"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Bilim mi gelenek mi ?

Beslenirken tabii ki bilimin önerilerini kulak arkası etmeyin ama anneniz, nineniz hangi gıdalarla beslenmiş, onları nasıl pişirmişse, sizi hangi yiyecek içeceklerle büyütmüşse onlara ağırlık verin.

Besin seçimleri yaparken “ofsayta düşmemek” için bilimi izlemeye, bilim insanlarının görüşlerini alıp tavsiyelerine kulak vermeye devam edin ama sağlığın her alanında olduğu gibi burada da “her yeni tavsiyenin üzerine balıklama atlamayın!”
Bilim insanlarının söylediklerinden ziyade, geleneksel beslenme alışkanlıklarınıza yaslanın. Anneniz, nineniz hangi gıdalarla beslenmiş, onları nasıl pişirmişse, sizi hangi yiyecek içeceklerle büyütmüşse onlara ağırlık verin. Yüzlerce yıldır tükettiğiniz geleneksel lezzetlerden, kokusunu, tadını, görüntüsünü ezberlediğiniz yiyeceklerden kolayca vazgeçmeyin. Unutmayın ki, besinler genlerinizle konuşuyor. Genlerinize yabancıysalar ya sorun çıkıyor ya da beklenen fayda sağlanamıyor.


MASADA TÜRK SENTEZİ


Ayrıca şu da önemli: Bizim mutfağımız zaten mükemmel bir mutfak. Olağanüstü bir çeşitliliğe sahip.
Akdeniz mutfağının harika bir sentezi. Akdeniz mutfağı ise bütün dünya için beslenmenin en güvenilir limanı. İşte bu nedenle geleneksel yiyecekleri yerken korkmayın. Mesela ekmek de yiyin ama az tüketin ve köy usulü tam tahıllardan yapılan mayalı ekmekleri tercih edin. Canınız tatlı mı çekti? Vicdan azaplarına, çarpıntı krizlerine girip sütlaçtan, muhallebiden, aşure, baklavadan vazgeçmeyin ama kararında bırakmayı da bilin. Ölçülü davranmayı ihmal etmeyin.


İŞTE ‘İŞİN’ ÖZETİ


Meyvesiz bir hayat olur mu? Olmaz! Miktara dikkat ettiğiniz sürece incir de, nar da, üzüm, şeftali, kayısı, elma da dünyanın en güzel, faydalı ve vazgeçilmez lezzetleridir. Yeter ki ne zaman, ne kadar, nelerle birlikte yiyeceğinize dikkat edin.
Ö-Z-E-T: “Onu ye bunu yeme” diyenlerin –ben dahil- bugün ak dedikleri yarın kara, bugün kara dedikleri yarın ak çıkabilir. Siz siz olun geleneksel ve yerel beslenme alışkanlıklarınızdan kolay kolay vazgeçmeyin. Konu beslenme olduğunda önce geleneklerinize, sonra da bilime bakarak karar verin, çünkü gelenekler bilimsel verilerden daha az değişiyor, daha az yanılıyor!

‘GAZDIR, ŞİŞKİNLİKTİR, GEÇER’ DEMEYİN


Gastroenterologların son zamanlarda sık gündeme getirdikleri bir sağlık sorunu var: EPİ! İngilizce açılımı şu: Exocrine Pancreatic İnsufficiency. Pankreas bezinin gereken enzimleri yeteri kadar salgılayamadığı durumlar anlamına geliyor.
Şiddetli gaz, ishal, iştahsızlık, karın ağrısı, kas krampları gibi belirtileri var. Zamanında fark edilmezse pek çok problem kapınızı çalıyor. Anlaşılan o ki “Gazdır, şişkinliktir, geçer ne olacak?” deyip geçmemek lazım.


Beyninize yardım edin

İstesek de istemesek de beynimiz yaşlanmadan nasibini alıyor. Bunun ilk belirtisi ise belleğimizin zayıflaması, dikkat ve odaklanma yeteneğimizin eski gücünden uzaklaşması oluyor. Peki, bu konuda bize destek verebilecek doğal bir şeyler var mı? Var! Hem de sayıları oldukça fazla. Mesela omega-3 yağ asitlerinden DHA bunlardan biri. DHA kaynaklarının başındaysa balık yumurtası (havyar) ve krill oil kaynaklı omega-3’ler geliyor. Özellikle B12, B6 ve folik asit de çok önemli. Üzüm kökenli güçlü polifenol resveratrol, türmerik (zerdeçal) kökenli kurkuminler ve çay yaprağı kökenli L-teaninin de bu listede yer bulması lazım.

