"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Yalnızlık rekorunuz ne kadar?

Mahalle kafesinde oturmuşuz. Sabahın kör vakti. Gözler yarı çapaklı.


Herkes ayrı masalarda.
Masalar ayrı olsa da birbirimize laf yetiştiriyoruz.
Aynı mahalleden olmak böyle bir şey; bin yıldır tanışıyormuş gibi bir tuhaf duygu.
Ama arada yine bir masalık mesafenin özenle korunması.
Derken aramızdan biri önünde duran gazeteden bir haber okuyor yüksek sesle.
Ünlülerin yalnızlık rekoruyla ilgili bir haber.
Sezen Aksu 13 yıldır yalnızmış.
Hülya Avşar 10 yıldır.
Nebahat Çehre ise 26 yıldır.
Liste böyle uzayıp gidiyor.
Ciddi ciddi istatistiklenen bu yalnızlık verileri adı geçen ünlülerin kimselerle ortalıkta görünmemesine, sevgili ya da eşleri olmamasına göre elde edilmiş.
Şarkıdaki gibi yani:
“Seyret perişan halimi bende akşam olmakta, zalim senin Allah’ın yok.”
Haberi okuyunca hepimiz önce bir üzül, bir hüzünlen...
Aramızdaki masalar yandı hüzünden, o denli.
Sonra dedik ki (Jale, Hale, tüm mahalle); “İyi de hiçbirimizin eşi/sevgilisi yok, onu n’apıcaz?”
İtiraz eden oldu aramızdan, “Ben yalnız değilim ki. İki yıldır gece gündüz Netflix’le çıkıyorum. Şimdi Amazon Prime’la flörtteyim. Apple’ın dizileri de geliyor. E daha ne olsun?”
Hepimiz acıyarak baktık tabii.
Yalnızlık rekorunu kendi eliyle ortaya çıkarmıştı: İki yıl!
Peki hakikaten sizin yalnızlık rekorunuz ne?
Aradaki flört ve ilişki denemeleri yalnızlığa dahil ediliyor mu acaba?
Onları yok mu sayıyoruz? Sorularım çok.
Ya iki kişilik yalnızlıkları ne yapacağız?
Misal, bir karı koca arkadaşım var. Hayatları apayrı.
Yalnızlıkları uzaktan gördüğüm kadarıyla şahane.
Sadece klişe sorularda bir (bütün) oluyorlar, “Vardın mı? Konferans nasıl geçti? Annenleri aradın mı?” filan...
Peki ya yalnız kalamadığı için bile isteye saçmalayanlar?
Sürekli biriyle kendini anlamlı kılmaya çalışanlar?
Dediğim gibi sorularım çok.
Çünkü bu yalnızlık meselesi hepimizin meselesi, üzerinde duralım lütfen.
Günlerce, gecelerce.
Beni yalnız bırakmayın (bu konuda) lütfen.

Yalnızlığın iyi tarafı ne olabilir

◊ Evde bir şey izlemeden önce, “Bu gece ne izlesek?” diye kimseye fikrini sormamak...
◊ Gecenin bir yarısı eski sevgiliden manasız bir WhatsApp mesajı gelme ihtimalini varsayarak telefonu her seferinde uçak moduna almayı ya da ters çevirmeyi düşünmek zorunda kalmamak...

Yalnızlığın kötü tarafı ne olabilir

◊ Restoranda tek başına bir şeyler yiyip içerken bir tanıdığın yanına gelip “Yalnızsın di mi? İki dakika oturayım, bir şeyler anlatıcam” diyerek başına ekşimesi ve kendinle olan toplantını cart diye sona erdirmesi...
◊ Bir düğün ya da doğum günü yemeğine davet eden karşı tarafın “Tek kişilik yer yapıyorum sana, nasıl olsa yalnızsın” diyerek medeni yalnızlığını bir güzel yüzüne vurması ve yanına ısrarla bir “çift” oturtarak gece boyu onların mıç mıç hallerine maruz bırakması...

‘Scarface’ sendromu

Nusret ve New York restoranındaki dört çalışan davalık olmuş. Sonuç: Mahkeme, Nusret’i 250 bin dolar ceza ödemeye mahkum etmiş. Dün Cengiz Semercioğlu’na “Çalışanın tek kuruşunu almadım” demiş Nusret...
Bu tazminattan öte esas ilginç olan çalışanların New York medyasına söyledikleri: “Sürekli izlediği Scarface (Yaralı Yüz) filminin etkisindeydi. Kendini o filmdeki mafya babası Tony Montana sanıyordu. O havalarda dolaşıyordu.” Nusret gerçekten film karakterine kendini fazla kaptırmış olabilir mi? Davalık olduğu çalışanlarıyla ilgili o filmin son sahnesinde Tony Montana’nın söylediği o meşhur repliği savuruyor olabilir mi: “Bana dikleniyorsanız bu işin kralına çattınız demektir.”

X