"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

O varlığın çoğunu birlikte yaptık!

Son yılların en pahalı boşanma davasının kahramanlarından Feryal Gülman’la röportajın ilk kısmını dün yayınlamıştım. İkinci ve son kısmına hazır mısınız? Feryal Hanım’ın bomba açıklamalarına buyrun...

* 21 yıl içinde son yaşadığınıza benzer bir aldatma olayı olmuş muydu?
- Hiç hissetmedim. O kadar çok insan eski hikâyelerini anlattı ki. Duymak görmek istemedim. Ama son olayda içim acıdı. Öyle bir şey algılandı ki, sanki biz üç-beş yıl evli kaldık ve ben adamın parasını aldım gibi. Öyle bir şey yok. 26 yaşında evlendim, 49 yaşında boşanma davası açtım. Bütün bir gençliğim var. Hayatımın yarısını eşimle birlikte geçirdim. Benim birinin imkanlarını, maddiyatını almam söz konusu değil. O varlığın pek çoğunu zaten birlikte yaptık! 20 küsur yıl içinde benim eşim kaç ortaklık yaptı, kaç ortaklığı bitirdi. Ne olaylar yaşadık. Biz hep el ele savaştık. Ben eşimin bir gün elini bırakmadım, yanından ayrılmadım.

O varlığın çoğunu birlikte yaptık

KOLLARIMI SİNİRDEN PARÇALADIM

* Aldatma olayını öğrendikten sonra bir süre beklediniz. Peki bu sürece nasıl katlandınız?

- Bekleyip ne yapacağımı düşünmek istedim. Öyle kolay değil. Karşınızdaki insan kolay biri değil. Öyle bir günde ben bugün boşanıyorum deyip, çıkıp boşanamazsınız... Size fotoğraflarımı gösterebilirim. Kollarımı sinirden parçaladığım günler oldu. Akşam olunca üstüne fondöten sürüp dışarı davete çıkıyordum. Kız arkadaşından gelen mesajları görüp gerçekten çok kötü şeyler yapmak istediğim anlar oldu. Böyle anlarda kötü şeyler yapan kadın ve erkeklerin haklı olabileceklerini de anladım!
Ama yapı olarak sakinim. O sakinliğe rağmen coştuğum, hıçkırarak ağladığım, duvarları yumrukladığım günlerim oldu.

O varlığın çoğunu birlikte yaptık

* “Yaşadığı gelip geçici bir şeydir” diye düşündünüz mü?
- Evlendiğim gün kendisine, beni aldatırsa onu bırakacağımı söylemiştim. Çünkü ben dört çocuklu bir adamla evlendim Onur Bey. İkisi evliydi, ikisi sonradan evlendi. Bunların benim hayatıma ne gibi zorluklar getireceğini biliyordum. Kolay değil dört çocuklu biriyle evlenmek... Çocuklarıyla gayet iyi ilişkilerim oldu. Toparlayıcı oldum. Şimdi karşı tavır sergileseler de, onlara kızmıyorum. Çünkü maddi olarak babalarına mahkumlar! Farklı bir şey yapamazlar. Yoksa kendi annelerinin neler yaşadığını çok iyi biliyorlar.
Evliliğimiz boyunca hiç kötü günümüz olmadı. Kocama çok iyi baktım. Sevgiyle, saygıyla, terbiyeyle. Bir tek şeyi ondan istedim: “Beni aldatma, aldattığın gün boşanırım” dedim. Bir defteri vardı. Günlük gibi. Kızın adını kod adıyla yazmış. Yanına da kalp işareti
yapmış. Bunu gördüğümde çok içime dokundu (ağlıyor)... Otele girerken görmek farklı, defterde kalp işareti görmek daha farklı...

O varlığın çoğunu birlikte yaptık

OĞLUM BABASINA DAVA AÇMAK ZORUNDA KALDI!

* Peki aldatmayı niye reddediyor şu anda?

