"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Besinler genetiğimizi değiştirebilir

Genetik yapı besinleri, besinler de genetiği etkileyebiliyor. Eğer bazı genleriniz yetersiz ya da tersine gereğinden fazla aktifse, yiyip içtikleriniz sizde daha az fayda veya daha çok zarar oluşturabiliyor.

“Beslenme-genetik ilişkisi” mühim bir konu. Genetik yapı besinleri, besinler de genetiği etkileyebiliyor.
Bu ilişki nedeniyle yeni bir bilim dalı da oluştu: “Nutrigenetik” adı veriliyor bu yeni alana.
Eğer bazı genleriniz yetersiz ya da tersine gereğinden fazla aktifse yiyip içtikleriniz sizde beklenenden daha az fayda veya daha çok zarar oluşturabiliyor.
Diğer taraftan gıdaların genlerimizle oynayabileceklerini gösteren önemli bazı bulgulara da ulaşıldı.
Gıda maddelerinin içindeki bitkilere ait “mikro RNA”ların bağırsaklardan emilerek kan dolaşımına geçtiği, dokulara ulaşıp hücrelerdeki genlere müdahale ettiği net ve açık olarak gösterildi.
Örneğin pirinç yiyen insanların pirinçten aldıkları “MIR 168A” adlı “mikro RNA”nın genetik yapıya müdahale ederek LDL (kötü) kolesterol seviyesini yükseltebildiği, neticede de kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini artırabildiği gösterildi (Pirinç, belki de bu nedenle bazıları için ciddi bir aterojenik yani damar sertliği yapıcı olabiliyor).
Bu çalışma 2011’de önemli bir bilimsel dergide yayınlandı.
Bu bilginin anlamı şu: Gıdaları sadece içlerindeki protein, yağ, karbonhidrat, tuz, antioksidan, mineral, vitamin yapılar, antioksidanlar ve kalorileri ile değerlendirmemeliyiz.
İçlerindeki mikro RNA’lar da mühim işler görüyor olabilirler. Bir önemli nokta daha var: Zararlı mikro RNA’ların temizlenmesi özellikle bebek mamaları ve hamilelerin beslenmesinde çok önemli bir ayrıntı haline gelebilir (Aydınlatıcı bilgileri nedeniyle Prof. Dr. Nezih Hekim’e teşekkürler).

Besinler genetiğimizi değiştirebilir

 

UNUTMAYIN!“

Ne yiyorsan osun” diyen Hipokrat kesinlikle haklıdır. Genlerimizin (genotipimiz) ve iç ve dış yapılanmamızın (fenotipimiz) sırrı her şeyden çok “ne yediğimiz?” sorusunun yanıtında saklıdır.

BİR UYARI

Sakız deyip geçmeyin

Gıda maddelerinin üretimden tüketime ciddi olarak kontrol edildiklerini biliyoruz. En azından ben böyle düşünmek istiyorum. Faydalı olsun diye yuttuğumuz besin destekleri için de durum aynı.
Sağlık Bakanlığı ve Gıda Bakanlığı, bu konularda oldukça hassaslar.
Peki, sakızlarda aynı kontrol yapılıyor mu? Ben, pek emin değilim.
Nedeni şu: Televizyon reklamlarında da izliyorsunuz. Genç kız sakız tercihinin “aspartamsız” sakızdan yana olduğunu ısrarla vurguluyor.
Peki ya diğer maddeler? Mesela sukraloz. Bu madde bir tatlandırıcı. Ve maalesef pek çok gıdaya girmiş durumda.
Önümde sukralozla ilgili yeni bir yayın var. İtalya’nın dünyaca ünlü kanser araştırmaları merkezi Ramazzini Enstitüsü’nde yapılmış. Araştırmanın sonuçları ürkütücü mü ürkütücü.
Araştırmacılar, sukralozun farelerde karsinojenik yani “kanser oluşturabilen” etkileri olduğundan kuşkulanıyorlar.
Sakızlarda sukraloz veya aspartam dışında daha pek çok tartışılabilecek madde var. Mesela sorbitol, martitol, manitol.
Diğer taraftan doğal ve güvenli sakızın faydaları da var. Onu da bilelim. Bir kenara not edin.
Sakız her şeyden önce iştah kontrolünde çok etkili ve işe yarıyor. Daha az yemenizi, dolayısıyla daha kolay kilo kontrolünüzü garanti altına alıyor.
Stresi hafifleten, rahatlatan ve bu nedenle odaklanmayı/konsantrasyonu güçlendiren faydası da var.
Kaliteli bir doğal sakız (damla sakızı örneğin) ağız ve diş sağlığını da olumlu yönde etkiliyor. Özellikle şekersizse...

