"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Damarımda plak var ne yapmalıyım

Önce şu net ve kesin bilgiyi bir kenara not edin: Yeni bin yılın en mühim sağlık problemi damar sertliğidir.

Ölümlerin neredeyse üçte ikisi de damarlarla ilgili problemlerin neticesidir. Ellili yaşlar sonrasında karşılaştığımız sağlık problemlerinin çoğunun arkasında da yine aynı problem var. Sertleşen damarlarda gelişen aterosklerotik plaklar ve o plaklardan kopan pıhtılar bazen kalp damarlarını tıkayıp kalp krizleri, aritmiler, kalp yetmezlikleri ve ani ölümlere; bazen beyin damarlarını etkileyip felçler ve bellek sorunlarına; bazen de böbrek damarlarını bozup hipertansiyona, ayak damarlarını tıkayıp dolaşım bozukluğu veya kangrenlere yol açabiliyor. Kısacası ateroskleroz da (damar sertliği), yol açtığı plaklar ve bunlardan kopan pıhtılar da ciddi sağlık tehditleri. Bu tatsız ama önemli girişten sonra gelin şimdi de ‘plak oluşumunun nasıl engelleneceği‘ veya mevcut ‘plakları stabilize ederek ani pıhtı kopmalarının nasıl önlenebileceğini‘ anlamaya çalışalım.

ÖNEMLİ SORU

STABİLİZASYON NASIL YAPILIYOR?

Damarlarda ateroskleroza bağlı her plak risklidir ama ‘yumuşak’ ya da ‘kararsız’ plak olarak bilinenleri çok daha tehlikelidir. Bu nedenle özellikle yumuşak/kararsız plak tespit edilenlerde yapılacak ilk iş tam anlamıyla bir ‘sıkıyönetim’ değilse bile ‘olağanüstü hâl’ durumu ilan etmektir. Beslenmeyi iyileştirmek, fazla kiloları vermek, egzersiz yapma alışkanlığı edinmek, ruhsal yaşamı düzenlemek; kandaki şeker, tansiyon, kolesterol, ürik asit, trigliserid yüksekliği gibi sorunlara müdahale etmek ve tabii ki eğer içiliyorsa sigarayı hemen o anda terk etmek ilk tedbirlerdir. Diğer taraftan bu plakları stabilize etmek, yani yırtılmalarını, kopmalarını önleyerek kopan yumuşak pıhtı parçalarının bir yerleri tıkamasını engellemek daha detaylı düşünmeyi, deneyim ve hasta-hekim iş birliğini gerektiriyor. Plak stabilizasyonu adı da verilen bu süreçlerde tabii ki kolesterol düşürücü statinlerden, kanı incelten asetil salisilik asit ve klopidogrelden, fibratlar ve kalbi sakinleştiren beta blokerlerden de faydalanmak gerekebiliyor.  

ÖNEMLİ

TRİGLİSERİDİM YÜKSEK DİYORSANIZ

Özellikle kararsız yani kopma veya parçalanma riski yüksek bir yumuşak plak tespit edilen birinde eğer aynı zamanda trigliserid ve kolesterol yüksekliği de varsa sadece beslenme ve aktivite gibi önlemlerle yetinmemek, kolesterol dengesini sağlayacak statin grubu ilaçlardan da istifade etmek gerekebiliyor. Şimdi hemen aklınıza, “Bu ilaçların yan etkileri ne olacak hocam?” sorusunun geleceğini biliyorum. Haklısınız ama burada da bir ‘maliyet analizi’ yapmak, ilaçların sağlayacağı yararlarla oluşturabileceği yan etkileri kıyaslamak zorundasınız. Bu ilaçların ciddi bazı yan etkilerinin olduğu doğrudur. Ama bu yan etkilerin çoğunun ilacın bırakılması ile birlikte ortadan kalktığı da bilinmektedir. Özeti şudur: Benim tavsiyem eğer yumuşak ve kararsız plaklarınız var ve aynı zamanda kan yağlarınız da yüksekse, siz de statinlerin herhangi birini kullanmak zorunda kalabilirsiniz. Böyle bir durumda doktorunuza itiraz etmemenizdir.

ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ

Damarları erken yaşlandıran, sertleştirip kalınlaştıran, plaklar/pıhtılarla daraltıp tıkayan sebeplerin sayısı oldukça fazla. Ama önce şunu bilelim: Diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi burada da ‘organize bir şebeke’ ile karşı karşıyayız. Bu şebekenin üyeleri arasında kan şekeri yüksekliği, tansiyon fazlalığı, trigliserid ve LDL kolesterol aşırılığı, iyi kolesterol HDL’nin azlığı, insülin direnci ve bununla ilişkili kilo fazlalığı, çok daha önemlisi sigara alışkanlığı var. Bu nedenle öncelikle bu sorunlardan bir veya daha fazlası bulunanların ellili yaşlardan sonra ciddi bir ‘damar sertliği ve plak riski araştırmasından’ geçmesinde fayda var. Ayrıca o plakların kopmaya hazır, yumuşak, yani kararsız ve hassas plaklar olup olmadığının da saptanması lazım. Bunu anlamanın yoluysa Hs-CRP testi incelemesinden ve doppler USG ya da CT ile (tomografi) kalp ve beyin damarlarının dikkatle incelenmesinden geçiyor.

BİLGİ NOTU

BU SAHTEKÂRLIĞA İNANMAYIN

Sosyal medyanın gücü tartışılmaz ama faydası kadar zararı, tehlikesi, tehdidi olduğu da kesin. Kontrolsüz, güvenliksiz tehlikeli bir otoyol haline de gelebiliyor. Ve bu otoyola isteyen istediği bilgiyi yollayabiliyor. Bir grup sahtekâr yine benim resmimi ve ismimi kullanarak ‘Parazitoloji Uzmanı Prof. Dr. Sami Günay’ isimli sahtekârın rumuzuyla halkımızın %95’inde parazit olduğunu iddia ederek dandik, sahte, çakma bir ürünü pazarlamaya çalışıyor. Lütfen dikkat edin ve benim adımı ve/veya resmimi kullanarak pazarlanmaya çalışılan bu gibi ürünlere sakın itibar etmeyin.

OKUR SORUSU

NEDENİ NE? YAŞLILIK YORGUNLUĞU

Yaşlanan herkes yorulur ama bunu çok az hisseden veya bu nedenle yerinden bile kıpırdayamayacak hale gelebilen yaşlılar vardır. Yaşlılık yorgunluğunda belirleyici faktörlerden birinin de ‘mitokondriler’imiz olduğunu unutmayalım. Bilelim ki biz yaşlandıkça hücrelerimizle birlikte mitokondrilerimiz de yaşlanıyor. Neticede yaşlı ve sayıca az mitokondriler nedeniyle o hücre yeteri kadar enerji üretemeyip güçsüz, halsiz, takatsiz kalıyor. İşte bu nedenle yaşlılık yorgunluğu ile mücadelede mitokondri meselesi de mutlaka devreye giriyor. Zıpkın gibi genç ve dinç bir yaşlı olmak isteyenlerin mitokondrilerine gözlerinin içi gibi bakmaları gerekiyor. “Peki bu iş nasıl olacak hocam?” diyorsanız yanıtım şu: Mitokondrilerinizin dost ve düşmanlarını tanıyacaksınız. Onları düşmanlarından uzak, dostları ile bir arada tutacaksınız. O düşman ve dostları alttaki kutularda özetledim. Lütfen kesip saklayın ve fırsat buldukça şöyle bir göz atın.

KESİP SAKLAYIN

Düzenli egzersiz alışkanlığı mitokondrilerin en sadık dostu. Egzersiz sıklığı ve yoğunluğu arttıkça genç ve güçlü mitokondrilerin sayısı daha da artıyor.

Glutatyon ise en güçlü mitokondri kalkanı. Mitokondrileri oksitlenip paslanmaktan koruyan, antioksidan sistemin patronu bu mucize doğal molekülümüz.

Glutatyona bu süreçlerde katalaz ve peroksidaz gibi enzimatik yapılanmalar da yardımcı oluyor.

C vitamini, alfa lipoik asit, selenyum, magnezyum, folik asit zengini besinleri daha çok kazanmak, N-Asetil Sistein, koenzim Q10 ve benzeri desteklerden faydalanmak da glutatyonu şarj ettirerek mitokondrilere yardımcı oluyor.

DÜŞMANLARI HANGİLERİ

Alkol çok önemli bir mitokondri düşmanı. Sadece sizi değil, mitokondrilerinizi de sarhoş ediyor.

Cıva, kurşun ve diğer ağır metaller de mitokondrilerin canına okuyabiliyor.

Yiyecek içeceklerle bedenimize giren toksik kimyasalların da birer mitokondri zehri olabilecekleri biliniyor.

Aşırı şeker ve beyaz un yüklü besinlerin, özellikle de nişasta bazlı fruktozun tartışmasız birer mitokondri zehri oldukları da kesin.

Bazı ilaçlar da (parasetamol, kinolon grubu antibiyotikler, statinler) mitokondrilere zarar verebiliyor.

X