"Orhan Tekelioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Orhan Tekelioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Orhan Tekelioğlu

Çalkantılar ve sürprizlerle geçen bir TV sezonu

Eylülden Haziran ortasına kadar süren dönem normal sezon olarak kabul ediliyor TV dünyasında.

Sezonun dizileri “final” ya da “sezon finali” yaptığına; bu yılın en parlak işi olan Survivor da son demlerinde olduğuna göre geçtiğimiz TV sezonunu değerlendirmenin tam vaktidir. Öncelikle, olağandışı, reytingler ve kanal profilleri açısından sürprizli, denemeli-yanılmalı, taşların yerinden oynadığı bir yıl olduğunun altını çizmeliyiz. Yeni izleyici panelinin, yeni sosyolojik profilin neticeleri sadece izlenme oranlarını değiştirmedi; kanalların kafasını karıştırdı, panikletti, izleyici ile buluşmak için olmadık çarelere (onlarca dizi ve şovun ekrana sürülüp, battığı) yöneltti. Seçimden sonra nasıl kaybedenler, kazananlar değerlendirmesi yapılıyorsa, kanallar açısından da benzer bir analoji kurulabilir.

Öncelikle kazananlara bakmamız gerekiyor. Bu cenahta hemen öne çıkan kanal tabii ki Fox TV oldu. Bakmayın şu son üç ayda Survivor’un reytingleri silip süpürmesine, “dengeli” bir yayıncılık açısından değerlendiriliğinde Fox’un geçen sezonu çok iyi yönettiğini, özellikle dizileriyle yeni izleyici profilini çok iyi yakaladığını söylememiz gerekiyor. Hikayeyi lastik gibi uzatma maharetiyle öne çıkan, Brezilya dizileri tadında, pek de parlak olmayan, bağırtılı, ağlamalı, abartılı bir oyunculukla ekrana süren bu anlayışı beğenmesem de, başarısını teslim etmek zorundayım. Kısaca özetlenirse, eski panelin C grubuna hitap eden bir anlayışın yeni panelde AB’ye taşındığının bir kanıtı gibiydi Fox’un başarısı. Şunu da belirtelim, kanal bu sosyolojik izdüşümün üstüne yatmadı; aksine, hem elindeki işleri daha “rafine” bir hâle getirmeye çalıştı, hem de Aşk Yeniden (“romantik” ve ilaveten, “karadeniz” komedisi) gibi çok parlak bir işle, eski AB grubunun da beğeneceği türden bir diziyle kanalın imajını daha yukarda konumlandırdı. Dengeli, gündüz kuşağını da kapsayan yayıncılık açısından en büyük kaybı ise, kanalın “reality şov” eksiğini kapatan Esra Erol’u kaybetmesi oldu.

Reality şov deyince, bu yılın diğer kazanan kanalı TV8’den ve özellikle Survivor’ın başarısından söz etmemek olmaz. Tüm güne yayılabilen, farklı tadlar sunan, dengeli bir mönüye sahip anaakım TV kanalı anlamında söylüyorum, TV8’in başarısı henüz “tamamlanmamış” bir zafer. Son üç ayki izlenme oranları, birincilikteki çok sağlam yeriyle şüphe yok, çok “başarılı” bir kanal olarak öne çıktı, ama sadece, evet sadece, reality şovlarıyla. O Ses Türkiye ve özellikle, Survivor ile farkını koyan ama dizilerle desteklenemeyen bir yapısı var bu kanalın. Sorun, kanalın imajında düğümleniyor. Acun Ilıcalı ile özdeşleşen “reality şov” algısı, Ilıcalı’nın başarılı olan reality’lerde her daim ekranda olmasıyla kanalın imajını hem güçlendiriyor, hem de zayıflatıyor! Patronun ekranda bizzat göründüğü bir kanal bu. Patron da “dizici” olmadığından, reality şovlarla özdeşleştiğinden kanal da otomatik olarak “tematik” (tek-odaklı) olarak algılanıyor. İlk yayın yılını henüz tamamlamış bir kanalın başarısını asla küçümsemiyorum ama, “algı” analmında ciddî sorunları var TV8’in. Ayrıca, reality şov formatının önemli bir zayıflığına dikkat çekmemiz gerekiyor. Eğer “dizileşmez” ise, katılanlar dizi kahramanları gibi ilginçleşmezse, çok sıkıcı olabilir reality şovlar. Survivor All Star’ın başarısının sebebi, önceki Survivor’lara gönderme yapabilen yarışmacı-kahramanlarda aranmalı. Fakat bu olgu, ancak bir kez olabilir. Gelecek yıl, bir benzerini yapılsa bile aynı ilgiyi sağlamasının zor olacağını düşünüyorum. Umarım beni yanıltır TV8, çünkü reality şovları çok önemsiyor, dizilere alternatif bir format olarak mutlaka bulunması gerektiğini düşünüyorum.