OKUR SORUSU

Probiyotikler kabızlığı engeller mi

Probiyotik güç, sağlığı en çok etkileyen parametrelerden biri. Sayfamızda bu mühim güce bundan böyle daha sık yer ayıracağız.
Zira bebeklikten nineliğe, dedeliğe kadar hayatın her aşamasında probiyotik güç, çok ama çok mühim bir ayrıntı.
Kabızlık sorununun bu kadar yaygınlaşmasının bir nedeni de bu gücün giderek zayıflaması olmalı. Çünkü probiyotik rezervi yüksek olanlarda ve probiyotiklerden zengin beslenenlerde kabızlık problemine daha seyrek rastlanıyor.
Diğer taraftan sadece probiyotik ürünlerle oluşturulmuş kabızlık engelleyici ürünler de birbiri ardına kullanıma veriliyor.
Kısacası sağlıklı bir hayat sürmek “probiyotiksiz olmuyor”.

UNUTMAYIN

İltihap tetikçileri

◊ Her türlü şeker ve tatlılar. En çok da fruktozlu mısır şurubu içeren tatlılar ve sıvı içecekler.
◊ Gluten zengini besinler. Yani beyaz un ve nişasta içeren yiyecekler.
◊ Vücudun herhangi bir yerine gizlenmiş sinsi enfeksiyonlar. Örneğin kronik sinüzit, dişeti iltihapları, sistit veya piyelit.
◊ Çevre kirliliği ve toksinler: En önemlisi de egzoz gazları ve ağır metaller...
◊ Rafine karbonhidratlardan zengin fast food besinler; Cipsler, gofretler, hamburgerler.
◊ Aşırı kalori tüketimi... Özellikle 50’li yaşlardan sonra ihtiyaçtan fazla kalori tüketmek çok yanlıştır.

NOT EDİN 

Kronik iltihap testler hangisi

◊ Tam kan sayımı.
◊ Açlık, tokluk şekeri ve açlık, tokluk insülin değerleri.
◊ TSH testi, T3 ve T4 hormonları.
◊ D vitamini, B12 vitamini, magnezyum ve çinko seviyeleri.
◊ Sedimantasyon.

AKLINIZDA OLSUN

Desteklerin 2015 karnesi

IN’ler
- Magnezyum
- Prebiyotikler
- Curcuminler (Zerdeçal)
- Fosfolipid Omega-3’ler (Havyar ve krill omegaları)
- D vitamini
- B12 vitamini

OUT’lar
- Spirulina
- E vitamini
- Beta karoten
- Resveratrol
- Echinacea
- Beta glukan
- L-Carnitine

OKUR SORUSU

Çöreotu, astıma iyi gelir mi

Çöreotu yağının solunum yollarını rahatlattığı, balgam sökmeyi kolaylaştırdığı, bronşları genişletip nefes darlığına iyi geldiği yaygın bir kanaat.
Ayrıca yara iyileşmeyi hızlandıran özellikleri olduğu da belirtiliyor.
İçerisinde pek çok sağlığa faydalı doğal kimyasal, antioksidan madde ve vitamin, mineral mevcut…
Özellikle yapısındaki “timohidrokinon” bileşiği sayesinde antihistaminik yani alerjik reaksiyonları giderici aktivitesi olduğu da gösterilmiş.
Kısacası, zaman zaman faydalanmak yanlış olmaz. Günde 1 gram çöreotu yağı, sağlık yararını karşılamak için yetebiliyor.
Soğuk presle sıkılmış çöreotu yağını salatalarda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ayrıca çöreotu tohumunu doğrudan salatalara eklemeniz de mümkün.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI