Çikolatada ne var?

Çikolatanın katkısızı, yani “bitter”i birazcık acıdır, sütlüsü ve şeker ilavelisi daha çok tercih edilir.

Haberin Devamı

Zaten bu nedenle üreticiler çikolatayı yalnızca şeker ve sütle değil, fındıkla veya başka lezzetlerle (mesela portakal, elma, vanilya) karıştırıp yeni ve mükemmel lezzetler üretir. Ne var ki devreye şeker ve diğer lezzet katkıları girdikçe sağlıksız gıda konusu gündeme gelir. Oysa saf çikolata da bir besindir, lezzetli, sağlık değeri de iyidir. İçinde neler var neler... Yeniden altını çizelim: Sağlığa olumlu etkiden bahsederken piyasadaki lezzet bombası bol sütlü, bol şekerli olanlardan değil, içinde hiç süt, ilave şeker ve de diğer katkılar bulunmayan bir çikolatadan, neredeyse yüzde 99 saflıktaki “bitter” çikolatadan bahsediyoruz. Detaylar için buyurun...

Çikolatada ne var

Haberin Devamı

Ne kadar bitter

Günde 25 gram bitter tüketmenize izin var. Miktarı bazen 50-75 grama kadar da yükseltebilirsiniz. Ama sadece bazen. Bitter yüzde 90 üzerindeyse daha da güvenlidir. İçinde palmiye yağı ve/veya trans yağ da bulunmaz.
Tavsiyem şu: Haftada 2-3 kez akşam 1 bardak yeşil çay ve yanına 25 gram kadar bitter çikolata. Bu ikili tam bir antioksidan bombası gibi çalışır.

Feniletilamin... Güven duygusunu artırır

İlk sıraya “feniletilamin”i yazın. Çikolatadaki feniletilamin insana kendini iyi hissettiren bir kimyasal. Bedenine girdiği her insanın beyninde müthiş bir iyilik, berraklık ve kendine güven duygusu oluşturuyor. Laboratuvar hayvanlarına verildiğindeyse onları şımartıyor, muhtemelen de cinsel açıdan tahrik ediyor. Hayvanlar bir süre sonra birbirlerine kur yapmaya başlıyor. Durun, öyle hemen “kötü” şeyler düşünmeyin. Üzücü haber şu: Feniletilaminin insanlardaki cinsellik etkisi son derece sınırlı.

Çikolatada ne var

 

Anandamid... Mutlu eder

Bitter çikolatadan arada bir ya da günde en fazla 25 gram tüketmemiz için sırada bir madde daha var: Anandamid. Bu madde adını Sanskritçe “mutluluk”tan alıyor. Enteresan bir şekilde beyinde Hint kenevirinin etkilediği alanları uyarıyor, ne iyi ki çikolatadaki anandamid miktarı çok ama çoook az. Keyif verecek -kafa yapacak- (!) anandamid için en az 25 kilo kadar saf çikolatayı yiyip bitirmeniz gerekiyor.

Haberin Devamı

Çocuklara üzüm mü yedirelim, şınav mı çektirelim

Okul çağındaki tombul, yani fazla kilolu çocuklarımızın sayısı arttı. Bu çok kötü bir gelişme. Zira bugünün tombul çocukları yarının obezleri ve de tansiyon, şeker, kalp damar hastaları.

Çikolatada ne var

Yıllar önce “hayat bilgisi” ve “beden eğitim/jimnastik” derslerinden uzaklaştırdığımız çocuklarımızı kilo sorununun tehdit etmesi ise sürpriz değil. Peki, çözüm ne? Onlara süt içirip üzüm mü yedirmeli, yoksa daha fazla aktif olabilecekleri, bol ve sık egzersizler yapabilecekleri, voleybol, yakan top, basketbol, tenis oynayıp yüzebilecekleri, haydi bütün bunlardan vazgeçtik hiç olmazsa şöyle rahatça şınav çekebilecekleri alanlar ve zamanlar da mı yaratmalıyız?
Sorunun cevabı açık ve net: Sağlık için de, kilo kontrolünde de beslenmek ve aktivite çok önemli. Sağlıklı yaşam için biri sağ kanatsa, diğeri sol kanat. Çocuklarımızın sağlıklarını korumak ve onları kilo sorunundan uzak tutmak için de her iki kanadı birlikte kullanmaları şart. Netice şu: Üzüm de yesinler ama şınav da çeksinler...

