"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

8 soruda kolajen dosyası

Kolajen bedenimizde en çok bulunan proteinlerden...

“Tutkal” anlamına gelen “kólla” kelimesinden türetilmiş ismi nedeniyle onu bir çeşit “yapıştırıcı” gibi de düşünebilirsiniz. Başta kemik, deri, kas, tendon ve bağlar olmak üzere göz ve dişler dahil hemen her organın en önemli yapı taşlarından biri.
Doku, organ ve yapılara esneklik, direnç, hareket serbestliği ve dirilik verir, onları bir arada tutar. Kolajen aynı zamanda bağırsakların astarında da (içyüzü) bulunur. Genel sağlık kadar sindirim sağlığında da önemli olduğunu biliyoruz. Son yılların en gözde takviyesi oldu. Bunu da fazlasıyla hak ediyor. Zira cilde, göze, kasa, kemiğe, kirişe, ekleme, kısacası hemen her yere destek oluyor.
Bugün ve yarın “8 soruda kolajen” başlığıyla önemli bilgiler aktaracağız. Umarız faydalanırsınız...

Kolajen ne işe yarar?

Kolajenin bir değil, birçok görevi var. Temel görevi bedene dokusal destek sağlamak, cilde yapısal güç, esneklik ve sağlamlık kazandırmak. Bir diğer görevi ise doku ve organların canlı ve esnek kalmasına yardımcı olmak.
Dokuların onarımında, kemik ve cilt dokusunun şekillenmesinde de önemli görevleri var. Bu özelliklerinden dolayı da son yıllarda besin takviyesi endüstrisinin ve anti-aging pazarının lideri ve gözde ürünü.

Kaç tip kolajen var?

Bir değil, birden çok ve farklı kolajen stoğumuz var. En az 16 tip kolajen söz konusu. Sayıyı 24’e kadar çıkarmak bile mümkün!
Yaygın olan dört ana çeşit ise; Tip I, II, III ve IV kolajendir. Bu dört farklı kolajenin üstlendikleri ortak ve farklı görevlere gelince...
Tip I: Vücut kolajeninin yüzde 90’ına yakınını bu oluşturur. Yoğun olarak paketlenmiş sıkı liflerden oluşur. Cilt, kemik, tendon, fibröz kıkırdak, bağ dokusu ve dişlere yapı kazandırır.
Tip II: Daha gevşek paketlenmiş liflerden yapılıdır. Eklemleri birleştiren elastik kıkırdakta bol bulunur. Eklem kıkırdağının muhafızlarından biridir.
Tip III: Kasların, organların ve arterlerin yapısını destekler. Damarlara elastikiyet, kaslara güç verir.
Tip IV: Cilde sıvı filtrasyonu için yardımcı olur ve en çok da cildin derin katmanlarında bulunur.
Yaşlandıkça, vücut daha az ve daha düşük kalitede kolajen üretir.
Bu nedenle yaş aldıkça cildiniz canlılığını ve esnekliğini yitirmeye başlar. Kıkırdak da yaşla birlikte zayıflar. Bunun anlamı, yaş ilerledikçe daha çok kolajen korumasına ihtiyaç duyduğumuzdur.

Neden kolajensiz olmaz?

Vücut kolajeni, proteinli besinlerle kazandığımız aminoasitlerden üretir. Ancak yaşlandıkça kolajen üretimimiz yavaşlamaya başlar.
30 yaş sonrasında kolajen üretimi yılda yaklaşık yüzde 1 ile yüzde 2 oranında düşer. 40 yaşına gelindiğinde ise kolajenin yüzde 10 ile yüzde 20’si kaybedilir.
Kısacası yaş almak biraz da daha az kolajen üretimi, daha hızlı kolajen kaybı demektir. Bu durumda bedenin kolajen üretimini desteklemek, kolajen kaybını frenlemek gerekir.
Üretim için vücudun daha fazla kolajen üretecek aminoasitlere bol miktarda sahip olması gerekir. Aminoasitlerden yoksun bir beslenme planı uygulayanlarda vücut yeteri kadar kolajen üretemez.
Daha hızlı gevşer, sarkar, daha hızlı kırışır. Kolajen yıkımını azaltmak en az üretimi desteklemek kadar mühimdir. Vücutta doğal olarak bulunan bazı enzimler de kolajeni hızla yıkabilir.
Kirlilik, serbest radikaller, sigara, alkol ve güneş gibi çevresel faktörler kolajendeki bu enzimatik yıkımı hızlandırabilir. Kolajendeki azalmalar sadece cilt sorunu da yaratmaz. Saç kalitesi düşer. Eklem kıkırdakları zayıflar.
Kemik matriksi güç kaybeder. Neticede romatizmal süreçler, kıkırdak, kas ve kemik erimesi hız kazanır.

Kolajen üretimini çoğaltan besinler var mı?

Kolajen, hayvansal gıdaların bağ dokularında bol miktarda zaten var. Özellikle tavuk ve diğer hayvanların kemiklerini kaynatarak elde edilen kemik suyunda kolajen içeriği çok yüksek. Kolajen üretmeye yardımcı olan temel besin maddeleri ise C vitamini, prolin, glisin, glutamin, arginin gibi amino asitler ile çinko ve bakırdır. Aşağıdaki besinler yeterli ve dengeli tüketildiğinde vücudun bu önemli proteini üretmesine yardımcı olunabilir.
C vitamini kaynakları: Turunçgiller, biber çeşitleri, çilekte ve kivide bol miktarlarda bulunur.
Prolin depoları: Yumurta akı, buğday tohumu, süt ürünleri, lahana, kuşkonmaz ve mantarlar...
Glisin nelerde var? Protein içeren çeşitli gıdalarda bulunmakla beraber tavuk derisinde ve jelatinde yeterince glisin bulunur.
Arginin depoları: Kabak, karpuz çekirdeği, yer fıstığı...
Bakır ve çinko: Kırmızı et, susam, kakao tozu, kaju ve mercimekte ve deniz ürünlerinde bol miktarda bulunur.
Amino asitler: Et, tavuk, balık, süt ürünleri, baklagiller ve tofu mükemmel amino asit kaynaklarıdır.
Sülfür zengini besinler: Soğan, sarımsak, karnabahar, lahana,
turp...

Kolajeni neler azaltır?

 - Şeker ve rafine edilmiş karbonhidratlar
- Ultraviyole ışınlar (güneş, solaryum)
- Sigara içmek
- Lupus gibi bazı otoimmün bozukluklar
- Aşırı alkol alımı
- Egzoz gazları
- Nişasta bazlı früktoz
- Kan şekeri yüksekliği

X