"Orhan Tekelioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Orhan Tekelioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Orhan Tekelioğlu

Hangi dizinin hısmı, hangisinin hasmı Diriliş “Ertuğrul”?

Diriliş “Ertuğrul”un (TRT böyle isimlendiriliyor, kısaca DE diyelim) henüz ikinci bölümünü izledik belki ama, görünen köy kılavuz istemez, bir “başarı hikayesi” olduğu ortada.

Hele bir de bir TRT dizisi olduğu, tüm izleyici grupları tarafından izlendiği düşünülünce, TRT’nin sonunda şeytanın bacağını kırdığını, ilk kez “resmi kimliğinden” sıyrıldığını bile iddia edilebilir.

Anaakım bir kanal olma yolunda çok ciddî bir hamle yaptı TRT. Yine de, ancak TRT tarafından yapılabilecek bir dizi DE. Sadece dizinin yapım maliyetinden söz etmiyorum. Şüphesiz, bir çok pahalı yapımın başına gelenler düşünüldüğünde (Benim Adım Gültepe ya da bu hafta son bölümünü izlediğimiz Reaksiyon) malî güç de önemli bir faktör oldu artık pahalı bir dizinin çekilebilmesi için. Bir çok kanal, yeni izleyici panelinin “şerrinden”, pahalı bir dizi çekmemek için ne mümkünse yapıyor şu sıralar. TRT ise maliyetten çok “ideolojik” yapısına önem veriyor bir diziyi planlarken. Yedi Güzel Adam’ın izlenme oranları, başta hükümet sözcüsü olmak üzere, bazı mahvillerde ciddî üzüntülere neden oldu. Sevdiğim ama yüksek reyting alamayacağının bilerek izlediğim bir dizi Yedi Güzel Adam. Ayrıca, şairli hayatların reytingi de olmasın. Oluyorsa şüphelenin! Reyting derdi yok tabii ki DE’un. Basbayağı popüler bir iş.

Hangi dizinin hısmı, hangisinin hasmı Diriliş “Ertuğrul”

Dediğim gibi, maliyetten çok ideolojik dertleri var TRT’nin. Kamu yayıncılığındaki düzen sağlamakla yükümlü bir kurum olarak RTÜK’ün ahlakî kodlamalarıyla (örneğin, Ben Bilmem Eşim Bilir’de “kadınların gözleri önünde erkeklerin başka kadınlarla dans ettirildiği, eşlerin kıskançlık belirtilerine karşın dansın sürdüğü” gerekçesine bunun Türk aile yapısına uygun olmadığı hükmü eklenip kanala ağır bir ceza veriliyor) ekranları taasuba boğarken, bir kamu yayıncısı olarak TRT, örneğin diziler marifetiyle yeni ideolojik dünyanın kültürel normlarını, “beklenen” normalini şekillendirmeye çalışıyor. Böyle bir çerçevede düşünmemiz gerekiyor DE’yi ve tabii ki, bununla beraber, bir başka dizinin, Muhteşem Yüzyılın (MY) hayaletini. MY de nereden çıktı diye sormayın. İzleyicinin hemen her sahnede Kanunî’nin, İbrahim’in, Hürrem’in izlerini aradığını anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Bu memleketin esas travmasını hatırlayın yeter!


Hangi dizinin hısmı, hangisinin hasmı Diriliş “Ertuğrul”

Atatürk’ün isminde bile aranan “Ata”nın ne olduğu konusunda kesinlikle bir uzlaşmanın olmadığını son otuz yıla damgasını vuran (Özal ile iyice popülerleştiğini söylemek yanlış olmaz) Yeni-Osmanlıcı dalganın gücünden çok iyi anlıyoruz. Müfreda Osmanlıca dersinin, “seçmeli” olarak konması fikri bile asıl travmamızın “Osmanlı”, onun ötesinde “İslam”, onun da ötesinde “Türk” olduğunu hissettirmedi mi size? İsmi Türkiye olan bir ülkeden, ilk lideri Atatürk olan bir ulus devlet inşasından söz ediyoruz. Bu süreç, gölgede bırakmaya çalıştığı diğer iki unsuru, bu ulusun esas “atasının” ve inanç sisteminin (dininin) ne olduğu meselesini hafızalardan asla silemedi. Travma derken kastettiğim tam da bu. Hafızaya kitlenen, zamanla unutulacağı farz edilen bir “tarih” Aydınlar Ocağı’nın 1960’ların ikinci yarısında yaptığı sentez (Türk-İslam) ile yeniden dirilmeye başladı. MHP’nin yanı sıra Erbakan’ın kurduğu tüm partilerin kurucu ideolojisinin bu olduğunu, milliyetçi, mukaddesatçı söylemin neticede ülkücü hareketten AKP’ye devşirildiğini belki görüyor ama bir türlü ikna olamıyoruz.

Hangi dizinin hısmı, hangisinin hasmı Diriliş “Ertuğrul”

Sizi Türkiye siyasal tarihiyle sıkıntılara boğmak değil derdim. Sadece bu ideolojik eğilimin (Yeni-Osmanlıcık) Türkçülük olmadan hiç bir mana ifade etmediğini, üstelik bu “geçişin” (Osmanlının neticede bir Türk devleti ve Türklerin de islama en yüksek hizmeti yapan bir kavim olduğu “hakikati”) Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren popüler kültürün en önemli malzemelerinden biri olduğunu hatırlatmak isterim. Yeşilçam’ın “tarihi avantürlerinde” (Kahpe Bizans!) Osmanlı çoktan “Türkleştirilmişti”. Meselenin fikri planı formüle edilmiş, yetersiz kısmı teknolojisiydi. Dünyayı Kurtaran Adam, ideolojik sığlığından çok teknolojik sefaletiyle “unutulmaz” olmuştu.

Hangi dizinin hısmı, hangisinin hasmı Diriliş “Ertuğrul”

Şimdi Muhteşem Yüzyıl’ın önemine ve farkına gelebiliriz. Evet, MY da, ilk bakışta Türk-İslam sentezine hısım bir yerden başlıyor gibi görünse de, sinir uçları “hassas” çevreler tarafından anında bir “hasım” olarak algılandı. Neden mi? Atanın sülbü, atanın anası öne çıkarılıyor, Osmanlı hanedanının “esası” haremdeki Türk olmayan cariyeler üzerinden anlatılıyordu. Doğruluğu sorgulanamayacak yalın bir gerçek izleyiciyi belki ikiye böldü ama ekrandan uzaklaştırmadı. Çünkü “teknolojisi” üstün bir yapımdı, kadın entrikaları günümüz dizilerine yaklaştırıyordu hikayeyi, üzerine dökülen tarih sosu ise diziyi bir tarih “belgeseline” çeviriyordu.

Hangi dizinin hısmı, hangisinin hasmı Diriliş “Ertuğrul”

DE, bir tür panzehri MY’ın ve dolayısıyla hasmı. Öyle ki, MY’ın yetersiz kaldığı noktadan başlayarak işe başlıyor. Aksiyon sahneleri birinci sınıf. Çekim, kostüm, tempo hiç de fena değil, en azından MY ayarında. Kadın entrikası (şimdilik sadece Sercan) bile var. Ama asıl fark öne çıkan hikaye kahramanlarının cinsiyetinde. Erkeklerin hikayesi DE. Osmanlı’yı kuracak, Türk kavimlerini bir araya getirecek, onları orta-asyada’ki anayurttaki gibi “diriltecek” ata-erkeklerin! Tabii ki, böyle düşününce, asıl hısmının Kurtlar Vadisi (KV) olduğu anlaşılıyor. KV, hem bir korkunun (atayı, yurdu “yitirme”), hem de bir ümidin (“diriliş”) dizisi. Aynen DE de olduğu gibi. İdeolojik kılıfı o kadar güçlü ki DE’un, nasıl görmek istiyorsa öyle “kuruyor” tarihi. Türkmen kavimlerinin Şamanist gelenekten kopamadığı bir dönemde, İbn-i Arabî marifetiyle “Müslüman’laşıyor” Kayılar. İslam’a en yüksek hizmeti verecek kavmin Türkler olacağını anlıyoruz. KV izleyicilerinin pek aşinâ olduğu “tapınakçılar” yüzlerce yıl önceye ışınlanıyor, esas düşman olarak diziye geliveriyor. Tabii ki, Yeşilçam avantürlerinin tüm stok karakterleri dizide boy gösteriyor. Tek gözlü kötüler, uğrular, kendini Müslüman gibi gösteren gâvurlar ve tabii ki, saf ama yiğit savaşçı alpler. Dizinin en önemli zaafı aksiyon sahnelerinde. Henüz stok çekimleri kullanıyor ama stoklar bittiğinde ne olacak? Dünyayı Kurtaran Adam’ı da unutmayalım.

X