"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Yerlerde sürünen bir stil Ebru Gündeş

Ebru Gündeş...


Sesindeki gönül teli titreten iniş çıkışları, özellikle “Beyaz” ve “Kaçak” şarkılarındaki yorumunu severim.
Şimdi yeni bir albümle karşımızda Gündeş.
Malum, epeydir sadece özel hayatı, daha doğrusu kocasının hayatı vesilesiyle gündemdeydi. Bu vesileyle bir “kapalı kutu”ya dönüştü.
Sadece konserlerine gitti geldi.
Onun haricinde ortalıkta (en azından bu şehirde) görünmedi.
Öyle ki manikürcüsünü, kuaförünü bile hep eve çağırttı.
Şarkıdaki gibi oldu durumu biraz: “Tuhaf buluyorlar bu kaçak halimi.”
Yeni albümden ilk klip şarkısı “Aşık”ı tam da bu yazı yazılırken izledim.
Şarkı hoş, ama Gündeş’in klipte stil stil yerlerde sürünme hali pek manasız.
İnsanlar üzerinden atlıyor filan...
Tamam anlıyorum, mesaj kaygısı çok:
Hem aşktan yerden sürünme halinin resmedilişi hem de “Beni yerlerde süründürmeye çalışsanız da umurumda değil”in bilinçaltı tünellerine zerk edilişi...
Mesajlardan mesaj beğen yan...
FİNAL NOTU: “Sabaha kadar evde resim yaptım, sonra da şapkamı takıp yan kafede bir kahve içtim” edalı klip erkeği de manasızlıklar diyarında kaybolmuş gibi. Söylemeden geçemem, içimde kalır.

Söyledikleri nahoş

Oyuncu Bade İşçil ayaküstü karşılaştığı gazetecilere nasıl da ‘bombastik’ açıklamalar yapmış:
“Tabii hep durumu iyi, zengin kızı oynuyorum ama fakire tipim müsait olmuyor herhalde, bilmiyorum ki. Aslında imaj yaparız, olur. Bunu yapımcılara sormak lazım. Ben bana gelenler içinde eleyip seçiyorum. Belki Trakya köylüsünü canlandırabilirim.”
Farklı karakter deyince aklına sadece zengin ya da fakir kız gelen...
Karakter denen şeyin sadece bu etiketlerden ibaret olduğunu sanan...
“Ay nolcak imaj yaparız, onu da oynayıveririz” diyerek yaptığı işi bir güzel yerlerde süründüren...
“En fazla Trakya köylüsü olur benden” deyip kategorilerden kategori beğenen...
Bade İşçil’e ne desek boş, söyledikleri bir o kadar nahoş.

Zaten...

Zaten konuşuluyordu.
Kafelerde, yan masadaki abilerin ablaların muhabbetlerinin içinde, ama bir tutam ama bin doz:
Acun Ilıcalı, en son Tayland’a gitmeden evvel Melisa’nın Şeyma’yla gitmesini istememiş. Melisa babasının yanında kalmış, Şeyma da onsuz Tayland’a pırr.
Ondan sonra da ipler iyice kopmuş.
Ve son haber: Melisa’nın velayeti şimdi Acun’a geçti.
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi yani...

Gaz oldun yüreğime

Türkçe rap altın çağını yaşıyor ve her gün biri çıkıyor ya.
Aralarında iyileri kadar kötüleri de var.
Mesela YouTube algoritması sayesinde keşfetmek zorunda kaldığım (“i”si bilerek düşürülmüş) Kadr.
Klip prodüksiyonları über iyi, ama şarkılarını bilemedim.
Bir şarkısının adı, “Bir Tek Ferrari”.
Son şarkısında da şöyle bir cümle geçiyor:
“Gaz oldun yüreğime”.

Heyecan yaptım

Kusura bakma THY, Super Bowl esnasında yayınlanan reklamlar arasında The Handmaid’s Tale’in üçüncü sezon tanıtımı beni “bir tık” daha çok heyecanlandırdı.
Tüylerim diken diken oldu.
Çoktan unutmuştum, şimdi yeniden üçüncü sezonu bekler oldum.
Belli bir tarih açıklanmadı ama yeni sezonun eli kulağında olduğu aşikâr.

Sarnıç karmaşası

THY demişken...
Son reklam filminden bahsettiğim yazıda bahsi geçen tarihi mekan Yerebatan Sarnıcı değil, sekiz yıl süren titiz bir restorasyon sürecinin ardından açılan Şerefiye Sarnıcı.
Bu düzeltme vesilesiyle gün yüzüne yeniden çıkartılan bu sarnıcın ziyaret saatinin akşam 20.00’a dek uzatıldığını da ekleyeyim.

 

X