöropati tuzağına düşüyor. Ayrıca nöropati patlamasıyla diyabet patlaması arasında bir bağlantı olduğu da kesin. İnsülin direnci, gizli şeker, şeker hastalarının sayısı arttıkça nöropatililerin de sayısı doğal olarak artıyor. Nöropatinin çok görülen nedenlerinden biri de B vitamini noksanlığı. Özellikle B12 vitamini eksikliği ile nöropati arasında net ve açık bir bağlantı var. B1 ve B6 vitaminlerinin eksikliklerinde de nöropati işaretleri ortaya çıkabiliyor. Kurşun ve cıva zehirlenmesinde de nöropatiye sık rastlanıyor. Böbrek yetmezliği (üremi) ve tiroit yetmezliği (hipotiroidi) de önemli bir nöropati nedeni. Listeye kronik alkol bağımlılığını yani alkolizmi de mutlaka eklemek lazım.

Diyabet yolculuğunun dört aşaması var

Diyabet yolculuğunun dört aşaması varBABAMDA VARDI, BEKLİYORDUM BENDE DE ÇIKTI

Önemli bir üniversitenin saygın bilim adamlarından biri. Deneyimli bir hoca. Bir mühendis. Yani o da iyi hayat hocam rahmetli Süleyman Demirel gibi bir hesap insanı. Ne var ki konu sağlık olunca pek çoğumuz gibi o da bilgi fakiri. Suç onda mı? Hayır. Suç bizde. Onun sorununa “analitik” yaklaşmayan, “sebebi” bir kenarda bırakıp “sonuca odaklanan” klasik tıp yaklaşımında. Hocanın ilk görüşmemizde bana anlattıklarının özeti şu: Babası ve dedesi şeker hastası imiş. Ellili yaşlara geldiğinde biraz hareketliliğinin azalması, biraz da yeme içme tutkusunun tavan yapması derken epey kilo almış. Sonra da beklenen şeyler olmuş: Kan şekeri, trigliseridi, tansiyonu, ürik asidi yavaş yavaş yükselmeye başlamış. Ellili yaşların ortalarında da Tip2 diyabet tanısını da alıp şeker hastalığıyla tanışmış. “Babamda, dedemde vardı, bende de oldu” deyip direnmeden kabullenmiş hastalığını ve sorunlarını. Ne yiyorum içiyorum, ne kadar hareket ediyorum filan demeden de reçetesindeki hapları yutmaya başlamış. Hala aşırı kilolu. Kilo almaya da devam ediyor. İşin kötüsü “şeker hastalığı” ile sürekli artan kiloları ve damar sorunları arasındaki bağlantının farkında da değil. Hatta tam da tersine şeker hastalığı nedeniyle kilo aldığını düşünüyor. Tabii ki yanılıyor.

BEN BU TESTİ NİYE YAPTIRIYORUM?

Yüzyıl önce doktorlar teşhisi sadece gözlemleri, muayene bulguları ve hastaların anlattıkları ile koyabiliyordu. Daha sonraları biyokimyasal testler, bakteriyolojik incelemeler, radyolojik değerlendirmeler ve daha pek çok inceleme yöntemi devreye girdi. İyi de oldu. Bu ek değerlendirmeler sayesinde teşhis kolaylaştı. Teşhislerin doğruluk oranı yükseldi. Ama siz yine de doktorunuz size herhangi bir testten geçmenizi önerdiğinde size o testin niçin yapılacağını, neden önerdiğini mutlaka öğrenin. Test neticelendiğinde neyi göstereceğini anlamaya çalışın. Bunlarla da yetinmeyin. Teste nasıl hazırlanmanız gerektiği konusunda da bilgilenin. Test süresince nelerin olup biteceğini, testler sonrasında neleri yapmanız veya yapmamanız gerektiğine, herhangi bir riskinizin söz konusu olup olmadığını da anlayın. Tabii ki maliyet konusunu, yani testin ya da testlerin ekonomik yükünü de öğrenmeyi ihmal etmeyin.

Diyabet yolculuğunun dört aşaması varÇÖZÜM NE?

NE YİYİP-İÇECEK NE YAPACAĞIM?

Bütün mesele şu: Eğer böyle bir mirasa sahipseniz telaşa kapılmayın, boş vermeyin, “kader” deyip beklemeyin. Genetik mirasınızın yapısını öğrenip beslenme ve aktivite yoğunluğunuzda gereken değişimleri mümkün olduğunca erken yapın. İnsülin direnci ile mücadele ve Tip2 diyabeti önlemede işe yaradığını bildiğimiz “düşük glisemik indeks diyeti” beslenme planını ısrarla uygulayın. Ayrıca her gün en az 5000, ortalama 7500, mümkünse 10000 adım atma görevinizi yerine getirin. Kalıcı ve etkili tek çözüm bu ikiliyi birlikte uygulamaktan geçtiğini bilin ve asla vazgeçmeyin. Bu ikili planı ısrarla ve mümkün olduğu kadar erken dönemde başlatarak hep uygulamada tutmaktadır. Başka bir yol da bulunmamaktadır.

X