"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Tarkan çifte vatandaş mı oldu

Epeydir herkesin dilindeydi:

“Tarkan, Almanya’ya yerleşmiş diyorlar, duydun mu?”
Evet, Tarkan’ın Köln’e sık sık gidip geldiği, orada bir Türk sevgilisi olduğu hali hazırda konuşuluyordu.
Ama son günlerde konuşulan yeni bir şey daha vardı:
“Tarkan, Almanya’dan vatandaşlık almış, hem de aşkı uğruna.”
Bunu duyunca kafam karıştı.
Çünkü Tarkan Almanya doğumlu.
Oturum izni ya da vatandaşlık hakkı zaten olabilir.
Tamam, bir ara Almanya “ülkelerden birini seç” diyordu Türkler’e.
Çifte vatandaş olunamıyordu.
Ama geçen temmuzda çıkan yasa tasarısıyla, 21 yaşına kadar en az sekiz yıl Almanya’da yaşamış göçmen çocuklarına yeniden çifte vatandaşlık hakkı verilmişti.
Yani Tarkan’ın da -isterse- bu haktan yararlanması söz konusuydu.
Tarkan’ın basın danışmanı Sevtap Küçükkaralar’a konuyu sordum.
Tarkan’ın bu haktan yararlanmak için başvurusu olmadığını ama Almanya’da çok vakit geçirdiği için oturum süresini uzatma konusunda konuşmalar yapıldığını belirtti.
Basın danışmanı ayrıca, Tarkan’ın yeğeni Levent’in vatandaşlık konusunda bir başvurusu olduğunu, soyadı benzerliğinden dolayı böyle bir söylenti çıkmış olabileceğini de söyledi.
Durum bu.
Almanya’daki Türk sevgili mi?
Onu da sordum. Ama malum, bu konuda kapalı kutu Tarkan.
Konuşmak istemedi.


2014’te nasıl eğlendik

Yine eksik yabancı konserler izledik. Lady Gaga ve Justin Timberlake İTÜ Stadı’nda konser verdi ama sahne/stad küçük olduğu için bazı şovlarını sergileyemediler. Ayrıca yabancı konserlerin bilet fiyatlarının pahalı oluşu da konuşulan konular arasındaydı.
Yerli konserler arasında bilet ve ilgi birinciliği dokuz gecelik Harbiye Açıkhava serisiyle Tarkan’a aitti.
Canlı müzik olayı bu yıl yeniden patladı. Her şey La Boom’un dolap arkası mekanı Gizli Kalsın ya da nam-ı diğer Pizza Emirgan’da başladı. Haftanın her günü burada farklı bir şarkıcı performans yaptı. Dizi ünlüleri başta olmak üzere bu sıkış tepiş, ufacık mekana herkes akın etti. Ardından canlı müzik mekanları yeniden popüler oldu. Desibel ve Sahne gibi...
Yazın 150 liralık giriş parasıyla Babylon’un Bodrum’daki yeni markası Juju Plajı’nı ve kavga olayıyla büyüsü zedelenen ama parti kalabalığı hiçbir hafta sonu eksilmeyen Çeşme Ovacık’taki Before Sunset’i konuştuk.
Yazın en çok hayıflanılan şey, “Ne olacak bu Bodrum’un hali?” meselesiydi. Bir tek Türkbükü’ndeki Sess Bodrum’un krizinden etkilenmedi, doldu taştı. Alaçatı ise Bodrum’dan önde kapattı bu yıl sezonu. Alaçatı 29’u, Alarga’sıyla...
Ah, bir de bu yaz Akyaka’yı keşfettik! Meşhur kiteboard’çuları sayesinde sessiz Akyaka bir anda parti cenneti haline geldi. No 22 otelinin barındaki partileri çok konuşuldu.
Yılın son demlerinde Nişantaşı Topağacı yeni mekanlarla atağa kalksa da bu yıl yine en çok Karaköy’deydik! Bej, Unter, Naif, Tükkan, Baltazar, Colonie, Press, Gaspar, Karaköy Lokantası, Maya, Ferah Feza ve son olarak Raw... Karaköy’de mekan sayısı o kadar çoğaldı ki, artık takip etmek zorlaştı. Ama buna rağmen Karaköy çekiciliğinden bir şey kaybetmedi.
İstanbul’da 2014’te en çok konuşulan üç popüler mekan ise Fenix, Yeni Lokanta ve Pizza Emirgan oldu.
Lucca bu yıl onuncu yaşını kutladı, bir de yavruladı. Zorlu’da New York ambiyanslı Cantinery’yi açtılar.
Geceyarısından sonra en çok gidilen mekan açık ara Aztek’ti.Bir dönem nasıl Scotch’a gidildiyse, Aztek de 2014’ün geceyarısı mabedi oldu.
Anadolu’yu da unutmayalım: Adanalılar Cosecha ve Pick Up’da, Diyarbakırlı rock’çılar Roll’de, Trabzon’un önde gelenleri dam’lardaki buluşmalarda ve Süleyman’da, Van gençliği Niçe’de ve Urartu Disko’da, Mardinli beyaz yakalı Bağdadi’de, Gaziantepli gençlik 7/27 ve Hayal Kahvesi’nde, Denizli’de oturanlar ise Saint Tropez, Eat’n Joy ve Marla’da eğlendi 2014’te...


