"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

O şarkı, o klip ve bir “keşke”

Şarkı alışıldık Türkçe pop şarkıları gibi değil.Farklı bir yürüyüşü var.


Özellikle “Suyumu ver, konuş benimle, öpüp okşa gül açayım, insan kendi icat eder mutsuzluğu uyarayım” diyen kısmı.
Sözlerinin tamamının önünde zaten saygı duruşu:
Parçalanmış bir ilişkinin şiddetini hissediyorsun iliklerine kadar.
Düzenleme de kıvamında, modern. Hatta risk alınsa daha rock sulara açılmak da mümkünmüş.
Söyleyen de abartmamış. Usul usul, bazen teatral. Hissetmiş sözleri.
Şarkıya çekilen klip de cool.
“Klip erkeği”yle verilen pozlar çocuksu değil, olgun.
Hele klip erkeğinin botlarının arasından verilen “ayaklarına da kapanırım icabında” pozu “Vay!” denecek türden, cesur.
Ayrıca kadın şarkıcı açısından riskli; çünkü, “Ezik misin? Bu ne hal?” diyen hemcinsleri çıkabilir. Ama o görüntü şarkının sözleriyle uyumlu.
Dahası, kendi halinde olgun bir erotizm ve sonlara doğru modern dans denemesi de var klipte.
Ahım şahım değil, ama sırıtmıyor, doğal duruyor...
Gülben Ergen’in Sezen Aksu imzalı son şarkısı İnfilak ve videosundan bahsediyorum.
Yazının başından beri bir “her şey çok güzel, ama” cümlesi bekliyorsunuz.
Evet şimdi o “ama” geliyor.
Keşke Gülben bu güzelim şarkı ve klibin üstüne sosyal medyadan şu mesajı paylaşmasaymış:
“Ben içimde kopan fırtınaları müzikle iyileştiren bir savaşçıyım. Amazon kadınlarının ok ve yayı taşımak için bir memelerini dağlamaları gibi vazgeçtiğim herkese ve her şeye selam ediyorum.”
Naçizane görüşüm:
İyi şarkıların ardından konuşmaya pek lüzum kalmaz.
Hele böylesi iri iri laflarla.
Çünkü şarkı kendini anlatır ve o şarkıyla herkes başka türlü bir kişisel bağ kurmaya başlar. O yüzden kanımca sakin olmak lazım. Şarkının önüne geçmemek için.
Keşke Gülben de bi sakin olsaydı...

O şarkı, o klip ve bir “keşke”

Serenay’ın gecesi

Yeni bir reklam kampanyası için yeniden beraber çalışmaya başlayan Mavi ile Serenay Sarıkaya önceki akşam medya ve moda dünyasına bir yemek daveti verdi.
Davetten gördüklerim şudur:
◊ Serenay’ın öyle bir star enerjisi vardı ki, markayı ve kampanyayı fersah fersah geride bıraktı. Tüm gece onun etrafında pervane olundu, sadece o konuşuldu.
Bu marka için iyi mi kötü mü, bilemiyorum.
◊ Serenay’ın bu enerjisi kendiliğinden. Özellikle taşıdığı bir kostüm değil.
O yüzden doğal ve sırıtmıyor. Ve haliyle herkes onunla konuşmak için can atıyor.
◊ Reklam filmi mi? Eh, filmi yapanlar da Serenay’ın enerjisinden yola çıkmış.
Ona ve onun insanları etkileyiş biçimine odaklanmışlar.
◊ Serenay çok yakında Bergen’in hayat hikayesinin anlatılacağı filmin çekimlerine başlayacak sanıyordum, yanılmışım.
O filmden önce bir müzikal projesiyle sahnelerde karşımıza çıkacakmış Serenay.

O şarkı, o klip ve bir “keşke”

Yarın...

◊ Ferzan Özpetek’in “Napoli’nin Sırrı” adlı filminin galasında neler oldu?
◊ Her gün yeni bir şey çıkıyor. Şimdi de “CoreAlign” denen bir aletle spor yaptım.
Bir pilates delisinin “CoreAlign” denemesi...
◊ Ve sosyal hayatta olup biten son şeyler...

X