"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Yenilerle Harbiye Açıkhava daha güzel

Önce üstü kapanacak dediler, sonra da “Yok yok, bunu yıkıp 7 bin kişilik yeni salon yapacağız”.

Hatta bunun üzerine bazı şarkıcılar, “Harbiye’deki son konserim” diyerek sahne aldı.
Ama Allahtan bir şey olmadı, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu bu yaz da yerli yerinde duruyor. Hatta konser programı açıklandı bile.
Temmuz ayının yıldızı peş peşe vereceği üç konserle Sıla.
Ama Harbiye için asıl heyecan verici olan şu:
Ana akım popun dışında kendine özgü kimlikleriyle yer edinmiş, üzerlerine “alternatif” etiketi yapıştırılmış, klipleri/şarkıları tıklama coşması yaşayan isimlerin Harbiye’de sahne alması.
Mesela Manuş Baba. 10 Temmuz’da konser veriyor.
Mesela Mabel Matiz. 28 Temmuz’da konser veriyor.
Keşke bu isimler çoğalsa. Organizatörler yeni isimlere daha çok şans tanısa.
Sıra Ceylan Ertem, Kalben, Gaye Su Akyol ve Adamlar’a gelse...
Çünkü Harbiye başka bir platform.
Oranın dinleyicisi/konser kültürü başka bir yerde yok.

Sibel Can ve yeni pozu

Bir Türk magazin klasiğidir.
Sibel Can yaza girerken ya da yazın en sıcak zamanlarında mutlaka güzelliğini ortaya koyan estetik bir fotoğrafla gündeme gelir.
Geçen yaz Alaçatı’daki Alavya Oteli’nin balkonunda çekilen bikinili pozu konuşulmuştu mesela.
Şimdi de yeni albümü vesilesiyle çektirdiği yeni pozlar gündemde.
Sosyal medyada bu yeni pozlar üzerine yapılan yorumlar iki noktada yoğunlaşmış.
İlki, Sibel Can’ın şortu.
İkincisi, “Üst beden 44, bel 38” diyenler...
Bence şort “Okey”. Yakışmış, fit bir hava vermiş.
Bel özellikle inceltildi mi bilemem, ama şu fotoğrafa bakınca gayet estetik duruyor.
Her şey bir yana, Sibel Can yine Sibel Can’lığını yaptı ve pozunu konuşturuyor işte.
Yenilerle Harbiye Açıkhava daha güzel

Ne gerek vardı ki

Yıllardır Nükhet Duru’nun sesinden dinlemeye doyulamamış, onun adıyla özdeşleşmiş “Beni Benimle Bırak” klasiğini Seren Serengil ve eşi seslendirince “Ne gerek vardı ki?” demiştim (Hâlâ diyorum). Neyse, Serengil buna bozulmuş, bana saydırdıkça saydırmış.
Ne gerek vardı ki? Bunca coşmaya... Bak dedim yeniden.

Kapıyı çarptın, kediyi üzdün...

Geç oldu ama güç olmasın, Melek Mosso’nun üç ay önce çıkan Kedi şarkısını keşfettim ve nakaratı dilime takıldı.
Komik ve eğlenceli bir şarkı.
Şöyle diyor nakaratta:
“Kapıyı çarptın, rakıyı döktün, ağzını bozdun,
Kediyi üzdün...
İyi mi ettin, kötü mü ettin.
Bilemiyorsun, beni çok üzüyorsun”.
Mosso şimdi yeni şarkı çıkardı (“Gölgen Yeter”), ama benim aklım hâlâ Kedi’de.
Tam yaz şarkısı gibi geldi bana.

Ancak kadınlarla mümkün

Nefes nefese izlediğim The Handmaid’s Tale’in ikinci sezon sekizinci bölümünü izledikten sonra bir kez daha anlaşıldı:
Bir düzenin değişmesi ancak kadınların bilinçli bir şekilde bir araya gelmesiyle mümkün.
Yoksa unutun o değişimi...

 

 

 

 

X