Kaybedenlere gelirsek: Öncelikle ATV ve Show. Her ikisinin de farklı nedenlerle de olsa ortak bir derdi oldu izleyicisi için. Hedef kitlesiyle örtüşemedi, imaj ve algı sorunu yaşandı. Zaten, o esnada yükselen iki yeni kanal (Fox ve TV8) da olduğundan kanal eksikliği de hissedilmedi, yeni kanallara kolayca yönlendi izleyiciler. Gelelim geçen sezonun asıl kaybedenine, Kanal D’ye. Yılların bir numarası, hedef kitlesini AB ile özdeşleştiren bu kanalın ani düşüşü binbir manevraya rağmen bir türlü önlenemedi. En cerbezeli oyuncularla bezenen diziler, şaşaalı tanıtımlar fayda etmedi, bir türlü yukarı çıkmadı reytingler. Çok temel bir nedeni vardı hâlbuki düşüşün. Bir türlü kabul etmek istemiyordu kanal yönetimi yeni profili, yükselmekte olan beklentiyi, “zevki”. Daha “yerlileşen”, daha doğrusu basbayağı “mahallî” bir nitelik kazanan yeni profilin zevkine mesela bir “İtalyan işiyle” (Şeref Meselesi) cevap verilmeye çalışıldı. Pizzalar tabii ki elde kaldı, vatandaş karadeniz pidesiyle (Aşk Yeniden gibi) her neviden lahmacunu (Karagül’den Kaderimin Yazıldığı Güne kadar) çoktan tercih etmişti. İşi hâlen zor Kanal D’nin ama, gelecek sezonun en agresif oyuncusu olacağını, tahtı için müthiş bir mücadeleye gireceğini söylemek için de müneccim olmaya gerek yok.

Sezonun patinaj yapan, kaybetmekle-kazanmak arasında gidip gelen kanalı ise şüphesiz Star’dı. Yeni panelin kaçınılmaz sillerini yedikten sonra (bir önceki sezondan miras kalan Kurt Seyit, bu sezonun ağır mağlubiyeti Serçe Sarayı gibi) sonra daha pragmatik, küçük taktik hamlelerle gitmeyi tercih eden, Fox modeline, Kanal D gibi kendine kapatmayan, reality şov kanadında da hamleler yapan ilginç bir kanal olarak öne çıktı. Ve tabii ki, sezonun en flaş işi olduğunu düşündüğüm, Paramparça (temposu ve hikayesindeki kıvraklıkla öne çıkan) ile aslında “oyun-değiştirebilen” bir oyuncu olduğunu da gösterdi. Ne yazık ki, senaryo ekibinin ışıltılı hikayesi bir süre sonra azaldı ve dizinin de olağanüstü (12’lerde gezinen) reytingleri. Yine de, gelecek sezonun en hit işi olmaya aday bir dizi Paramparça, yeter ki doğru dürüst yazılabilsin. Ayrıca, Güzel Köylü ile mahalle komedisine alternatif “modern köy” komedisinin pekâlâ mümkün olabileceğimi ispat etti Star. Öyle ki, şu sıra Kanal D’de başlayan Kalbim Ege’de kaldı, basbayağı bir Güzel Köylü replikası olarak arzı endam etti. Yaz dizisi olarak gelen ama kalıcı olacağının sinyallerini şimdiden veren Kiralık Aşk’ın Aşk Yeniden’e ciddî rakip olabileceği aşikâr.

Peki, bundan sonrası nasıl gelişecek, gelecek sezon nasıl olacak derseniz, herşeyin bu panelin muhafaza edilip edilmeyeceğinde saklı olduğunu söyeleyerek işe başlayabilirim. Çünkü bu panelin nasıl olacağının tarifi, iki-üç yıl kadar önce, “siyaseten” belirlenmişti ve belki de yeni siyasal yapılanma (örneğin bir koalisyon hükümeti) panel modelini baştan aşağı değiştirebilir ya da devlet elini reyting ölçme işinden çekebilir! Ama herşey aynı şekilde devam edecek, reklamverenler bu panelin kültürel “zevkine” bakarak reklam vermeye devam edecekse, gelecek sezon da benzer diziler ve şovlarla yaşamaya devam ederiz. Aynı kanal sıralamasıyla mı? İşte, o konuda ciddî şüphelerim var! Çünkü savaş aynı zamanda reality şovlar ile diziler arasında sürüyor ve burada en önemli unsur TV8’in Survivor benzeri bir başarıyı tekrar yakalayıp yakalayamamasında. Ayrıca, Fox’un başarısını iyi analiz etmiş bir Star ve tekrar eski yerine dönme iştahında Kanal D de var. Gelecek sezon, kanallar arasındaki savaş daha da sert olacak, bundan hiç şüphem yok!

X