- Maddi sebeplerden. Çünkü zinayla boşanmanın ciddi bir maddi külfeti var ona. Tamamen maddiyat üzerine biçimlenmiş bir beyni var. Düşünün ki, oğlum Aslan babasına dava açmak zorunda kaldı! Oğlum 18 yaşına girdiği için mahkeme dedi ki, çocuk babasından kendisi istemeli, artık anne üzerinden nafaka olmaz. Oğlum da babasını aradı, “Baba ben sana dava açmak istemiyorum, lütfen okul paramı ve harçlığımı ver” diye. Babası dedi ki, “Hayır ödemeyeceğim.”
Bunun üzerine oğlum dava açmak zorunda kaldı. Ve eşim şöyle bir açıklama yaptı gazeteye: “Davayı kazandım, oğlumu kaybettim. Annesi oğluna para veriyor, o yüzden oğlum benden koptu.” Ben para yerine iş vermeyi tercih ederim, filan.
Ya 19 yaşında üniversiteye giden bir çocuğa iş verebilirsin yaz tatilinde elbette ama hem kışın okul ücretini ödemiyorum deyip hem de nasıl çocuğumu kaybettim dersin? Sen kaybettin çocuğunu!

O varlığın çoğunu birlikte yaptık

DAHA İKİ GÜN ÖNCE GÜLMAN OLDUN, BİR DUR


* Bir de Lemi Gülman’la evlenen Ece Özbek’in sizin hakkınızda söyledikleri var. Bütün malları üzerine geçirip öyle boşandığınıza dair...
- Bütün malları derken? Bir kere oturduğumuz evi ben 2003 yılında Kemal’den satın aldım. Çünkü eşimin diğer çocuklarının üzerine verdiği evleri, arazileri var. Bir tek oğlu Lemi Gülman’a yapmıyor bildiğim kadarıyla. Çünkü onun mal paylaşımı davası var. Eski karısı hak talep edemesin diye. Şimdi, bu evin satın alındığı tarih 2003. Ben 2013’te boşanma davası açtım. Ece Özbek ise 21 Temmuz 2013’te benim evimde evlendi. Lemi Gülman’ın eşinden ayrılma nedeni, Ece Özbek’le yaşadığı ilişki! Ve bu insan 21 Temmuz günü çocuğuyla birlikte Lemi Gülman’la evlendi benim evimde. İki gün sonra ise bir gazeteye hakkımda böyle bir beyan verdi. Daha iki gün önce Gülman soyadını aldın sen, bir dur. Benim malı üzerime geçirdiğimi ne biliyorsun? Kimin ne olduğunu ne biliyorsun? Bunları ne zaman öğrendin? Ondan sonra da inkar etti, “Ben böyle bir şey demedim” diye. Birdenbire ortaya atılması inanılır gibi değil. Kendisine tazminat davası açtım. 10 bin lira tazminat kazandım. Madem söyledin, kabul et değil mi? Onları evlendirdiğim için boşanma davamı geciktirdim. Bunu keşke yapmasaymışım. Hakikaten en büyük pişmanlığım. Hiç değmezmiş. Ne olduklarını biliyordum da, daha iyi anlamış oldum.

O varlığın çoğunu birlikte yaptık

BU BİR ONUR SAVAŞI!

* Davanız iki yıldır sürüyor, bu yıl sonuçlanır mı dersiniz? Ya kaydederseniz?
- Kaybedilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Manevi olarak çoktan kazandım. Çünkü hakim “Affedilmiş bir zina var” dedi. Bir şeyin affedilmesi için ortada zina olması gerekir. Bu kanıtlandı. Ben zinayı affetmedim. Hakim bir adım ötesine devam etmedi. İş Yargıtay’a kaldı. Bu artık onur savaşı. Zina kabul edildiği için onurumu kazandığımı düşünüyorum. Maddiyat benim için hiçbir zaman önemli olmadı. İnsanlar hep tazminat taleplerimi konuştular. Biz bugün Amerika’da yaşıyor olsaydık bu tazminat talepleri çok normal olurdu. Kemal Gülman bugün ilk 50 zengin içinde anılan bir isim. Türkiye’de yaşadığımız için bunlar normal gelmiyor. Ayrıca tazminatın ötesinde bir mal paylaşımı söz konusu.
Doğrusu bu noktaya gelmeyi hiç arzu etmezdim. Ama bu kadınla ilişkisi başladıktan sonra bana karşı son derece kötü davranışlarda bulundu.

* Ne gibi?
- İncitici, kötü söz ve davranışlar... O sözlerin hiçbirini hak etmedim.

X