Haberin Devamı

Kaçamak yapıyorsanız
bedelini de ödeyin

Sağlıklı bir beden ve ruhun, yiyip içtiklerimizle bağlantılı olduğu net ve açık.
Bu her zaman mümkün olabilecek bir süreç değil. Hepimiz insanız. Canımız tatlı bir şeyler, unlu atıştırmalıklar, hatta kızarmış patatesli hamburgerler isteyebiliyor.
Benim tavsiyem şu: Kaçamak yapmaktan korkmayın. Korkmayın ama size iki ön şartım var. Birincisi o kaçamakları sık tekrarlamayın. Üst üste tekrarladığınızda göbeğinizin büyüyeceğini, belinizin genişleyeceğini unutmayın.
İkinci şartım da şu: Kaçamak yaptığınızda en geç ertesi gün bedelini ödeyin. Yani sonraki öğünleri biraz kısıtlayın, fiziksel faaliyetlerinizi daha da artırın. Bizim klinikte bu prensibin bir adı var: KAÇAMAK YAPTIĞINIZDA BEDELİNİ ÖDEYİN!

Haberin Devamı

Suçlu hangisi: Yediklerimiz mi yaptıklarımız mı

Konu ister çocuk ve gençlerin, isterse yetişkinlerin obezite sorunu olsun fark etmiyor, herkes şu sorunun doğru yanıtını arıyor: Bizi yediklerimiz mi, yoksa yaptıklarımız -daha doğrusu yapmadıklarımız- mı şişmanlatıyor?
Meşrubat üreticileri, kolalı içecek imalatçıları, gazlı-gazsız meyve suyu yapımcılarına sorarsanız onların hiçbir suçu yok. Çocuklar da büyükler de bu şeker bombası içecekleri fazlaca içtikleri için değil, hareket etmedikleri için kilo alıp şişmanlıyorlar.
Yiyecek üreticilerinin de gerekçeleri aynı. Onlar da kilo sorununun nedeninin ürettikleri unlu, şekerli, özellikle nişasta bazlı glikozla hazırlanmış gıdalar değil de bunları yiyen ama hareket etmemekte ısrar eden çocuk ve büyükler olduğu iddiasında.
Peki, hangisi daha doğru? Çocuklarımızı ve bizi yiyip içtiklerimiz mi yoksa yapmadıklarımız mı yağlandırıyor?
Benim kanaatime göre yanlışların her ikisi de etkili ama en tepede yiyip içtiklerimizin sağlıksız ve yüksek kalori içerikleri var. Çocuk, ergen ya da yetişkin fark etmiyor, sağlıklı birinin günlük herhangi bir ek fiziksel aktiviteyle tüketebileceği enerji miktarı maksimum 1000 kaloriyi geçmiyor.
Patatesli, kolalı, mayonezli, ketçaplı bir burger menüsünün neredeyse 1000 kaloriye yaklaştığını düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Keza günde 3-4 şişe ya da kutu meşrubat tüketen ve bu arada neredeyse 500’den fazla kaloriyi bedenine kazandıran bir çocuğun da sorunu yalnızca aktivite/egzersiz ile çözemeyeceğini siz de kavrayacaksınız.
Özeti şudur: Kilo sorununuzun arkasında gereğinden fazla ve yanlış kalorilerle yüklü kötü besinleri tüketmemiz ilk sorumludur. Ve bunu hemen arkasından hareketsiz yaşam tarzımız izlemektedir.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları