‘Tostumu yedim’ döneminden nerelere geldik

Yok yok, kesinlikle magazin eskiden daha eğlenceliymiş.

Haberin Devamı


Mesela 2002’de yaşanmış şu ikonik “Tostumu yedim, seni bekliyorum” olayı.
Olayın kahramanları Çağla Şıkel ve Şenol İpek’ti.
Taraflar “Olay bildiğiniz gibi değil” dese de, olay “X Files” gizemini yüksek doz korusa da, “Tostumu yedim” yerli magazin tarihinin kült bir cümlesi haline geldi çoktan.
Bunun gibi eğlenceli daha çok şey var.
Mesela bir diğeri:
Kaya Çilingiroğlu’nun Ferrari sorusunu başka türlü anlayıp “Feraye’yi nereden tanıyorsunuz?” diye kendi kendini muhabirlere ele vermesi.
Peki şimdi magazin olayları nasıl?
Başrolde çoğunlukla şiddet var.
Arda Turan-Berkay olayının üzerinden çok geçmedi.
Şimdi de Ahmet Kural’ın Sıla’ya uyduladığı şiddet günlerdir gündemde.
Artık magazindeki olayların yükü bile fena halde ‘ağır’. Altında eziliyoruz.
Tostumu yedim günlerinin hafifliği, kikirdemesi, naifliği filan meğer çok güzelmiş.

Haberin Devamı

‘Tostumu yedim’  döneminden  nerelere geldik

Memleketin konuşma balonları: Yeni nesil kahveciler

Macbook’unu alıp bir köşede sabahtan akşama kadar çalışanı es geçiyorum, onlar ‘ıssız çalışan’, az konuşan, ‘WhatsApp gülü’.
Benim bahsettiğim; artık her mahalle arasında açılan, iki cool obje / bir ukala garson / üç sağlıklı atıştırmalık ve onlarca çeşit kahve çekirdeğinden oluşan yeni nesil kahvecilerde oturup sabahtan akşama kadar vır vır konuşanlar.
Araştırma yapmadım, ama gözlemim o ki çoğunluğu gençler.
Bu yüzden yeni nesil kahveciler şu anda memleketin ‘konuşma balonu’ gibi.
Bir espresso iki americano etrafında kelimeler ve saatler tüketiliyor.
‘Ne konuşuluyor’un yanıtı bence çok ilginç değil.
Yani öyle aman aman şeyler çıkmayacaktır.
Esas önemli olan “Hadi şurada bir kahve içelim” teklifinin artık şu anlama gelmesi:
Hadi saatlerce konuşalım, vakit öldürelim...

Bu konuşmalar başka

Bugünün olayı, Zorlu PSM’de başlayacak olan Brand Week.
Bu yılki Brand Week’in teması “Sınır Tanımayan Fikirler” olmuş, pek güzel.
Benim en merak ettiğim konuşmalardan biri, “2008’den 2018’e ülke gençliğinin değerlerinde neler değişti” başlıklı Bekir Ağırdır konuşması.
Bizzat araştırma verilerini açıklanacak. Cidden merak ediyorum kaybolan ya da yükselen değerleri...
60 gün boyunca ıssız bir adada ciddi ciddi hayatta kalma mücadelesi veren Ed Stafford’un “Yokluk Paradoksu” konuşması da kesinlikle ilginç.
Neler söyleyeceğini merak ediyorum.
Tek merak etmediğim, ne yalan söyleyeyim, onur konuğu olarak katılacak olan Şener Şen’in konuşması.
Brand Week’in bu yılki temasına tam uymuş mu, emin olamadım.
Yine de 9 Kasım’a kadar sürecek Brand Week’te daha birçok ‘kafa açıcı’ konuşma var, birinden birini mutlaka denk getirin, izleyin derim.
Çünkü içeriği sağlam konuşma bulmak gerçekten zor bu devirde.
Unutmadan, gastronomi meraklısına bir de Brand Week Gastro alt başlığı yapmışlar. Şef olmaya niyetlenenler yahut yemek meraklıları da onu kaçırmasın.

Yazarın Tüm Yazıları