Bahane karın doyurmaz 

Kilo sorunu yaşayanların yüzde 90’ından fazlasında problem ya yeme içme hataları ya da egzersiz noksanlığıdır. Çoğu zaman da ikisi bir aradadır. Geri kalanın önemli bir bölümünde ise ya hormonal/metabolik problemler ya da duygusal/ruhsal sorunlar vardır. Ama nedense fazla kiloluların büyük bir bölümü problemlerini ısrarla başka şeylere bağlama eğilimindedir. En çok sığındıkları bahaneler de şunlar...

Haberin Devamı

Bahane karın doyurmaz

1- Beni kortizon şişmanlattı! Kortizon uzun süreli ve yüksek dozda kullanıldığı takdirde kilo aldırabilen bir ilaç. Ne var ki 20-30 yıl önce yapılan kortizon iğnelerini veya 5-10 yıl önce yutulan kortizon haplarını bugünkü kilo sorunuyla bağdaştırmak pek insaflı olmaz. Ayrıca kortizon bazen hayat kurtarabilen bir ilaçtır, bazen de belirli hastalıkların tedavisinde kaçınılmaz olarak kullanılmak zorundadır. Böyle durumlarda doktorlar kilo almamanız için nasıl hareket edilmesi gerektiğini gayet iyi bilir ve ona göre bir beslenme planı hazırlar. 

2- Demir yuttum, yağlandım! Kansızlık, hanımların sık karşılaştığı bir problem. En mühim nedeni demir eksikliği. Böyle olduğu için de hayatının bir döneminde demir hapı yutmayan, demir iğnesi yaptırmayan çok az hanım vardır. Ne var ki kansızlık tedavisi için uygulanan, demir içeren ilaçlara “kilo aldırabilir” kuşkusuyla yaklaşmak da son derece yanlıştır. Demir kilo aldırmaz.

Haberin Devamı

3- Beni vitaminler bu hale getirdi! Sık karşılaşılan kilo bahanelerinden biri de budur, en çok da B vitaminleri suçludur, nedense çok daha yaygın kullanılan C vitaminini suçlamak pek akla gelmez. Diğer taraftan vitamin-kilo ilişkisi de hoş bir bahaneden ibarettir, hiçbir vitamin bedene ilave yağ yüklemez.

4- Bana omega-3 kilo aldırdı! Son zamanların en moda kilo bahanelerinden biri de bu. Oysa bilim tam da tersini söylüyor: Araştırma sonuçlarına bakılırsa omega-3 destekleri kilo aldırmak bir yana kilo vermeyi hızlandırabiliyor. 

BİR BİLGİ

Düşenin de dostu olur 
Küçükken, hayatımızın ilk yıllarında sık sık düşeriz. Eskilerin dediği gibi “düşe kalka büyürüz”. Mevsimler geçer. Ömrümüzün sonbaharı gelir. Biz yeniden düşmeye başlarız. Ama bu sefer adım atmayı öğrenmeye başladığımız için değil, gözlerimiz net görmemeye, kulaklarımız iyi işitmemeye ya da kaslarımız erimeye ve güç kaybetmeye başladığı için düşeriz. Bazen de kullandığımız ilaçlar dengemizi bozar, ondan düşeriz. Kalp-damar sistemimiz eskidiği için bazı sinyaller verdiği ve beynimize yeterince kan gitmediği zamanlarda da düşebiliriz. Uzmanlar, 65 yaşın üzerindeki kişilerin neredeyse yüzde 35’inin en az bir kez düşme yaşadığını bildiriyorlar. Üstelik bu düşmelerin yüzde 5-10 kadarı ciddi sonuçlar doğuruyor. Kafa çarpması yüzünden nörolojik hasarlar meydana geliyor. Yaşlılarda ölüm nedenleri arasında düşme sonucu kafa travması üst sıralarda alıyor. Bu nedenle ileri yaşlarda düşmelere çok daha fazla önem vermek ve “düşenin dostu olup” hemen tıbbi önlemler almak gerekiyor. 

Haberin Devamı

Özellikle aşağıdaki durumlarda hiç zaman yitirmeden bir sağlık kuruluşuna ulaşılmasında fayda var: 
- Düşme sonrası bilinç kapanması.
- Düştükten sonra kendine gelme halinin birkaç saniyeden uzun sürmesi.
- Düşme nedeniyle vücutta yaralanma.
- Düşmeden sonra kolunu, bacağını oynatamama; konuşmanın bozulması.
- Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes almada zorlanma ya da bulanık görmeyi izleyerek düşme.
- Ani ve belirtisiz düşme.
- Tanısı konulmuş kalp hastalığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı nedeniyle tedavi altında olma.
- Yeni bir ilaç kullanmaya başlama.

