Yeni normalin ilk gününde mekanlar nasıldı?

Semtler arasında uzun yürüyüşler yaparak (yeni normal gerçeğimle tanışın, durmadan yürüyorum) gezdim dolaştım...

Haberin Devamı


Öyle koştur koştur açılan kafe ve restoranlara gidildiğini pek görmedim.
Evet insanlar vardı, ama azdı.
İlk günün ruh hali olsa gerek, herkes temkinliydi.
Hani hoşlandığın birini görünce elini ayağını nereye koyacağını bilemez, kilitlenirsin ya.
Neredeyse her yerde öyle bir vaziyet vardı.
Sadece müşteriler açısından değil, mekan sahipleri tarafında da...
Mesela bazı mekanlar açılmadı bile.
Hatta Lucca, Must gibi popüler mekanlar bir süre daha açılmayacak.
“Biraz daha bekleyelim” politikasındalar.
Haklılar, çünkü 22.00’de mekanı kapatmak zor bir durum.
Mekanların “prime time” saati gibi bir şey 22.00 dolayları.
Özellikle de yaz mevsiminde.

İKİYE AYRILDI

Popüler, göz önünde olan mekanlar dışında ise durum ikiye ayrılıyor gibiydi:
Genelgedeki kuralları tam olarak anlayıp uygulamak için birkaç gün sonra açılacak olanlar...
Kuralları o kadar önemsemeyip eski normaldeki gibi paldır küldür açılanlar...
Nitekim birkaç kahveci ve kebapçının önünden geçerken gördüm.
Masaların arasına biraz mesafe konulmuştu, o kadar.

KİM DENETLEYECEK?

Mekan sahiplerinin kafasındaki soru ise şuydu:
“Bu kuralların uygulandığını kim denetleyecek?”
Bu soru bana tuhaf geliyor açıkçası.
Neden illa denetlenmeyi bekliyoruz ki?
Sonuçta bu kurallar, önlemler hepimiz için.
Gelen denetçiye şov yapmak için değil ki...

HAFTA SONU RAYINA OTURUR

Neyse, ilk gün böyleydi.
Kafalar fazlasıyla karışıktı.
Hem yeni duruma alışmaya çalışmak hem de aylar sonra mekan açmak kolay değil...
Stres, heyecan, temkinli olma hali; hepsi birbirine karıştı.
Hafta sonuna doğru mekanlarda ve müşteri tarafında her şeyin daha çok rayına oturacağını düşünüyorum.

Haberin Devamı

Meğer yılın ilk altı ayı iyiymiş!

Dün WhatsApp gruplarında Kelebek’in astroloji yazarı Aygül Aydın’ın yazısı paylaşılıyordu.
5 Haziran’daki ay tutulması ve 21 Haziran’daki güneş tutulmasının olası etkilerini yazmış Aygül.
Bu tutulmalardan yola çıkarak 2020’nin bundan sonraki altı ayında tüm dünyada olabilecekleri de sıralamış. Ama esas bomba yazının finalindeydi:
“Bu yazının sonuna geldiğinizde ‘Hiç mi iyi bir şey yok?’ diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz. Aslında yılın ilk yarısı oldukça olumlu bir dönem olarak aklınızda kalacak. Hepimize yılın ikinci yarısındaki bazı zorluluklara karşı hazırlanmak için bir zaman verildi.”
Ne diyelim, kaçış yok. Yaşayıp göreceğiz.
Yılın ikinci yarısına hepimiz hoş geldik...

Haberin Devamı

Canlı yayın dönemi nihayet bitti mi

Karantina boyunca en çok sıkıldığım şey akşam saatlerinde Instagram’ı açtığım anda karşıma çıkan ve hepsi birbirine benzeyen canlı yayınlardı.
◊ Kimi tek başına canlı yayınlar yaptı.
Canlı yayın esnasında ekrandan kendisine yazan arkadaşına, kalp yollayan akrabasına “Canım benim, ben de seni çok seviyorum” diye diye selamlar, ağdalı öpücükler yolladı.
◊ Kimi peş peşe konuk aldı. Ama nasıl hafta içi her gün üç konuk alan bir TV programında bile konuk kalitesi bir noktadan sonra düşer. Ya aynı konuklar tekrar tekrar çağrılır ya da izlenmek uğruna ağzı laf yapan herhangi birini çıkarılır canlı yayına.
İşte Instagram’daki konuklu canlı yayınlarda durum sonlara doğru aynen böyleydi.
◊ Kimisi ise anlık, yaratıcı, aşırı geyiğe bağlayarak canlı yayınlar yaptı.
Evet başlarda iyiydi, ama sonra onda da tekrara düşüldü.
Galiba hepsinde toplam problem şuydu:
İçeriğe kafa yorulmaması.
Yorulmayınca da bir noktadan sonra enerjinin düşmesi...

Yazarın Tüm Yazıları