"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Bel çevresi neden önemli?

Elinize bir mezura alın ve bel çevrenizi ölçün. Bu ölçü, erkekseniz 100 santim, kadınsanız 88 santimin üstündeyse dikkatli olun. Araştırmalar, bel çevresi genişledikçe belleğin zayıfladığını, kanser, kalp krizi, felç, inme riskinin arttığını, cinsel gücün azaldığını gösteriyor.

Hızlı yaşlanmanın önemli bir nedeni de kandaki insülin miktarının fazlalığıdır. Karaciğerimizin besinlerimizin içerdiği karbonhidratlardan yaptığı glikozun (yani şekerin) enerji kaynağı olarak kullanılabilmesi, ancak hücrenin insüline doğru yanıt vermesi ve kapaklarını açıp glikozu içeri alması ile mümkündür.
Hücre insüline cevap vermez ve insülin glikozu hücreye sokmayı başaramazsa, “insülin direnci” denilen sorunla karşı karşıyayız demektir. Bu durumda hücreye giremeyen glikoz kanda birikmeye başlar. Artan şekeri düşürmek için harekete geçen insülin, yağ depolarına (öncelikle karındaki) doğru glikoz moleküllerini taşır.
Elinize bir mezura alın ve bel çevrenizi ölçün. Bu ölçü, erkekseniz 100 santim, kadınsanız 88 santimin üstündeyse dikkatli olun. Çünkü insülin direncinin ilk işareti bel çevresinin genişlemesidir. Araştırmalar, bel çevresi genişledikçe belleğin zayıfladığını, kanser, kalp krizi, felç ve inme riskinin arttığını, cinsel gücün azaldığını gösteriyor.
İlgi alanlarından biri kilo sorunu olan bir hekim olarak, bel çevresindeki bu genişlemenin arkasında yatan nedenin genelde insülin direnci olduğunu söyleyebilirim. Bir rakam vermek gerekirse; neredeyse her dört fazla kilolu ya da obez kişiden üçünde insülin direnci problemi var.
Unutmayın! Bel çevreniz genişledikçe şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kan yağlarında artma, horlama, uyku apnesi riskiniz artar. Ayrıca bel genişledikçe cinsel gücün ve belleğin zayıfladığını gösteren yüzlerce bilimsel çalışma var.

BİR UYARI

SADECE İLAÇ YETMEZ

“Diyetle, egzersizle uğraşmayalım, bir şeker ilacı yazın da gidelim” diyenlere sesleniyorum: Yolunuz yol değil! Çünkü bu kişiler dengeli, nitelikli ve ölçülü beslenmezler ve düzenli olarak fiziksel aktivite yapmazlarsa, yalnızca ilaçlarla kan şekeri seviyelerini düşürseler bile kiloları zamanla daha da artacak, sorun çözümlenmeyecek, sadece geçici olarak üstü kapanacak ve bu da problemin giderek büyümesine yol açacaktır.
Bu yanlış yolda ilerlemeye devam ettikçe, bir süre sonra bir ilaç yetmemeye başlar; ikinci hatta üçüncü ilacı kullanmak gerekir. Gün gelir ilaç kullanmak da yetmez ve insülin iğnesi kaçınılmaz olur.
İnsülin direncini teşhis etmenin en basit yolu sabah aç karnına alınan kan örneğinde insülin ve şeker seviyelerini araştırmaktır. Açlık insülininin 5’ten, hele hele 10’dan fazla olması önemli bir işarettir.
Mümkünse tokluk şekeri ve tokluk insülini de incelenmelidir. Bu amaçla şeker yükleme testi, insülin yemeği testi yapılmalıdır. İnsülin yemeği yendikten sonra birinci ve ikinci saatlerde insülin ve şeker cevaplarının ölçülmesi gerekir. İnsülin direnci olduğu düşünülen birinde mutlaka kolesterol dengesinin, trigliserid, ürik asit, HbA1c, hs-CRP incelemelerinin de yapılması yerinde olacaktır.

BİR SORU

AÇLIK İNSÜLİNİM YÜKSEK, NE YAPMALIYIM?