Dünyadan ‘deneyimlenmiş’ mekan notları

NEW YORK... Meatpacking’deki meşhur The Standard Otel’in East Village şubesi The Standard East’te Narcissa adlı bir restoran var. Avakadolu, kuşkonmazlı, havuçlu, pancarlı bir adet de organik salatası. Uğranası, yenilesi, keşfedilesi...

TOKYO... En fazla yedi-sekiz kişilik, küçücük barların, hayli salaş bir şekilde yan yana sıralandığı Golden Gai bölgesi her zaman rastlanmayacak bir deneyim sunuyor insana. Üstelik barların bazılarına giremiyorsun. Sadece müdavimlere özel, kapıda “members only” yazıyor!

KYOTO... Şehir merkezine yakın, ama şehrin ritminden alabildiğine uzak bir zen budist tapınağı var: Ryoan-Ji. Mutlaka gidip görülesi. Bahçesindeki huzuru nefis ve küçük göletindeki manzara doyumsuz...

MARAKEŞ... Meşhur Jemaa el-Fnaa, yani Kıyamet Meydanı’ndan içerilere, ara sokaklara daldığınızda soluklanacak en iyi yer Café Arabe. Hem avlusu hem de üst katındaki egzotik Fas manzarası gayet hoş.

MOSKOVA... Bu soğuk şehrin en sıcak yeri kuşkusuz Café Pushkin. 19. yüzyıldan kalma bir ambiyansı var. Her şey eski. Garsonlar da çarlık Rusya’sı dönemi gibi giyiniyor. Yemekler de iyi...
Moskova gece hayatındaki en popüler mekan ise şimdilerde Soho Rooms. İç içe geçmiş bir sürü bölümden, kattan oluşan Soho Rooms her tür eğlenceyi sunuyor. Restoranından aşağı indiğinizde karşınıza çıkan kulüp kısmında, şık elbiseleriyle sahne etrafında dans eden kadınlar ise ağzı açık bırakacak kadar güzel.

Endişeli ünlü: Mert Fırat

Karaköy Bej’de bir kadın arkadaşıyla yemek yerken görüntülenince sinirlenmiş Mert Fırat.
Çünkü kadın arkadaşının sevgilisi varmış, yanlış anlaşılmak istememiş.
Hatta mekanın yanıbaşındaki karakola gitmiş, şikayette bulunmuş, filan.
Endişeli modern gibi endişeli ünlüye en güzel örnek Mert Fırat olsa gerek.
Endişesi sayesinde olay büyüdükçe büyüdü.
Böyle çıldıracağına kendinden emin davransaydı, hiçbir şey olmazdı.
Bir şey söyleyeyim mi, basın danışmanları/menajerler hiç çalışmıyor bu ülkede.
Çünkü ilk işleri çalıştıkları ünlüye “Paparazziyle karşılaşınca ne yapmalısın” dersini vermek olmalı.
Hepsi öyle saçmalıyor ki paparazziyle karşılaşınca...


X