"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Özge ve Engin ve o bildik hikaye

Onlarla Londra’daki bir ödül törenine davetli olarak gitmiştik.

Onlar dediğim, Özge Özpirinççi ve Engin Altan Düzyatan.
Elbette üzerinden çok zaman geçti.
İkili o dönem beraberdi ve herkes onlara “evlenecek” gözüyle bakıyordu.
Sonra ne olduysa oldu ve jet hızıyla ayrıldılar.
Engin Altan Düzyatan geçtiğimiz günlerde evlendi.
Özge Özpirinççi ise bir başkasıyla ilişki yaşıyor.
Algı ise şu: Engin Altan onca yıl beraber olduğu insanı bırakıp başkasıyla evlendiği için fena biri olarak görülüyor.
Özge ise mağdur, ezik, acınası, terkedilmiş, vah vah...
İki algı da nereden baksanız kötü.
Hele Özge için daha da kötü...
En son mesela düğün gecesi sosyal medya çıldırdı, “Özge’nin askerleriyiz” filan diye.
Şimdi bildiğiniz bir hikayeden bahsedeyim:
Yıllardır evli olan çiftten kadın tarafı öteki dünyaya göç eder. Erkek tarafı bu göç edişin hemen ardından (diyelim ki üç ay sonra) evlenir.
Etrafındaki herkes erkek tarafına kızar, “Bu kadar çabuk evlenilir mi?” diye.
İşte Özge’yle Engin’in durumu da benzerine çok rastladığımız/duyduğumuz bu tanıdık hikayeyle özdeşleştiriliyor.
O yüzden unutulamıyor ve erkek tarafına sürekli saldırılıyor.

Bu olayın Klara’sı Aras Bulut İynemli mi?

Birkaç gündür Tuba Ünsal’la Aras Bulut İynemli’nin Pizza Emirgan’da öpüştüğü dedikodusu konuşuluyor.
Ünsal, Cengiz Semercioğlu ve Kadir Kaymakçı’ya arka arkaya açıklama yapıp “Böyle bir şey yok” dedi.
Bu açıklamaları sırasında ise Danimarkalı yönetmen Thomas Vinterberg’in çok konuşulmuş The Hunt filmini örnek gösterdi.
“O filmdeki gibi bir iftirayla karşı karşıyayım” diyerek...
The Hunt gerçekten sıkı filmdir.
Küçük bir yalanın bir insanın hayatını nasıl yavaş yavaş mahvettiğini ustaca gözler önüne serer.
Peki The Hunt’ta yaşananlarla bu magazin olayı tam olarak aynı mıdır? Ağız tadıyla inceleyelim:
KİM LUCAS KİM KLARA
* İftira atılan konumundan bakarsak eğer The Hunt filminin Tuba Ünsal’ı Lucas oluyor. Filmin ana karakteri Lucas kreşte çalışıyor. Boşanmış. Bir erkek çocuğu var. Ve yeni bir kız arkadaşı...
* Bir gün kreşteki kız çocuklarından biri, onun adı da Klara, Lucas hakkında bir şeyler söylemeye, daha doğrusu uydurmaya başlıyor. Bir şeyler dediğim, cinsel imalı şeyler. Kısa sürede bu kulaktan kulağa yayılıyor ve Lucas yaşadığı küçük kasabanın tüm bireyleri tarafından çocuk tacizcisi olarak etiketleniyor. Olay çığrından çıkıyor.
Kendini ne kadar savunsa, “Böyle bir şey yapmadım” dese de kimse Lucas’a inanmıyor.
İYNEMLİ’YE NEDEN SORULMUYOR
* Filmden yola çıkarsak küçük Klara yerine Aras Bulut İynemli’yi koymamız gerek. Ama bu gerçekçi bir eşleştirme gibi durmuyor.
İynemli o gece etrafındakilere neden durup dururken, “Tuba beni öptü” desin? Yeri gelmişken, konuyla ilgili neden hiç Aras Bulut’a bir şey sorulmuyor?
Muhataplardan biri de o değil mi?
DOKUNMA ÖPÜCÜK MÜ OLDU
* Bu durumda Klara ya da Klara’lar o gece mekanda olanlar. Peki Tuba’yı sevmedikleri için mi böyle söylüyorlar? Olabilir. Bu bir olasılık.
Ya da ikili arasında sadece küçük bir dokunuş gördüler ve ağızdan ağıza bu “öpüşme” olarak yayıldı. Sonra da öyle kaldı.
VE SONUÇ
* Toparlarsak: Filmdeki iftira çok daha ağır ve masum görünen bir çocuğun ağzından çıktığı için herkes anında linç ediyor Lucas’ı.
Tamamen yetişkinlerin olduğu bu magazin olayında ise durum o kadar işin içinden çıkılmaz ve ağır değil.
Evet, herkes bir süre bunu konuşur ama sonra unutur.
Çocuk tacizcisi adamı ise kimse unutmaz, hatta filmdeki gibi aralarında dahi yaşatmazlar.
Burada tek sorun ünlü çiftin bu dedikodudan uzun vadede etkilenip etkilenmeyeceği...
Onların bunu unutup unutmayacağı...

X