"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Oyunculuğu bıraktı ilk şarkısı İngiltere’de çıkıyor

Doğruya doğru, Serel Yereli’yi “Bodrum Masalı” dizisiyle değil instagram hesabında yaptığı ve çok konuşulan o paylaşımından sonra tanıyıp takip etmeye başladım.


O paylaşım neydi, hemen hatırlatayım:
Tatil için İtalya’ya gitmişti Serel Yereli.
Oradayken bir anını kafasına göre instagram’da paylaşmıştı:
Parkta otururken üzerindekini çıkardığı bir poz...
O poza da şöyle yazmıştı:
“Hava sıcaktı, soyunduk. Kimse de dönüp ‘Ne yapıyorsun?’ demedi. Yaşasın özgür Avrupa.”

Oyunculuğu bıraktı  ilk şarkısı  İngiltere’de çıkıyor


”ONE THING” PEK YAKINDA

Geçtiğimiz günlerde tam da Edis’in konseri öncesi Nişantaşı’ndaki Must’ta tanıştık Serel’le.
Fıkır fıkır, mavi gözlerini iri iri açarak konuşan 22 yaşındaki Serel, meğer bir süreliğine oyunculuk kariyerine ara vermiş.
Artık şarkıcı olarak yoluna devam edecekmiş.
Önce şaşırdım. Çünkü bu yönünü hiç bilmiyordum.
Hemen araya girdi, “Ben aslında müzikal oyunculuğu eğitimi aldım” diyerek.
Yakında ilk single’ı çıkıyormuş.
Üstelik burada değil, İngiltere’de!
Sony UK ile anlaşmış Serel. İki hafta sonra yayınlanacakmış “One Thing” adlı şarkısı.
Sözü ve müziği kendisine ait şarkıyı dinlemek istedim.
Hemen elime kulaklığını ve telefonunu tutuşturdu.
Dinler dinlemez ikinci bir şaşkınlık daha yaşadım:
Serel’in sesi gerçekten şahaneymiş!
“Peki” dedim, “Nasıl gerçekleşti bu İngiltere işi? Onlar mı seni buldu?”

KENDİ KENDİNE YAPMIŞ

Kimse onu bulmamış. Londra’ya gitmiş, tüm görüşmeleri kendi kendine yapmış.
Sonunda da başarmış.
İkna etmiş Sony’yi.
Bir yıllık pazarlama planını da hazırlamış şirketi.
Yavaş yavaş yurtdışı festivallerinde sahne almaya başlayacakmış.
Bütün bunları öyle rahat, öyle kendiliğinden bir özgüvenle söylüyor ki Serel, doğrusu hayran olmamak elde değil.
Bakalım Londra macerası onu nerelere getirecek?
Merakla takipteyiz...

Issız adaya değil, kalabalık bir adaya düştüm

An itibariyle Budapeşte’deki ünlü Sziget Festivali’ndeyim.
26’ncısı yapılan bu 7 günlük festivale ilk kez katılıyorum ve gelirayak düşündüğüm ilk şey:
“Rock’n Coke bitmeyip büyümeye devam etseydi, belki şu an Sziget gibi olabilirdi.”
Lakin tren kaçtı, şimdilik yapacak bir şey yok. Ah vah etmek için çok geç.
Bu arada Sziget’in Türkiye temsilcisi Yonca Temizocak O’Mahony’nin verdiği bilgiye göre bu yıl Türkiye’den festivale 2 bin Türk vatandaşı katılıyormuş.
O da az buz bir rakam değil. Üstelik her sene rakamlar artıyormuş.
Sonuçta Budapeşte uçakla 1.5 saat.
Çadırını Sziget alanında istediğin yere kurabiliyorsun.
İçerideki yeme-içme -gördüğüm kadarıyla- hayli ucuz.
Macar parası Euro değil, Forinti. Ama neredeyse Euro’ya eşdeğer.
Dolayısıyla şu şartlarda yabancılara ucuz, ama bize yine ucuz değil tabii...
Neyse, Sziget adasına dair yazacağım daha çok şey var.
Festivalin kendini adadığı aşk, özgürlük ve “farklılıklarımızla güzeliz” manifestosuna dair de...
Biraz biriktirdikten sonra hepsi burada olacak.

X