Diyelim ki size insülin fazlalığı ve insülin direnci tanısı kondu. Öncelikle, glisemik indeksi düşük bir beslenme modelini (glisemik indeks diyeti) benimsemelisiniz. Kısacası bir “anti-insülin programına girmeli ve bunu bir yaşam biçimi haline getirmelisiniz.
* Beslenmenizden her türlü şekeri çıkarın. Beyaz ekmek, makarna, kek, kurabiye gibi beyaz undan yapılmış besinleri tüketmeyin ya da mümkün olduğunca azaltın.
* Tuzu azaltın. Özellikle cips, kraker gibi tuzlu ve unlu, tuzlu ve nişastalı yiyeceklerden uzak durun.
* Diyetinizdeki balık, hindi ve tavuk gibi yağsız protein kaynaklarını artırın. Bu besinler insülin karşıtı bir madde olan glukagon yapımını artırır.
* Kompleks karbonhidratlara, yani sebzelere ağırlık verin. Meyvelerin çok şekerli olanlarını yemeyin, bunların yerine glisemik değeri düşük olan meyveleri tercih edin.
* Düzenli egzersiz yapın. Hızlı yürüyüşler en iyisidir. Haftada en az dört defa 30-60 dakika arası yürümeye özen gösterin.

BİR CEVAP

HİPERİNSÜLİNEMİ RİSKİM VAR MI?

Gençken, daha hareketliyken, kas kitleniz fazlayken farkına varmadığınız insülin fazlalığı ve direnç ile ortaya çıkan hipoglisemi atakları, orta yaşlardan itibaren kapınızı çalabilir. Glisemik yükü yüksek yani kan şekerinizi çabuk yükseltip pankreasınızı daha fazla insülin için dürten gıdalarla beslenmekte ısrar ederseniz, şeker hastalığına yakalanma riskiniz artar.
Ailenizde şeker hastası varsa, annenizde, babanızda, kardeşleriniz arasında şeker hastası olan bulunuyorsa, dikkat etmez ve yanlış beslenirseniz, siz de insülin direnci ve hipoglisemi problemleriyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Hipoglisemi de önce gizli şekere, sonra da şeker hastalığına dönüşebilir.
Gebelikte kan şekeriniz yükselip sonra düştüyse dikkatli olmanızda fayda var. Tansiyon probleminiz varsa, bu duruma gut, karaciğer yağlanması eşlik ediyorsa ve iyi kolesterol değerleriniz düşükse yine risk altındasınız demektir.

DİKKAT

HİPERİNSÜLİNEMİ NE YAPIYOR?

Yanlış karbonhidratlar yaşadığımız birçok sağlık probleminin de tetikçisi. İşte bu sağlık sorunlarından bazıları:
* Karaciğer yağlanması
* Trigliserid yükselmesi
* Kansere yakalanma ihtimalinin artması
* Unutkanlık, hatta erken bunama
* Tekrarlayan hipoglisemi atakları
* Diş ve dişeti hastalıkları
* Bağışıklık sisteminin zayıflaması
* Damar sertliğinin artması ve kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlaması
* Besin alerjileri
* Ürik asit yükselmesi
* Kanda pıhtılaşma eğiliminin, dolayısıyla da kalp krizi ve felç riskinin artması

BİR BİLGİ

HİPERİNSÜLİNEMİ TESTİ

* Kolay kilo alıyor, zor kilo veriyorum. Belim, göbeğim gittikçe genişliyor.
* Çok sık acıkıyorum. Yemekten bir saat sonra bile bir şeyler yeme ihtiyacı duyuyorum. Sık sık tatlı krizi yaşıyorum.
* Yemek sonrası uykum geliyor ve kendimi halsiz hissediyorum.
* Yemekten sonra, bir-iki saat içinde hipoglisemi atakları yaşıyorum. Sinirli ve öfkeli biri oldum.
* Konsantrasyon bozukluğu yaşıyorum ve çok unutkan oldum.
* Çarpıntı, bitkinlik gibi sorunlar da yaşıyorum.
* Tatlı, unlu, nişastalı ve şekerli yiyeceklere ilgim arttı. Makarna, pilav, ekmek, börek, poğaça, kurabiye, çikolata olmadan yapamıyorum.
* Uyku sorunlarım var. Sık sık uyanıyorum, uyku apnesi atakları yaşıyorum.
* Gece yeme sorunları kapımı çalmaya başladı.
* Sabah yorgun uyanıyorum. Sabahları kendimi mutsuz, keyifsiz hissediyorum.
* Vücudumda ödem ve şişlik var.
* Bir süredir cinsel isteksizlik sorunu yaşıyorum.
NOT: Bu 12 sorunun yarısından fazlasına “evet” yanıtı veriyorsanız sizde de insülin fazlalığı olabilir.

X