BİR UYARI

Sigara mesane kanseri yapıyor
Hiç ayrıntıya girmeden doğruca konuya girelim: Sigara ile mesane kanseri arasında da yakın ilişki var. Mesane kanseri, belki en sık görülen kanserlerden biri değil. Ama sinsi sinsi gelişmesi, belirti verdiğinde epeyce yol katetmiş olduğu için tedavisinin zorlaşması ve tekrarlama özelliğinin oluşu nedeniyle önemli bir hastalık. Üstelik mesane kanserinin en sık görüldüğü yaş aralığının 50-70 yaş dönemi olması ortalama ömrün uzaması nedeniyle yakalanma riskini daha da artırıyor. Erkekler mesane kanserine kadınların iki katı sıklıkla yakalanıyorlar. Başta sigara içenler olmak üzere, kimyasal maddelerle kirlenmiş ortamda çalışan ya da yaşayanlar, ailesinde mesane kanseri olanlar, bazı başka kanser türleri nedeniyle kemoterapi ilaçları kullanan ya da radyoterapi görenler ve bazı ülkelere özgü parazitlerin yarattığı kronik enfeksiyonlara yakalananlar mesane kanseri riski en yüksek kişilerdir. Mesane kanserinde en sık görülen yakınma idrarda kan görülmesidir. Genelde herhangi bir ağrının olmayışı, idrardaki kanın gözle görülür boyuta ulaşmasına kadar zaman geçmesine neden olur.  İdrar yaparken ağrı veya sık idrara gitme çoğunlukla kitlenin büyümesi, bası yapması ile ortaya çıkar. İdrar yolları enfeksiyonları, mesane iltihabı (sistit) ve taş düşürme gibi durumlarla karışma olasılığı her zaman mevcuttur. Saydığım yakınmalardan herhangi birini yaşadığınızda, hele sigara içen orta yaşlı bir beyseniz hemen bir uzmana başvurmanızı öneririm. 

Haberin Devamı

BİR SORU

Öksürük mutlaka tedavi edilmeli mi? 

Havaların soğuması ile yaygınlaşan nezle, grip, sinüzit ataklarının en çok rahatsız eden yakınmalarından biri, belki de birincisi öksürüktür. Hekime başvuran hastaların neredeyse ilk şikayeti öksürük olur. Çoğunlukla virüslerin neden olduğu solunum yolu enfeksiyonlarında öksürük, boğaz ve nefes borusu girişindeki kızarıklık, şişkinlik, kaşıntı hissi nedeniyle daha da şiddetlenir, dayanılmaz bir hal alabilir.Aslında öksürük solunum yollarının doğal bir savunma mekanizmasıdır. Yabancı bir cismi, artan geniz salgısını veya balgamı vücuttan dışarı atıp bronşları ve akciğer dokusunu korumaya yarar. Fakat öksürük tek başına ciddi bir hastalığın ilk belirtisi de olabilir. Basit bir tahrişin ya da anjinin yarattığı öksürüğü, çok daha ciddi bir sağlık sorununa işaret eden öksürükten ayırmak için detaylı bir sorgulama yapmakta fayda vardır. Yeni başlayan veya eski ama özellikleri değişen, kuru ya da balgamlı bir öksürük, balgamın rengi, kan içermesi gibi özelliklerin üzerinde durulmalı, gerekirse ileri tetkikler istenmeli, uzmana danışılmalıdır. Belirtiye yönelik (semptomatik) ilaçlar, şurupların kullanımı öksürüğü hafifletebilir. Bazı durumlarda ise öksürük solunum yollarını temizleyip nefes almaya katkıda bulunduğu için özellikle kesilmemelidir. Buna en iyi örnek sigara içenlerin, astım, kronik bronşit ya da amfizem hastalarının öksürüğüdür. Balgamın ilaçlarla “yumuşatılıp” öksürükle dışarı atılmasının tedavinin bir parçası olduğu zatürre gibi enfeksiyonlarda öksürüğün kesilmesi zaman alabilir.Eğer inatçı, kuru bir öksürük yakanızı bırakmıyorsa, istemsiz olarak kilo kaybediyorsanız, geceleri terliyorsanız ya da sarı-yeşil balgam çıkarıyor, ateşleniyorsanız veya öksürünce kan geliyorsa, sesli, hırıltılı soluk alıyorsanız, nefesiniz yeterli gelmiyorsa, çabuk yoruluyorsanız doktorunuzla derhal bağlantı kurmanızda fayda vardır.

Haberin Devamı

* Dr. Evren ALTINEL

Yazarın Tüm Yazıları