EN ÖNEMLİSİ HUZUR HAPI


Çok önemli bir noktayı da lütfen unutmayalım: Yukarıdaki desteklerin hepsinin toplamından ve bugüne kadar keşfedilen en etkili bellek ilaçlarından çok daha iyi doğal bir bellek desteğimiz var: HUZUR! Huzur haplarını elinizin altından hiç eksik etmeyin.

GOLFÇÜLER NEDEN GÖBEKLİ?


Geçen hafta Bodrum Golf Kulübü’nde güzel bir yaz turnuvası vardı. Çok sayıda golfseverin katıldığı bu keyifli turnuvanın ödül töreninde bulunmaktan büyük keyif aldım.
Golf mükemmel bir spor. Genelde varlıklı kişilerin yaptığı düşünülse de azıcık gayret edilse daha yaygın hale getirilebilecek, son derece güçlü bir stressavar ve sağlıklı bir aktivite aracı. Ne var ki golf sporu yapanların bazıları, özellikle de iş adamlarının biraz göbekli olmaları beni şaşırttı.


SORUN NEREDE?


Ertesi gün Kelebek’te turnuvaya katılanların resimlerini görünce “göbeklenme” konusundaki gözlemimin doğruluğundan bir kez daha emin oldum ve “golf göbek yapar mı?” sorusuna kafayı taktım.
Golf sporunun göbek yapmayacağı kesin. Peki, o zaman sorun ne? Burada da yine beslenme konusu gündeme geliyor. Bence bu sporu yapanların beslenme modellerinde bir sorun var. Muhtemelen de işin “sosyalleşme” ritüelini abartıyorlar.


İŞTE ŞAHANE BİR GÖBEKSİZ


Dünyanın önde gelen golfçüleri beslenme konusunda son derece titiz davranıyor. Avrupa Bayanlar Ligi’nin önemli bir ayağı olan Antalya’daki 2015 Turkish Airlines Open Regnum Carya turnuvasının şampiyonu İngiliz Melissa Reid bu sporculara iyi bir örnek.

PİZZA MI HIZLI AMBULANS MI?


NTV’de yayınlanan “Yaşasın Hayat”ın çekimi yapılırken, programı birlikte hazırladığımız arkadaşlarım enteresan bir şey söyledi: Pizza servisleri ambulanslardan daha hızlı çalışıyor!
Evet, evet yanlış duymadınız. Diyelim ki hastasınız acil ambulans çağırdınız. Ya da acıktınız telefonla pizza siparişi verdiniz. Pizzanız ambulanstan daha hızlı geliyormuş. Anlaşılan bu ülkede şehirlerimizde bile “zarar çareden daha çabuk geliyor!” Sağlık Bakanlığı yetkililerine duyurulur...

İzzet Çapa kimi dinlesin?

İzzet Çapa’yı on beş yıldır tanırım. Prensip olarak “kafasına göre takılır”, yani kimseyi dinlemez.
Peki, “kilo sorununu çözmek için de mi kimseyi dinlemesin?” Dinlesin! Bana sorarsanız önce de beni dinlesin! Beni dinlemezse işte o zaman Ertuğrul Özkök’e kulak versin. Ama İzzet’in ikisini de yapmayacağını garanti ederim. Çünkü o hem iflah olmaz bir aktivite düşmanıdır, hem de çaresi mümkünsüz bir boğaz tutkunudur.


İZZET NEYİ SEVER


Zaten böyle biri olduğu için de kaslarıyla baklava yapmak yerine, tatlıcı vitrinlerinde baklava bırakmamayı hedeflemiştir. Arada bir aklına “Şu işe çözüm bulmam lazım” cümleleri takılınca, soluğu bende alır, dikkatle dinler, sonra da “Tamam hocam, haklısın hocam, söylediklerinizi uygulamaya hemen başlayacağım hocam” gibi cümleleri sıraladıktan üç-beş ay sonra en az üç kilo daha alıp yeniden geri gelir. Çünkü İzzet yürümeyi sevmez. Bırakın yürümeyi parmaklarını oynatmak için bile saatlerce düşünür. Çünkü İzzet yemeyi sever. İflah olmaz bir tatlı düşkünüdür. İşte bu nedenle İzzet’in değil kaslarıyla baklava yapması, kilo sorununu çözmesi bile imkânsızdır. Temennim şu: Haydi, “yanılt bizi İzzet!”

X